BirGün gazetesinde Alexander
Cockburn Suriye’de yaşananlara değindi. Cockburn, “Byrne'nin bildirildiği gibi,
"öldürülen göstericiler ve gösterilere katılan insan sayısı ile ilgili tüm
veriler üç ana kaynaktan (anlatan sözcüler) gelmektedir ve bu kaynakların tümü
'rejim karşıtı ' ittifakın bir parçasıdır.'' Özellikle insan Hakları Suriye
Gözleme örgütünün, Dubai merkezli ve Batılı-Körfez kaynaklı (dolayısıyla da
şüpheli) bir para fonu ile finanse edildiği bildirilmektedir” dedi.
İşte “İkiyüzlülük ve Suriye” başlıklı yazının tamamı:
Çok az sayıda tiyatro oyunu üst düzey ABD yetkililerinden
daha gerçeküstü olabilir - bunlar başta Amerikan Başkanı olmak üzere, ABD
hükümeti sekreteri ve ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisidir-ciddiyetle
Esad'a ve kuşatılmış Suriye hükümetine GCC'nin (Körfez Arap Ülkeleri) sponsoru
olduğu ve niyetleri yönetimdeki Alevi
azınlığın katliamı yada denize dökülmesi olan muhalif güçlerin ülkeye
yerleştirilmesi üzerine ders vermektedir.
Geçen cuma, bu sertçe 'neşeli' ders anlarında, bir destek
de Esad rejimine karşı ayaklanan 'Suriye Aslanları' nı öven Ayman el-Zewahiri
'nin (El-Kaide yöneticisi) mesajı ile geldi ki kendisi El-Kaide'nin başında
olmasından dolayı Başkan Obama'nın vur emri listesinde bir numaralı hedeflerden
biridir. El Kaide ve Beyaz Saray senkronizasyon halinde!
ABD'nin çok ciddi bir iç muhalefet ile karşı karşıya
bulunduğu en son dönem 1960'larda ve 1970'lerin başlarında savaş karşıtları,
siyahi ve Kızılderili hareketleri olmuştur. Hükümet, iyi dokümante edilmiş bir suikast
gündemi de dahil olmak üzere, şiddetli bir metodik baskı programı uygulayarak bu muhalefete anında
cevap vermiştir.
1993 yılında, Clinton yönetiminin ilk yılında, federal
ajanlar Waco, Texas dışında dini bir gruba silahlı bir saldırı düzenledi.
Federaller oradaki yerleşim yerinde David Koresh tarafından yönetilen Davidian
cemaatinin varlığını kendi otoritelerine hakaret saydılar. Yedi hafta sonra,
Başsavcı Janet Reno kuşatılmış olan bu Hıristiyan köktendincileri ile bir
müzakerenin yararsız olduğu sonucuna vardı ve saldırı emrini verdi. Yetmiş altı
Davidyan cemaati üyesi diri diri yakıldı. Otopside beş çocuğun federal ajanlar
tarafından vurularak öldürüldüğü saptandı. Sonuç ulusal basın tarafından yaygın
şekilde destek gördü ve başsavcı Reno azminden dolayı övgü topladı.
Amerika Birleşik Devletleri hükümetine karşı tertip
edilen bir iç silahlı ve bölücü faaliyete her zaman ve derhal kararlı, ezici ve
öldürücü bir vahşetle yanıt verileceğinden hiç kimse şüphe etmez. Daha fazla
tarihsel illüstrasyon için ben herhangi bir orta bilgili Kızılderili ya da
siyahi yurttaş ile bir röportajı herkese öneririm.
ABD, S. Arabistan
ve Katar kol kola
Bir süreliğine Obama hükümeti sanki Suriye'deki yangını
büyüten Suudi Arabistan ve Katar'ın başını çektiği GCC koalisyonu ile omuz
omuza yeni bir müdahaleye ivmelenerek sürükleniyormuş gibi görünüyordu. Bu ivme
ve BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan ABD destekli çözüm, keskin bir Rus ve Çin
vetosu tarafından durdurulmuştur.
Belki de abartıyor olabiliriz ama Suriye devletinin yok
edilmesi hazırlığı ve coşkusu 9
Şubat New York Times'ta en son yayınlanan ve Antony Shadid'e ait mükemmel bir
Libya raporu ile zayıflatılmıştır. Shadid (Türkiye-Suriye sınırında astım
krizine yenilmiş) raporunda Libya'yı parçalanmış, haydutluk, işkence ve
infazlarla alınmış bir ülke olarak nitelendirdi.
Suriye'de meydana gelecek bir iç savaşın Libya'da
gerçekleşenin çok ötesinde kanlı bir vahşet düzeyi olacaktır – 1975 yılından
1990'a kadar süren Lübnan iç savaşı gazilerinin anlattığı gibi yâda 2006-07
yılında Irak'ta mezhep katliamı sıradana gelenler yenide yaşanabilir.
Esad'ın polis devletinin yozlaşmış ve acımasız olduğuna
şüphe yoktur. Reformlar için Esad'a baskı yapılması için her türlü neden
mevcuttur. Ama müzakere arayışı ve reformunun isyancıların
gündeminde olmadığı açıktır. Aksine Halep'te 28 ölü ve
235 yaralının olduğu ve muhtemelen
Mezopotamya'da El-Kaide ile birlikte çalışan Sünni intihar bombacıları
tarafından yapılan saldırıların amacı müzakereyi teşvik etmek değil hükümete
baskıyı artırmaktır. Batılı
basın kuruluşlarının performansı da neredeyse buna denk bir şekilde utanç
vericidir. Halep vahşetinin ardından, bu basının gazetecileri, Suriyeli
isyancıların sözcüsüne yaltaklanarak, Suriye devlet güvenlik güçlerinin
isyancıları karalamak için kendi kendilerini havaya uçurmuş olabileceği ile
ilgili sorular yöneltti.
Suriye insan
hakları gözleme örgütü finanse ediliyor
Çatışmalar Forumu (Conflicts Forum-Beyrut) yazarlarından
Aisling Byrne, son zamanlarda kesintisiz
yalan bülten akışının batılı basın tarafından hevesli şekilde haber yapılması ile oluşan propaganda
mekanizmasını oldukça ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Byrne'nin bildirildiği
gibi, "öldürülen göstericiler ve gösterilere katılan insan sayısı ile
ilgili tüm veriler üç ana kaynaktan (anlatan sözcüler) gelmektedir ve bu
kaynakların tümü 'rejim karşıtı ' ittifakın bir parçasıdır.'' Özellikle insan
Hakları Suriye Gözleme örgütünün, Dubai merkezli ve Batılı-Körfez kaynaklı
(dolayısıyla da şüpheli) bir para fonu ile finanse edildiği bildirilmektedir
(Elliot Abrams'a göre sadece tek başına Suudi Arabistan'ın 'Arap Baharı
kitlelerini' yatıştırmak için buraya 130 milyar dolar ayırmaktadır).
Sıradan İngiliz tabanlı bir örgüt gibi görünen gözlem
örgütü, şişirilmiş rakamların, 'gerçekler' ve çoğu zaman abartılı kullanılan
'katliam' ve hatta son zamanlarda 'soykırım' kelimelerinin
kullanılması' ile barışçıl binlerce protestocunun kitlesel katliamı ile ilgili
anlatının oluşturulmasında öncü
olmuştur.
Ama ABD gerçekten Suriye isyancılar için gizli bir
takviye güç olacak mı? BM Büyükelçisi Susan Rice, Rus ve Çin vetosunu
tanımlamak için hiç de diplomatik olmayan bir kelime ("iğrenç" )
kullandı, ama belki de bu veto ABD'ye retorik
olarak değil de eylem açısından bir rahatlama sağladı.
11 Şubat Washington
Post'ta bir makalenin manşeti şu oldu: "Katliam sürüyor, ABD Suriye ile ilgili hiç
bir 'iyi seçenek' görmüyor''. Hikâyede, muhabir, ABD hükümetinin "askeri
bir müdahale için hevesli olmadığını" yazdı. İsrail gerçekten Esad'ın
düşüşünü istiyor mu, bu uzun bir karışıklık dönemi demek ve kurulacak muhtemel bir
Sünni rejimi İsrail ile komşuluk yapmaya hevesli olur mu? Bir bütün olarak,
Esad hanedanı yönetimindeki Suriye İsrail için nispeten iyi bir komşu olmuştur.
Türkiye'nin ise kendi Kürt sorunu var ki Suriye istemesi
halinde bu sorunu
şiddetlendirebilir. New York Times'e konuşan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı
"uluslararası müdahalenin ekarte edilmesi gerektiğini" söyleyecek
kadar dikkatliydi.
Suriye Libya
değildir
Esad konusu geçtiğimiz aylarda birçok kez yazılmıştır. İsrail’den
Ehud Barak, bir süre önce Esad'ın birkaç hafta sonra gidici olduğunu söyledi.
Aralık ayında ABD Dışişleri Bakanlığı Esad hükümetinin varlığını "ölü
adamın yürüyüşü" olarak nitelendirdi. Fakat Suriye Libya gibi değildir.
Esad kendisine sadık kalmış bir orduyu yönetiyor.
Suriyeliler çok sayıda uçuruma baktı ve gördüklerinden
sonra karar verdi, onlar Lübnan, Irak ve Libya'nın kaderini yaşamak
istemiyorlar. Esad rejiminin sonunu yazmak için daha çok erkendir. Rejim daha
uzun süre varlığını sürdürebilir ve ABD de bu gerçeğe alışacakmış gibi duruyor.
Diğer taraftan, bu konuda uzman gazetecilerden Peter Lee (Counterpunch )
oldukça kapsamlı bir yazısında şöyle
diyor: ''ABD, İran’a karşı rejim
değişikliği yapmamalarına karşılık teselli ödülü olarak Suriye'yi GCC
ülkelerine (Körfez Arap Ülkeleri) bırakabilir.''
BirGün, Odatv.com

0 Yorum:
Yorum Gönder