12 Eylül Askeri faşist darbesinin üzerinden 32 yıl geçti.
Darbe, sermayenin, egemen sınıfların ihtiyacını karşılamak üzere, başta ABD
olmak üzere emperyalist güçlerin onay ve desteğiyle gerçekleşti. Darbeden hemen
sonra, başta işçi sınıfı mücadelesi ve sendikal örgütlenme olmak üzere, muhalif
tüm güçler hedefe konularak ezildi.
Gözaltılar, tutuklanma, işkence,
işkencede ölümler, idamlar, baskılar, yasaklar bir birini izledi. Yüz binlerce
insan gözaltına alındı. Onlarca ilerici, devrimci işkencede, sokak ortasında
katledildi. Sakat bırakıldı. Kitaplar yakıldı. Yüz binlerce insan aylarca-yıllarca,
on yıllarca cezaevinde kaldı. Erdal Eren yaşı büyütülerek ve yine onlarca insan
idam edildi.
Dönemin TİSK (Türkiye İşverenler
Sendikası Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin, “Artık biz güleceğiz” diyerek darbe karşısındaki sınıf
tutumunu açıklıyordu. Buna bağlı olarak Türk-İslam sentezi, toplumu yönetmede
temel bir tez haline getirildi. Bugün AKP’nin bu denli gelişmesini borçlu
olduğu ortam oluşturuldu. 12 Eylül 1980’de ordu, burjuvazinin ihtiyaçlarına
binaen, yönetime el koydu ve sermaye için, sömürü ve baskının devamı için
dikensiz bir gül bahçesi yaratmak üzere görevlendirildi.
Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel
alanlar burjuvazinin ve uluslararası sermayenin ihtiyaçlarına uygun olarak
yeniden dizayn edildi. “24 Ocak Kararları” bir bir gerçekleştirildi.
İşçi sınıfı ve emekçiler için
darbelerle hesaplaşmak, sermaye ile hesaplaşmaktır. Ancak bugün tüm
eksiklerine, ikiyüzlü tutumlara rağmen hazırlanan iddianamenin gereği
yapılmalıdır.
Darbecilerden Kenan Evren ve Tahsin
Şahinkaya ve tüm işbirlikçileri yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Dahası, bu iddianamenin darbeden
zarar gören tüm yurttaşların müdahil olacağı bir yargılamaya vesile olması
sağlanmalıdır.
Darbecilerin yargılanması ve
darbenin arkasındaki güçlerin açığa çıkarılarak mahkûm edilmesi için halk
güçlerinden oluşan bir jüri kurulmalıdır.
Darbelerden ve darbecilerden gerçek
anlamda hesap sormanın demokratik koşulları yaratılmalı, yargı AKP’nin
güdümünden çıkarılmalıdır. Türkiye’nin karanlık tarihini aydınlatacak bir süreç
başlamalıdır. 12 Eylül Anayasası yürürlükten kaldırılıp, halk tarafından
hazırlanan, işçi ve emekçilerin, Kürt halkının, farklı inanç ve kültürlerin,
kadınların, gençlerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasa yürürlüğe konulmalıdır.
Daha iki hafta önce Uludere’de 35
Kürt yurttaşımızın başına bombaları yağdıran bir Genelkurmay Başkanını koruyan,
ona yaptıklarından dolayı teşekkür eden bir başbakandan ve hükümetten,
darbeleri ve darbecileri kapsamlı biçimde soruşturup, gerçek anlamda
cezalandırması beklenemez.
EMEK PARTİSİ
GENEL MERKEZİ
GENEL MERKEZİ
0 Yorum:
Yorum Gönder