26 Eylül 2011 Pazartesi

fk.birleşikcephe'den(!)

Yeni bir dönemin, başlangıcında umutlarımızı yenilediğimiz günlerin heyecanıyla merhaba diyor Faşizme Karşı Birleşik Cephe!

Faşist – İslami kesimin (AKP) yeni ve gerici temsilcisi ve Amerikan emperyalizminin yeni partisi ve yardakçı lideri Erdoğan kliğine ve türevlerine karşı, dikta dönemlerini aratmayan bu dönemde bir gereklilik olarak duyduğumuz Faşizme Karşı Birleşik Cephe (FKBC) Türkiye Devrimci Hareketi’nin sesi olma arzusuyla bir 'Bileşen' olma adına bir fikir edine bilme adına 'Kolektif bilinci' örme perspektifiyle yola çıkıyor. Ne mutlu o günün heyecanını şimdiden yaşayanlara!

Bu yüzden biraz da umuttan söz etmenin vakti diyerek düştük yola! Bu umut yarına olduğu kadar bugünümüze, en yakın dünümüze ve tarihimize aittir!

Biliyoruz ki, hep doğruları yapmadık, yanlışlarımız, eksikliklerimiz, yanılgılarımızın da eleştirisini de yaparak doğrularımızı bundan sonra birlikte bulacağız.

İkinci Dünya Savaşı'nda faşist Nazi Almanya'sının düştüğü o anı yaşar gibi. İki Sovyet askerinin Berlin'deki Reichstag binasına Sovyetler Birliği bayrağını diktiği o muhteşem karede olduğu gibi Türkiye’nin tam demokratik ve tam bağımsız olması arzusuyla Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının Amerikan 6. Filosu'nu Dolmabahçe’de nasıl denize döktüyse açılan o yolda yürümeye kararlıyız. Tıpkı Vietnam’da Ho Şi Mingh önderliğinde gerçekleşen halk savaşında olduğu gibi!

Daha öncesine gitmek gerekirse, 1871 büyük Paris Komünü ve sonrasında yine Ekim Devrimi, dünya devrimleri tarihiyle birlikte, Fidel Castro ve Che Guevara’nın Küba’sında olduğu gibi işçi sınıfı öncülüğünde kendi devrimini gerçekleştirecektir bu topraklar.

Elbette her şeyden önce kendi gerçekliğimiz var(!) Türkiye’de
’68 Gençliği’nin nüvelerini yani Deniz Gezmişleri, tarih 1971 yılını gösterdiğinde Mahir Çayanları ve İbrahim Kaypakkaları tanımamız mücadeleyi belleklerimizde yeninden ateşlendirmiştir tıpkı o kuşaklar gibi.
Bu yüzden kim yok sayabilir, hangi şiirin, hangi şairin gücü yeter ki artık buna!

Melih Pekdemir'in de söylediği gibi: "Yanlışları ve yanılgıları biriktirmektir aşk yanlışlardan ve yanılgılardan, doğruları doğurtmaktır devrim..."

Evet, şimdi devrim zamanı!

Şimdi yeniden inadına devrim zamanı!

Marcos, EZLN’ nin mücadelesini anlatırken, ‘biz de içimizde, ruhumuzda yamalar taşıyoruz, kabuk bağlamış olduğunu varsaydığımız yaralar; en beklenmedik zamanlarda açılan yaralar’ derken, yalnızca Zapitistaları değil, Türkiye Devrimci Hareketi'nin nüvelerini ezilenlerin mücadelesini yürüten herkesin yüreğindeki yaraları da anlatıyor gibidir. Yamalı ve yaralı olsa da ruhumuz sarı zemin üzerine kırmızıyla işlenmiş, geleceği avuçlarına alan, yumruklu - yıldızlı oraklı – çekiçli bir bayrak gibi dalgalanmaya devam edecektir.

Şimdi inadına, gün dönüyor!

Olanca masumiyetiyle ve coşkusuyla tarih devrimci genç bir kuşağın ellerinde yeniden hayat bulacaktır, sokaklar, alanlar yeniden ısınacaktır.

Eylemlerin güzel gözlü çocuklarının gözleri yeniden ışıldayacak, ayaklarımız yerden kesilircesine arşınlayacak zamanı!

Bu yüzden inadına bir umuttan söz ediyoruz, umut edilmemiş bir umuttan!

Herkese söz etmek, gittiğimiz her yere taşımak gerek şimdi bu umudu.

Hayat da başka nasıl değişebilir ki!

Kimileri de gözlerini umutlarımıza dikmiş ama ne mümkün; onlar ne umudu anlayabildiler ne hayatı ne aşkı ne de devrimi!

Şimdi geleceğe gülümseyen gözlerimizdeki inançla emekçi yoksul halkımızın acıları ile büyümeye, Filistin‘de taşlarla direnen çocukların öfkesini yüklenmeye, Aleksix'in gecelerindeki isyanı paylaşmaya şimdi tarihin akışını değiştirmeye...

*
Zamanın kırıldığı yerde bir başka zamana doğru ilerlerken şiiri ve müziği, hayal gücünü ve arzuyu yeniden üretip gökyüzünün fethine doğru yola koyulanlar, masalları olmayan bir coğrafyada çocuklar için yeni masallar yazmak, duyulmamış sesleri, bilinmeyen yerleri keşfe çıkmak, sonu reddedip sonsuzluğu aramak için bir mutluluk çağrımız var... Bu sözlerin ortak sahibi olan herkese, Rosa'ya, '68 baharına 71 yazına ve bizi biz yapan her şeye.

*
Bir kez daha hayata, kavgaya, sokağa merhaba!

İnadına!

Hoş geldiniz!

Hiç yorum yok: