26 Kasım 2011 Cumartesi

Demirtaş: AKP Kürt halkını yok etmek istiyor

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP'nin kendilerini Meclis'te istemediğini öne sürerken, "Bizi Anayasa Komisyonu'ndan çekilmeye zorluyorlar. Amaçları; sesimizi, soluğumuzu kesmek. AKP asla ve asla Meclis'te kalmamızı istemiyor. Meclis'te sesimizin duyurulması onları rahatsız ediyor. Ellerinde halen tutuklama listeleri var. O listede belediye başkanları, il genel meclis üyelerinin yanı sıra ilk etapta 5 milletvekilimizin isimleri var. Onların istihbaratı da bize geldi. 6 milletvekilimiz içeride, 5'ini daha tutuklamayı düşünüyorlar" dedi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Hakkari 2'inci Olağan Kongresi'ndeki yaptığı konuşmasına KCK operasyonunda tutuklanları selamlayarak başladı. Erdoğan'ın politikalarını eleştiren Demirtaş, Türkiye'de siyaset yapmanın zor, Hakkari'de yaşamak, siyaseti yürütmenin de kat kat daha zor olduğunu savundu.

AKP'NİN POLİTİKASI KÜRT HALKINI YOK ETME POLİTİKASIDIR
O nedenle Hakkarililer'in kahramanlıkların en büyüğünü gösterdiğini belirten Demirtaş, şöyle dedi:
"AKP'nin, Başbakan'ın yürüttüğü politika tümüyle bizim sadece siyasal irademizi değil, bütün Kürt halkını yok etme politikasıdır. Bunu akıl hocaları da cemaat önderleri de açık açık söylüyorlar. Yani bir halkın tamamının katliamlardan geçtiği bir süreçten geçiyoruz. Bu yüzden zorlu olacak. Ama geçmiş dönemin iktidarları da, geçmiş dönemlerin Başbakanları da bugünkü Başbakan, bugünkü İçişleri Bakanı kadar saldırgan davrandı, ama her birine bu halk hak ettiği cevabı vermekten geri durmadı. Bu yüzden Hakkari'den Başbakan'a sesleniyorum; Hakkari senin karizmanı, fiyakanı çizdi. Senin siyasal geleceğini de çizecektir. Sen Hakkari'den özür dilemediğin, Hakkari ile barışmadığın müddetçe bu ülkenin tümünün Başbakan'ı olamayacaksın. Bu da sana ders olacak. Hakkari karşında direnecek ve sana gereken dersi verecek."

Ortadoğu'da büyük taşların yerinden oynadığını, Libya'dan İran'a çalkantılı bir siyasal sürecin yaşadığını anlatan Demirtaş, 1'inci Dünya Savaşı'nda da Ortadoğu'da taşların yerinden oynadığını ve büyük uluslararası güçlerin Ortadoğu'nun kaderini belirlemeye çalıştığını söyledi.

Demirtaş, şöyle devam etti: "O dönemde haritalar çizildi, Kürt halkının hak ettiği statüler Kürtler'e verilmedi. O dönemde Kürdistan dörde bölündü ve Kürt halkı dört ayrı ülkede hukuksuz haksız bir uygulamayla yaşamaya mahkum edildi. Şimdi yeniden Ortadoğu dizayn ediliyor ve Kürt halkının kendi statü talebi vardır. İran'da Suriye'de, Güney Kürdistan'da ,Türkiye'de de statü talebi var. Bizler yaşadığımız ülkede, yaşadığımız devletlerde siyasal statü isteyerek yaşamak istiyoruz diyor bu halk. Şimdi ise AKP iktidarı Kürtler halklarını almasın diye Suriye'ye, Güney Kürdistan'a müdahale ediyor. Ve içeride de bütün Kürtler'i tutuklayarak, konuşacak, hakkını arayacak herkesi susturmaya çalışıyor. Öyle şeyler yapıyor ki, Ortadoğu'da taşlar yerine oturduğunda Kürtler önümüzdeki bir yüzyıl daha statüsüz yaşasın. Bütün amacı bu. Kürtler bir kez daha bu tarihi fırsatları kaçırsın diye bütün gücü bize karşı kullanıyor. O nedenle bu tutuklamalar sıradan tutuklamalar değildir. Arkadaşlarımızın suç işlemediğini herkes biliyor. Başbakan da biliyor, medyada biliyor. CHP ve MHP'de destek vererek Kürt halkını bu dönemde sessiz bırakmaya, sokağa çıkamaz hale getirmeye çalışıyorlar. Herkesin dikkatli olması, bu tutuklamalara karşı asla ve asla tek bir milim geri adım atmamak lazım."

