Kaynama hattına gelince: Kaynama mekânları kendi içinde
sıralanmış. Şimdi kaynama sırası Suriye’de. “Arap Baharı” dedikleri bu
kaynamaymış! Kaynamasa nasıl buharlaşacak? Kısacası: “Bahar” diye sunulan buhar
olayı! Sırayla kaynayan ülkelerden geriye kalan ne? Buharlaşma, kararma ve
yanıklar değil mi? ‘Tunus’un laisizmi ne oldu’ demeyin? Zaten kırıntı halinde
olan demokrasi ve diğer insan hakları gibi o da dinci faşizmde buharlaştı!
Kaynama ve buharlaşmayı “Arap Baharı” ambalajıyla bir de
‘devrim’ diye sundular. Gericiliğin yeni taktiği bu: sömürünün, vahşetin her
türü,‘demokrasi, insan hakları’ paketiyle sunuluyor.Irak’a da öyle gitmediler
mi? “Uygarlık, özgürlük, demokrasi” havarisi olarak!
Meğerki Arap Baharı diye sunulan Arabesk Baharı, Arap
Devrimi diye sunulansa ‘devrimin arabeski’ymiş! Yani her arabesklik gibi
ileriye değil geriye, aydınlığa değil karanlığa, sevince değil acıya,
karamsarlığa dönük. Devrimci örgüt ve önderlikten yoksun halk isyanları ya
baştan egemenlerin kontrolündedir ya da kolayca onların kontrolüne geçer! Bu
gerçeğe değil de emperyalizm ve işbirlikçilerinin ‘devrim ve demokrasi’
sunumuna inananlar düşünsün!
Geçenlerde, Uluslararası Af Örgütü,“Libya’da umutların
tükenmekte olduğunu; vicdandan ve hukuktan yoksun milislerin akıl almaz işkence
ve cinayetler işlediklerini” duyurdu.
Şimdi kaynama sırası Suriye’de. Emperyalizm ve yardakçıları
kaynamaya habire ateş veriyor. Bir ağızdan ve tek taraflı. Suriye’nin
gerçek evlatlarından tek alıntı yok yayınlarında.
Sözgelimi çağımızın en büyük şairlerinden Suriyeli Adonis,
ülkesinin yüreği değil mi? Gün 24 saat Suriye’ye yönelik yorum kusan medya,
ülkesi ve demokrasi âşığı bu bilge şaire neden sormaz? Ülkesindeki rejimi
“şiddete dayalı bir rejim” diye niteleyen rejim muhalifi Adonis, aynı zamanda
şunları da söylüyor: “Rejime muhalifim ama askeri diktatörlükten dini
diktatörlüğe geçişe de katkı vermem.. Yaşananlar bahar değil, tarihsel bir
gerileme.. Meyveyi İslamcılar, tüccarlar ve Amerikalılar yiyor. Muhaliflerin
büyük çoğunluğu köktendinciler.. Müslüman Kardeşler faşist, bildiğiniz
faşist..”
(Tamamını okumak için: www.sol.org.tr) Geçtiğimiz ay TKP’nin davetiyle ‘Sosyalizm Kazanacak’ toplantısı için Türkiye’ye gelen Suriyeli Milletvekili ve KP Siyasi Büro Sözcüsü Abdullah Halil de benzeri içerikte bir konuşma yapmış ve “Türk hükümetini dinci gericilerin arkasından çekilmeye” çağırmıştı.
Suriye’de demokrasi özleminin asıl temsilcileri bu
insanlar,Adonis ve Abdullah Haliller’dir. Hillary, Davutoğlu,Suudi Kral,
Merkozi (yani Merkel ve Sarkozy) ler değil...

0 Yorum:
Yorum Gönder