13 Ağustos 2010 Cuma

Sermaye ile kucaklaşmak isteyen DSİP’e sevabımdır! / İlker Kılıç

Yetmez ama devrimci, yetmez ama sosyalist, yetmez ama İşçi Partisi.

Zekâ ve bilgi açığı DSİP sayfalarında hakaretle kapatılıyor. Kendisi yazamıyor “Ard”ına yazdırıyor. 1

DSİP, Anayasa paketini okumuyor, AKP’nin ağzına bakıyor. Ama AKP, özelleştirmelerin küresel sermayenin önünü açacağım diyor dürüstçe, bunu soldan saklamak DSİP’e düşüyor. Odadaki filin, “elephant in the room”un başka yerinden tutuyor. “Bundan 30 yıl önce darbe yapanlar… tüm dehşetiyle baskı, özelleştirme ve sömürü yasalarını birer birer meclisten geçirdiler” diyor. DSİP’in körlüğüne apoletler iyi geliyor. Apolet görmezse sermayenin diktasına sivil deyip seviniyor.

“Kanunların Ruhu”nu anlatıyor da paketin ruhu söz konusu olunca materyalist oluyor, emekçileri sermayenin kuvvetine yedekliyor. Kuvvetler ayrılığı da Roma’dan kalmadır, deyip bir kenara atıyor. Sınıf savaşı ilk sınıflı toplumlardan kaldığı için herhalde, ona da dudak büküyor.

Marksist geçiniyor da “Doğrusu Marx ve Engels hukuk konusunda pek fazla bir şey söylememişlerdi” diyor. Cehalet, “yetmez ama evet”i açıklıyor. Marksist geçiniyor ama sivilliğe tapınıyor. Liberaller bile diyor ki, “yargı güvencesi olmazsa sivillik olmaz”, sosyalistler diyor ki, “devlet denetlenmezse sosyalizm olmaz” o gidip faşist Carl Schmitt’e sarılıyor. Marksist geçiniyor ama temsili hükümet sistemine secde ediyor. Hitler’e demokrat demek ancak bu kafayla mümkün oluyor. Troçkizm de Türkiye’de eşitsiz gelişiyor ama bileşik gelişemiyor. RED Dergisi onurluca haykırırken bunlara stepnelik düşüyor. Ramon Mercader’in elindeki kazmayı alıyor DSİP, Troçki’nin kafasına sallıyor. Hukuksal esneklik istiyor, Sovyet tarihinden malzeme bulup DSİP, TÜSİAD’la TİSK’le uzlaşıyor. Türkiye’nin sosyalizmle yönetildiğini sanıyor DSİP, “Bütün İktidar Yürütmeye” diye bağırıyor.

“12 Eylül’den sonra ırkçılara, milliyetçilere, darbe meraklılarına, halklar arasında düşmanlık tohumları ekmek isteyenlere, yoksulluğu, işsizliği artıran politikalara karşı daha güçlü bir mücadele” edeceğini söylüyor DSİP ama, şimdiye kadar kimsenin onun elini tuttuğu bilinmiyor. 2 İlkesizlik DSİP’te amentü oluyor: “Reform değil, devrim” diye bağırıyor: “İçinde yaşadığımız sistem reformlarla köklü bir şekilde değiştirilemez, düzeltilemez.” 3 diyor, sonra utangaç “yetmez ama evet”le siyaset yapıyor.

Sermaye ile kucaklaşmak isteyen DSİP’e bir sevabım dokunsun. İşte size bir öneri: Troçki’nin Büyükada’da kaldığı eve inanç turizmi seferleri düzenleyerek vuslata erebilirsiniz.

O makale o sitede şark köşesindeki kalaylı ibrik gibi duruyor. Sonuçta ibrikle ancak taharete çıkılıyor.

1 “Alper Ard” isimli, büyük olasılıkla sahte isimli kişinin yazısı için bkz. http://dsip.org.tr/content/iyi-de-bu-kural-cok-sacma, 10.08.2010
2 http://dsip.org.tr/content/12-eylul-anayasasi-cope, 10.08.2010.
3 http://dsip.org.tr/content/dsip-hakkinda, 10.08.2010

Hiç yorum yok: