3 Kasım 2011 Perşembe

Sosyalist partiler son operasyonları değerlendirdi

Yaşanan son KCK operasyonun ardından sosyalist partilerin yöneticileri bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda parti temsilcileri Kürt sorununda gelinen durumu ve buna karşı yapılması gerekenleri dile getirdi.

Aralarında Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı’nın da bulunduğu ve 46 kişinin tutuklandığı KCK operasyonun ardından 9 sosyalist partinin temsilcileri bir araya gelerek bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına TKP Merkez Komite üyesi Erkan Baş, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, DİP Genel Başkanı Sungur Savran, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ve İKP Genel Başkanı Şadi Ozansu katıldı.

“Savaş insanlığı çürütüyor”
Basın toplantısında ilk sözü ÖDP Genel Başkanı Alper Taş aldı. "Türkiye Orwell’ın 1984 adlı kitaptaki ülke haline gelmiş durumda" diyen Alper Taş, ülkede bir büyük biraderin herkesi izlediğini ve tutukladığını söyledi. Bu büyük biraderin bir şiir okuyup dört ay cezaevinde yattığını ve bunu mağduriyet unsuru olarak kullandığını belirten Taş, “Şimdi bu büyük birader yayınlanmamış kitabı yayınlayanları dahi cezaevine atıyor. Siyaset yapan aydınlar, yazarlar tutuklanıyor yıllarca cezaevinde yatıyor. Bir araya gelişimizin sebebi bu büyük biradere karşı mücadele etmektir” dedi.

Siyaset akademisinde ders veren ve kokteyline giden insanların tutuklandığını belirten Taş, AKP’nin siyaset okulunda da solcu bilinen insanların ders verdiğini hatırlattı ve onlara hak olanın başkalarına hak olmadığını söyledi.

Bu toplantıya katılanların12 Eylül referandumundan yargı bağımsızlığı çıkmayacağını söylediğini ve maalesef haklı çıktıklarını vurgulayan Taş, hukukun siyasete bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem yaşamadıklarını söyledi. AKP’nin kendi yandaşlarını bir şekilde cezaevinden çıkarttığını belirten Taş, AKP karşıtlarının ise Ergenekon’dan, KCK’den cezeavine atıldığını ifade etti. AKP’nin anayasasından demokrasi çıkmayacağını belirten Taş, AKP’nin terörle mücadele yasasının kendisinin terör olduğunu dile getirdi.

Kritik bir süreçte olunduğunu belirten Taş, savaşın insanlığı çürüttüğünü söyledi. Barışa ihtiyaç duyulduğunu ancak barışın savaşan güçlere teslim edilemeyeceğini vurgulayan Taş, savaşın taraflarına da çağrı yaparak silahsız çözümün önünün açılmasını istedi. PKK’nin silahlı eylemlerine son vermesini isteyen Taş, devletin de siyasi ve askeri operasyonlara son vererek KCK tutuklularını serbest bırakmasını istedi.

“20 yaşındaki insanların ölümüne neden olan yüzde 5 ne?”
TKP MK üyesi Erkan Baş ise, bugün AKP iktidarının 9. yıldönümünün yaşandığını belirterek, bu 9 yılın ülkenin büyük bir cezaevine dönüşmesine tanıklık ettiğini söyledi. Aklını ve yüreğini sermayeye ve halk düşmanlarına teslim etmeyenlerin içinden geçilen süreci büyük bir kaygıyla izlediğini belirten Baş, AKP’nin gerici bir sermaye iktidarı olduğunu ve 9 yıl boyunca emperyalizmin kendisinden beklediği yeni gerici rejimi kurmak için mücadele ettiğini dile getirdi.

AKP’nin bu sürecin çeşitli aşamalarında kendilerinden farklı düşünen, siyasi mücadele yürüten kesimlere sistematik bir saldırı düzenlediğini belirten Baş, operasyonların tamamının siyasi olduğunun hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini söyledi.

AKP’nin Kürt sorunu başlığında siyasi operasyonları artırdığı bir dönemi yaşadıklarını belirten Baş, hemen her gün bir takım tutuklamaların olduğunu sözlerine ekledi. Yavaş yavaş bu sürece halkın alıştırılmaya başlandığını belirten Baş, bir gün üniversite öğrencilerinin, bir gün sendikacıların, bir başka gün ise BDP’li siyasetçilerin tutuklandığını dile getirdi.

İlerici kamuoyunun, bazı insanların hemen her tutuklama dalgasında “bu terörist olamaz ben onu iyi tanırım" dediğine dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Baş, bunun ilerici kamuoyu açısından tehlikeli olduğunu, siyasi iktidarın baskılarıyla ülkenin tamamının gözaltına alındığı ve tutuklandığını söyledi.

Gazeteciler tutuklandığında sadece gazetecilerin, öğrenciler gözaltına alındığında sadece öğrencilerin, BDP’li siyasetçiler tutuklandığında sadece Kürtlerin tepki göstermesinin eksik olduğunu belirten Baş, bu sürecin tüm toplumu kapsadığını ve toplu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

AKP’nin henüz istediği gerici rejimi inşa edemediğini ve bu yüzden saldırılarını arttırdığını belirten Baş, Türkiye’de her şeye rağmen devrimcilerin teslim alınamayacağını sözlerine ekleyerek, bu olduğu sürece Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin direncinin de kırılamayacağını dile getirdi.

Savaş sürecinde binlerce insanın yaşamını yitirdiğini belirten Baş, PKK ve devlet yetkilileri arasındaki görüşmelerde Metin Fidan'ın konuların yüzde 95'inde anlaşıldığını söylediğini hatırlatarak “Anlaşılmayan yüzde 5 nedir? Nedir bu yüzde 5’ki insanlar tutuklanıyor, 20’li yaşlarda insanlar ölüyor. Başbakan bunu açıklamakla yükümlüdür” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“90’lı yılları aşan bir saldırı var”
Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı’nın tutuklanmasının saldırı politikalarında yeni bir eşik olduğunu belirten Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise yaptığı konuşmada, AKP saldırıların intikam alma saldırısına dönüştüğünü söyledi. AKP’nin Kürt halkını teslim alamayacağını bildiğini belirten Yüksekdağ, işçilerin, ezilenlerin ve Kürtlerin boyun eğmeyeceğini söyledi.

Bu yüzden AKP’nin daha kanlı ve kıyıcı olduğunu belirten Yüksekdağ, AKP’nin 90’lı yıllardaki konsepti aşan bir yeni konsept uyguladığını dile getirdi. AKP’nin yaptığı saldırının direniş bölüklerinin bir araya gelmesini de engellemek olduğunu belirten Yüksekdağ, ayrı ayrı yürüyen ve bir araya gelme eğiliminde olan kesimlerin atomize edilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Buna karşı safları sıklaştırmaları gerektiğini belirten Yüksekdağ, bugün toplanan partilerin Kürt sorunun çözümünde taraf olmak durumunda olduğunu dile getirdi. AKP hükümetine seslenen Yüksekdağ, kıyımın egemenlere hiçbir çözüm olanağı sağlamadığını ve her saldırının ardından halkların direnişinin yeniden ortaya çıktığını dile getirdi. Bu yüzden askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesini isteyen Yüksekdağ, görüşmelerin yeniden başlamasını talep etti.

“Nereden tutsak elimizde kalıyor”
Nereden tutulsa elde kalan bir tablo olduğunu belirten Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan ise, son olarak 44 kişinin KCK’den tutuklandığını söyleyerek, bu durumun tam bir maskaralık olduğunu dile getirdi. Azıcık onuru ve adalet duygusu olanların bu yapılanların tezgâh olduğunu göreceğini belirten Turan, "Gelsinler bizi de alsınlar. Bizde KCK’liyiz, biz de ders verdik, biz de Kürt halkının yanında yer aldık” dedi.

Herkese çağrısının antidemokratik gerici iktidara karşı birlikte mücadele etmesi olduğunu söyleyen Turan, Devrimci Karargâh operasyonunda olduğu gibi bu masa etrafında bir araya gelenlerin KCK operasyonlarıyla ilgili de bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti.

“AKP’den demokratik anayasa beklemek hayalciliktir”
İşçi Kardeşliği Partisi Genel Başkanı Şadi Ozansu
ise yaptığı konuşmada, AKP’den demokrasi ve demokratik bir anayasa beklemenin büyük bir hayalcilik olduğunu dile getirdi. Referandumda "yetmez ama evet" diyenlerin barikatın diğer tarafında olduğunu vurgulayan Ozansu, 12 Eylül referandumundan önce sınırlı da olsa var olan hukukun referandumun ardından tamamıyla son bulduğunu dile getirdi.

Bu süreçten sonra AKP ile demokratik bir anayasa yapılacağı yanılsamasına son verilmesi gerektiğini belirten Ozansu, "12 Eylül darbesinde insanları suçlamak için işkence yapılıyordu. Şimdi işkence dahi yapılmıyor, çünkü insanlar haklarında bir iddia bile olmadan cezaevine konuluyor. Bu yüzden özel yetkili mahkemelere karşı ciddi bir mücadele etmeliyiz. Türkiye’de Guantanamo hukuk uygulanmaktadır” diye konuştu.

“AKP siyasi gericiliğin bir numaralı temsilcisi”
Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan
ise yaptığı konuşmada, AKP’nin siyasi gericiliğin bir numaralı temsilcisi olduğunu ve bölgede emperyalizmin temsilciliğini yaptığını dile getirdi.

Bu kapsamda Ortadoğu’da ayak bağı olacak Kürt hareketine karşı hükümetin harekete geçtiğini belirten Gürkan, iç siyasette de kendine rakip istemeyen AKP’nin bu kapsamda da Kürt hareketine müdahale etmek istediğini dile getirdi.

Önümüzdeki dönemde BDP dışındaki siyasi partilerin de AKP saldırılarına maruz kalabileceğini belirten Gürkan, aynı şekilde sendikalara, meslek odalarına ve aydınlara dönük de saldırılar gelebileceğini dile getirdi. Siyasi tutsakların serbest bırakılmasını isteyen Gürkan, CHP içindeki dürüst siyasetçilere de seslenerek yaşanan sürece sessiz kalınmamasını istedi ve sürecin CHP’ye de uzanabileceğini açıkladı.

“AKP çözümü emperyalist politikalarda görüyor”
Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun
ise yaptığı konuşmada, AKP’nin Kürt sorununda çözümü emperyalist politikalarda gördüğünü dile getirdi. Kürt hareketinin verdiği kimlik mücadelesine karşı AKP hükümetinin alan daraltma politikası güttüğünü belirten Uzun, yine sosyalistlere karşı da AKP hükümetinin saldırılarını sürdürdüğünü dile getirdi.

AKP iktidarında ne kadın katillerinin, ne iş cinayetlerine neden olan patronlara, ne kaçak binalar yapıp insanların ölümüne neden olanların yargılandığını belirten Uzun, AKP iktidarında bunların görüldüğünü ancak bu gerçeğe karşı mücadele edeceklerini dile getirdi.

“Sol ülkenin vicdanıdır güçlenmesi gerekiyor”
Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli
ise, AKP’nin şimdiye kadar daha sakin görüntü çizmeye çalıştığını ancak aldığı destekle artık atılgan bir politika yürüttüğünü söyledi. Türkiye’de iş savaş planlarını dahi yapılmış olabileceğini belirten Belli, bununla ancak solun mücadele edebileceğini dile getirdi.

Ülkede milliyetçiliğin ciddi boyutlara yükseldiğini vurgulayan Belli, solun ülkenin vicdanı olduğunu ve bu vicdanı hatırlatmak için solun güçlenmesi gerektiğini ifade etti. Günümüzde Kürt sorunun ile ilgili en bilgisiz insanların bile tepkisinin bunlar da çok oldu artık olduğunu belirten Belli, solun güç olarak vicdanı yükseltmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Kürt hareketi yalnız bırakılmaya çalışılıyor
Son olarak söz alan Devrimci İşçi Partisi Genel Başkanı Sungur Savran ise, Malatya’da ölen 24 gerillanın cenazesinin ailelerine gösterilemediğini bu yüzden bilgisayardan teşhis etmeleri istendiğini hatırlatarak AKP’nin savaşı ve vahşeti yükselttiğini dile getirdi.

Son KCK operasyonun diğerlerinden farklı olarak suçlama dahi yöneltmeden tutuklama yaptığını belirten Savran, mesajın aydınlara olduğunu ve Kürt hareketinin etrafının boşaltılmasının istendiğini söyledi. Buna karşı Kürt hareketinin yanında yer alınmasının çok önemli olduğunu belirten Savran, AKP’den hala demokratik anayasa beklemenin düzenden kopamamanın belirtisi olduğunu ve bundan vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bir büyük kriz geldiğini belirten Savran, Tunus, Mısın gibi ülkelerde devrimci yükseliş olduğunu bunun ABD’ye kadar ulaştığını söylerken Türkiye’de de benzer yükselişin olma ihtimali olduğunu dile getirdi.

Hiç yorum yok: