28 Ekim 2009 Çarşamba

‘Kürt açılımı’nın arkasında ne var? — Dimitris Patsules

Yunanistan Savunma Bakanlığı’na yakınlığıyla bilinen ve Atina’da aylık olarak çıkan “Amina & Asfalia” (Savunma ve Güvenlik) Dergisi'nde, strateji uzmanı Dimitris Patsules imzası ile ABD-PKK ilişkilerine dair ilginç görüşlere yer verildi.

ABD’nin, PKK’yı bir baskı aracı olarak kullandığını ve tamamıyla yok etmeyeceğini” ileri süren Yunanlı uzman, “Güneydoğu Anadolu bölgesinin uzun vadede, ABD ve İsrail’in desteğiyle oluşturulacak ‘Büyük Kürdistan’a dâhil edilmesinin planlandığı”nı ileri sürdü.

Dimitris Patsules, “Amina & Asfalia” Dergisi'nin Temmuz 2009 tarihli sayısında yayınlanan bir makalesinde şu hususlara dikkat çekiyor:

“Amerikan birliklerinin 2010’da Irak'tan ayrılması ve bölgede istikrar sağlanması yönündeki çabaları çerçevesinde, PKK ile Türk hükümeti, Kürt sorununun çözümü için müzakerelere başlama kararına yöneliyor. Şimdiye kadar PKK'ya katlanan ve onu Türkiye'ye baskı uygulama ve sorun yaratma aracı olarak kullanan Washington, Afganistan-Pakistan cephesinde ihtiyaçların çoğalması üzerine Amerikan ordusunun Irak'ta kalamayacağını anlayarak 2007 yılında bu politikasını değiştirdi. Washington aynı yıl Ankara'yla PKK'nın tehdit unsuru olarak kalmaması konusunda bir anlaşma yaptı, bunun karşılığında da Türkiye'den -İsrail'den sonra Amerika'nın Orta Doğu'daki en sadık müttefiki olarak- Kuzey Irak'taki Kürt hükümetini tanımasını ve Irak'ın istikrara kavuşmasına yardımcı olmasını istedi.

Gelişmeler sonucu, hem Bağdat hükümeti, hem de varlığını Amerika'nın desteğine borçlu olan Kuzey Irak'taki Kürt hükümeti, PKK'ya karşı cephe aldı. PKK militanları, kaçabilmeleri, eğitim alabilmeleri, yeniden organize olabilmeleri için üs olarak kullanacakları güvenli bir yer olmadıkça, Türkiye'nin güneydoğusunda eylemlerini sürdüremeyecekler. Bu nedenle PKK şu anda zor durumda. ABD'nin duruma böyle bakmasının nedeni Irak'a istikrar kazandırmak istemesi, Irak'taki Kürtlerin nedeni ise var olan ‘devletlerini’ korumak istemeleridir.

Amerika-İsrail planlarının Orta Doğu'da ‘Büyük Kürdistan’ın kurulmasını öngördüğü ve 12 milyon Kürt'ün yaşadığı Türkiye’nin güneydoğusunun bu devlete dâhil edilmesi olasılığı, bu stratejinin esasen uzun vadede Türkiye'nin çöküşüne neden olacağı unutulmamalı.”

KRİTİK HAFTA
Dimitris Patsules, “Amina & Asfalia” Dergisi'nin Ekim 2009 tarihli sayısında yayınlanan "Kürt Meselesindeki Gelişmeler" başlıklı makalesinde ise şu çarpıcı görüşlere yer verildi: "Kürt meselesi kritik haftaya girmiştir. Çünkü 25 yıldır süren savaştan sonra ilk defa sorunun çözüm imkânı, Ankara'nın Türk devletinin bütünlüğünü kurtarma çabalarıyla birlikte görünmektedir.

Washington isterse, bir gecede PKK'yı yok edebilir. K. Irak Kürtleri ve Irak kuvvetleri tarafından zorla temizlenmelerini sağlayabilir. Ancak, Kürt meselesindeki gelişmelerin gerçek yüzü şu noktadadır: ABD, PKK'yı tamamıyla yok etmemektedir. Görünüşe göre, baskı aracı olarak kullanmaktadır.

ABD ve Avrupa'nın PKK'ya karşı Türkiye'ye sağladıkları yardımlar karşılıksız değildir. Bunların en önemlisi, PKK tamamen ortadan kaldırılmadan siyasi çözüm bulunması talepleridir. Erdoğan tarafından Türkiye Kürtleri için geniş özgürlükleri kapsayacak siyasi çözüm planlarının hazırlanması, Amerikalı ve Avrupalıların bu talepleri nedeniyledir.

Bu gelişmelerden çıkan sonuç, kaybedenin Türkiye olduğudur. Çünkü çete savaşının bedeli çetecilerin askeri galibiyeti değil, hükümet tarafının müzakerelere mecbur edilmesi ve sonuçta siyasi bir çözümün kabul ettirilmesidir. Bu itibarla PKK, ‘galibiyet meyvesini’ toplayacak olan liderliği olmasa da hedefine ulaşmayı başarmıştır.

Türkiye ve Kürtler arasında gerçek savaş, artık siyasi arenada yapılmaya başlanmıştır. Ancak bunun gerektiği kadar sürdürülmesi, öngörülen yararlı çete harekâtlı baskı manivelası ile yapılacaktır. Erdoğan, Kürtlere mümkün olduğunca az şey vermeye ve PKK'yı silahsızlandırmaya çalışmaktadır.

Oysa Kürtler, özlü haklara sahip olmayı ve siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamlarında kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesini başarmaya çalışmaktadırlar.

Türk generallerinin ve milliyetçi partilerin Kürtlere serbestiler verilmesine tepkileri mesnetsiz değildir. Her ne kadar DTP ve PKK'nın askeri güçlerinin sorumlusu Murat Karayılan, şimdi -federe devlete dair taleplerini terk ederek- Türkiye'yi parçalamayan bir çözümü kabul ediyor gözükse de, Türk liderleri Kürtlerin serbestilerinin gelecekte Türkiye'nin dağılma ve ülkenin güneydoğusunun kopma ön şartlarını yarattığını, bunun sonucu olarak da, günün birinde bir Kürt devletinin kurulacağını bilmektedirler. Ve çeşitli zamanlarda sızan bilgilere göre, bu, İsrail ve ABD'nin esas hedefidir."

Yunanlı strateji uzmanı Dimitris Patsules’un görüşleri böyle.

Türk hükümetinin “demokratik açılım” projesinin içeriğinin ne olduğu henüz bilinmemekle birlikte, birtakım “serbestiler” kapsadığı tahmin edilen projenin uygulamaya konulması halinde, Dimitris Patsules’un da ifade ettiği gibi, bunun uzun vadede Türkiye’nin lehine gelişmeler yaratmayacağı açık.

Sinan Sungur / OdaTV.Com

Hiç yorum yok: