Basına ve Kamuoyuna
BDP savunulmadan faşizme
karşı olunamaz
Örgütlü olan kim olursa olsun ona karşı düşman
olmak ve onu yok etmek bu devletin kuralıdır. Devlet her kurumuyla keyfi
uygulamanın alanı olmuştur. Konulan kurallar, kanunlar, devlet gelenekleri vb
örgütlenmiş sistem muhaliflerine karşı hiçbir anlam taşımamaktadır. Keyfi
uygulamalar her dönem örgütlü sistem muhaliflerine karşı uygulanan tek seçenek
olmuştur. Keyfi uygulamaların daha sonra kanunlara uyarlanması ve krallara
bağlanması gelmiştir.
Daha geçen gün Prof Anıl Çeçen Mecliste verdiği “Kürd
sorununa çözüm önerilerinde” 40-50 kişilik grupları füzeyle ortadan kaldıralım,
Kürdleri doğum kontrolüne zorlayalım, tehcir edelim demiş ve zaten başlamış
olan bu uygulamalar için savaş hukukunun devreye girmesini önermiştir. Anıl
Çeçen’in önerileri zaten başlamış bir uygulamanın kanunlaştırılmasıdır. Kazan
Vadisi’nde ve Uludere’de 40-50 kişilik Kürd gruplar füzeyle yok edilmişlerdir.
Van depremi ardından bir utanç durumu olmaya aday olan Kürdlerin tehciri
yaşanmıştır. Yıllardır Kürdlerin üzerinde estirilen aile planlaması baskısı ve
taş atan çocukların ailelerinden alınması ise zaten uygulanan bir yöntemdir.
Kürd hareketinin örgütlü olması devletin en önemli rahatsızlık kaynağıdır. Kürdlerin örgütlenmesi güçlerinin göstergesi olarak ortada durmakta ve devleti içinden çıkamadığı bunalımlara sokmaktadır. Akla gelen her tür çılgınlıkla Kürdlerin örgütlenmelerine saldırmaktadır. Artık devletin freni patlamış ve saldırganlıkta sınırsızlığa yönelmiştir. 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi başlatılan “Kürd sorununa” yeni politika uygulamasında gözaltı listeleri oluşturulmuş ve bu listeler işlerliğe konulmuştur. Bu durumun hiçbir hukuki savunusu yoktur. Ancak keyfi uygulama devam ettirilmektedir. Bir darbe sürecidir bu. Darbe rezilleşme darbesidir. Her tür keyfi uygulamanın “kitaba uydurulması” çabasındaki yüzsüzlük ve tutarsızlıkla rezilleşmenin örnekleri yaşanmaktadır. Devlet her araçla bu rezilleşmeyi savunacak kesimler üretmekte ve bunları ortalığa salmaktadır. Devletin toplumsal muhalefeti yok etme uygulamasındaki keyfiliğini savunabilecek hemen hiçbir tutarlılığı olmayan yüzsüz, rezilleşmiş kişiliklere ihtiyacı vardır ve bu rezilleşmiş kişilikler ortalıkta tek söz sahibi kendileriymiş gibi gezinmektedir.
“Gözaltına alınmayan kimse kalmasın” bu ülkenin yakından tanıdığı bir uygulamadır. Genelde darbe dönemlerinin klasiğidir. Günümüzde de 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, vb darbeleri dönemindeki uygulamaların aynısı yaşanmaktadır. Açık askeri darbeler, post modern, darbelere dönüşmüş, şimdi de bu darbelere rezilleşme darbesi eklenmiştir. AKP eliyle yaşanan bu darbe karşısındaki direniş nedeniyle daha zor yol almakta ve uygulamaları bu anlamda rezilleşme haline dönüşmektedir. Rezillik her alandadır. Ekonomik kriz pembe ekonomi haberleri arasında yok sayılmakta, her tür demokratik hak yılların artık uygulanamaz devlet uygulamalarını eleştirme görünümü altında yok edilmektedir. Ancak temel kural hiç değişmemiştir. Sisteme muhalif olanların örgütlenmesinin her araçla yok edilmesi hep kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir. Faşist devlet yapılanmasının değişen makyajının altında ana davranış kodları aynı şekilde işlemektedir.
Faşizme karşı olmak örgütlü sistem muhalifi güçleri desteklemekle eştir. Faşizme şu veya bu anlamda karşı koyan ve faşizmle uzlaşmayan herkes ama herkes desteklenmeyi hak eder. Kürd hareketi faşizmle uzlaşmamıştır, faşizme karşı ilk günden bu yana hep karşı koymuş ve bu karşı koyuşunda dünya çapında faşizme karşı mücadele etme literatürüne girecek bedeller ödemiştir. Bu bedelleri ödemeye de devam etmektedir. BDP Kürd hareketinin meşru bir partisi olarak faşizme karşı koyuşun da adı olmuştur. Faşizme karşı olan herkes için günümüzde temel ayrım noktalarından biri Kürd hareketiyle dayanışıp dayanışmadığıdır. BDP’ye ve Kürd hareketine verilecek destek faşizme karşı mücadelenin vazgeçilmez adımlarındandır. Faşizmin fedakârlıklar üzerine inşa edilmiş Kürd hareketinin bir örgütlenmesini yok etmesine karşı sessiz kalmak faşizmi sessizlikle onaylamaktır.
Faşizm soyut bir kavram değildir. Somut anlayışlar, somut uygulamalar, somut mekanizmalar, somut kurumlardır. Faşizme karşı mücadele de soyut bir kavram değil somut adımlardır. Günümüzde faşizme karşı mücadele tıpkı tarihte olduğu gibi bir insan olma sorunudur. İnsan olma durumunu kavrayabilen herkes faşizme karşı koymak zorundadır. Faşizme karşı koymanın en önemli adımı da bu ülkede Kürd hareketinin kurumlarıyla, insanlarıyla dayanışmadan geçmektedir.
BDP’ye yapılmakta olan son gözaltı operasyonu uzun yıllardır devam eden Kürd hareketini ve Kürdleri yok etme saldırganlığının yeni bir aşamasıdır. Faşizme karşı olan herkesi Kürd hareketinin kurumlarına destek vermeye çağırıyoruz.
Kürd hareketinin örgütlü olması devletin en önemli rahatsızlık kaynağıdır. Kürdlerin örgütlenmesi güçlerinin göstergesi olarak ortada durmakta ve devleti içinden çıkamadığı bunalımlara sokmaktadır. Akla gelen her tür çılgınlıkla Kürdlerin örgütlenmelerine saldırmaktadır. Artık devletin freni patlamış ve saldırganlıkta sınırsızlığa yönelmiştir. 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi başlatılan “Kürd sorununa” yeni politika uygulamasında gözaltı listeleri oluşturulmuş ve bu listeler işlerliğe konulmuştur. Bu durumun hiçbir hukuki savunusu yoktur. Ancak keyfi uygulama devam ettirilmektedir. Bir darbe sürecidir bu. Darbe rezilleşme darbesidir. Her tür keyfi uygulamanın “kitaba uydurulması” çabasındaki yüzsüzlük ve tutarsızlıkla rezilleşmenin örnekleri yaşanmaktadır. Devlet her araçla bu rezilleşmeyi savunacak kesimler üretmekte ve bunları ortalığa salmaktadır. Devletin toplumsal muhalefeti yok etme uygulamasındaki keyfiliğini savunabilecek hemen hiçbir tutarlılığı olmayan yüzsüz, rezilleşmiş kişiliklere ihtiyacı vardır ve bu rezilleşmiş kişilikler ortalıkta tek söz sahibi kendileriymiş gibi gezinmektedir.
“Gözaltına alınmayan kimse kalmasın” bu ülkenin yakından tanıdığı bir uygulamadır. Genelde darbe dönemlerinin klasiğidir. Günümüzde de 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, vb darbeleri dönemindeki uygulamaların aynısı yaşanmaktadır. Açık askeri darbeler, post modern, darbelere dönüşmüş, şimdi de bu darbelere rezilleşme darbesi eklenmiştir. AKP eliyle yaşanan bu darbe karşısındaki direniş nedeniyle daha zor yol almakta ve uygulamaları bu anlamda rezilleşme haline dönüşmektedir. Rezillik her alandadır. Ekonomik kriz pembe ekonomi haberleri arasında yok sayılmakta, her tür demokratik hak yılların artık uygulanamaz devlet uygulamalarını eleştirme görünümü altında yok edilmektedir. Ancak temel kural hiç değişmemiştir. Sisteme muhalif olanların örgütlenmesinin her araçla yok edilmesi hep kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir. Faşist devlet yapılanmasının değişen makyajının altında ana davranış kodları aynı şekilde işlemektedir.
Faşizme karşı olmak örgütlü sistem muhalifi güçleri desteklemekle eştir. Faşizme şu veya bu anlamda karşı koyan ve faşizmle uzlaşmayan herkes ama herkes desteklenmeyi hak eder. Kürd hareketi faşizmle uzlaşmamıştır, faşizme karşı ilk günden bu yana hep karşı koymuş ve bu karşı koyuşunda dünya çapında faşizme karşı mücadele etme literatürüne girecek bedeller ödemiştir. Bu bedelleri ödemeye de devam etmektedir. BDP Kürd hareketinin meşru bir partisi olarak faşizme karşı koyuşun da adı olmuştur. Faşizme karşı olan herkes için günümüzde temel ayrım noktalarından biri Kürd hareketiyle dayanışıp dayanışmadığıdır. BDP’ye ve Kürd hareketine verilecek destek faşizme karşı mücadelenin vazgeçilmez adımlarındandır. Faşizmin fedakârlıklar üzerine inşa edilmiş Kürd hareketinin bir örgütlenmesini yok etmesine karşı sessiz kalmak faşizmi sessizlikle onaylamaktır.
Faşizm soyut bir kavram değildir. Somut anlayışlar, somut uygulamalar, somut mekanizmalar, somut kurumlardır. Faşizme karşı mücadele de soyut bir kavram değil somut adımlardır. Günümüzde faşizme karşı mücadele tıpkı tarihte olduğu gibi bir insan olma sorunudur. İnsan olma durumunu kavrayabilen herkes faşizme karşı koymak zorundadır. Faşizme karşı koymanın en önemli adımı da bu ülkede Kürd hareketinin kurumlarıyla, insanlarıyla dayanışmadan geçmektedir.
BDP’ye yapılmakta olan son gözaltı operasyonu uzun yıllardır devam eden Kürd hareketini ve Kürdleri yok etme saldırganlığının yeni bir aşamasıdır. Faşizme karşı olan herkesi Kürd hareketinin kurumlarına destek vermeye çağırıyoruz.
Cesaret mücadele devrim sosyalizm!
Faşizme karşı birleşik mücadele!
KIZIL DAYANIŞMA
KIZIL DAYANIŞMA
0 Yorum:
Yorum Gönder