"5 MİLLETVEKİLİMİZİ DE TUTUKLAYACAKLAR''
Demirtaş, AKP'nin BDP'yi Meclis'ten atmaya çalıştığını, Anayasa Komisyonu'ndan çekilmeye zorlandıklarını iddia ederken, şöyle konuştu:
"Amaçları; sesimizi, soluğumuzu kesmek. AKP asla ve asla Meclis'te kalmamızı istemiyor. Meclis'te sesimizin duyurulması onları rahatsız ediyor. Çünkü ellerinde halen tutuklama listeleri var .O listede Belediye Başkanları, İl Genel Meclis üyelerinin yanı sıra ilk etapta 5 milletvekilimizin isimleri var. Onların istihbaratı da bize geldi. 6 milletvekilimiz içeride, 5'ini daha tutuklamayı düşünüyorlar. Bütün bu tezgahları yapacak, uygulayacak, hayata geçirecekler. Kendileri bilir. Biz kendilerinden aman dilemeyeceğiz, rica minnet etmeyeceğiz. Polisleri emrindedir, mahkemeler elindedir, medya patronları onların emrindedir. İstediklerini yapabilirler. Hepimizi içeri atabilir. Başbakan'a buradan sesleniyorum; Topumuzu katliamdan, her birimizi tek tek dar ağacından da geçirsen, senin karşında aman dileyen, senden ricada bulunan tek bir BDP'li bulamayacaksın. Bizim direnişimiz çok büyük olacak. Hakkari halkı da, Kürt halkı da savaş istemiyor. Biz savaşa karşıyız, ama senin kölen, teslim olacak, boyun eğecek de değiliz. Senin savaşına karşı elimizdeki bütün gücümüzle, imkanlarımızla direnişi ortaya koyuyoruz ve bu direnişimizi de daha da büyüteceğiz. Tam böyle bir dönemde Başbakan'ın Dersim katliamı ile ilgili özür dilemesi de tesadüf değildir. Böylesi bir dönemde Kürtler'i kullanması, kandırması gibi her türlü yöntemleri deneyen bir Başbakan'dır."

''BAŞBAKAN TÜRKİYE'DE İKİ ŞEHİRDEN NEFRET EDİYOR''
Demirtaş, Erdoğan'ın Türkiye'de iki şehirden nefret ettiğini, bunlardan birinin Tunceli, diğerinin Hakkari olduğunu iddia etti. AKP'nin bu iki ilden milletvekili çıkaramadığını söyleyen Demirtaş, şöyle dedi:
"Şimdi böyle bir Başbakan'ın Dersim'in acısını, Dersim'in travmasını anladığını söylemesi iki yüzlülüktür. Kimse kimseyi kandırmasın. Ama sırf Dersim ili CHP'ye oy verdiği için il başkanları toplantısında üstün körü bir özür dileyip bunu geçmesi bizim açımızdan kabul edilebilir değil. Bizim açımızdan böyle bir özür Dersim katliamının üstünü örter. Dersim katliamı niçin yapılmıştı? Türkleştirmek, Türk ulusunu güçlendirmek için yapılmıştı. Bugün AKP'nin Kürt halkına yönelik anadilde eğitimi kabul edemiyor, Kürt halkının siyasal iradesini kabul etmiyor olması da Türkleştirme'ye dönük bir politikadır. Dolayısıyla AKP'nin bugün yaptığı Dersim katliamından farklı değildir. Dersimde Kürtler fiziki olarak ortadan kaldırılmıştı, bugün ise Kürtler siyasal ve kültürel soykırıma tabi tutuluyor. Bir Başbakan çıkıp ne diyor? 'Kimse benden ana dil istemesin, kimse anadilde eğitim talebiyle gelmesin' diyor. Eğer bir halk anadilde eğitim göremiyorsa o halk Kültürel olarak ortadan kalkıyor demektir. Başbakan samimiyse Dersim katliamı ile ilgili araştırma komisyonu kurar ve parlamento kararıyla Başbakan Meclis kürsüsüne çıkar devlet adına, parlamento adına geçmişte yaşanan Dersim katliamı ile ilgili Alevi halkından, kürt halkından özür diler."

Demirtaş, KCK adı altında yürütülen tutuklamalara karşı Kürt halkına direniş çağrısında da bulunurken, "Sesinizi yükseltmeniz lazım. Sokaklara, alanlara bu tutuklamalara karşı yılmadığınızı, teslim olmadığınızı göstermeniz lazım. Bu yükü sadece Yüksekova ve Hakkari halkının sırtında bırakmamak lazım. Buradan tüm Kürt halkını direnişe davet ediyorum. Tarih bize böyle bir dönemde böyle bir sorumluluk üslenmiştir" dedi.

Hiç yorum yok: