TKP’nin SBGYG’ne yanıt:
TKP Genel Merkezi, bir
topluluğun TKP adıyla parti kurma girişimi konusunda bir açıklama yayımladı.
Açıklamada “Geçmişi bir tarih, bir gelenek haline getiren faktörler arasında en
önemlisi, bugünkü ve gelecekteki mücadelenin kendisidir” dendi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) adı etrafındaki “tartışmaya”
TKP’den yanıt geldi. TKP adında bir yasal parti olmasına rağmen bir süredir
aynı adla parti kurma girişiminde bulunacağını duyuran bir grup, dün bu
doğrultuda başvuruda bulundu. Dün bu doğrultuda girişimde bulunan grubun
başvurusu İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildi.
Türkiye Komünist Partisi Genel Merkezi ise konuyla ilgili
bir açıklama yayımlayarak, yaklaşımını ilerici kamuoyuyla paylaştı.
TKP’nin
açıklaması
TKP Genel Merkezi imzasıyla yapılan açıklama şu şekilde:
TKP Genel Merkezi imzasıyla yapılan açıklama şu şekilde:
Bir süredir TKP adıyla yeni bir legal parti kurma hazırlığı
yapıldığını çeşitli internet siteleri ve basın organlarından izliyorduk. Dün bu
yönde resmi bir girişimde bulunulduğu, ancak kuruluş başvurusunun reddedildiği
anlaşılmaktadır.
On yılı aşkın süredir, partimizin ismi etrafında çeşitli
tartışmalar yürütüldü. Bilindiği gibi partimiz bu tartışmalara girmemiş, taraf
olmamaya, dar polemik ve çekişmelerin dışında kalmaya gayret etmiştir.
Bu tavrımız tümüyle siyasi ve etik tutumumuzun ürünüydü.
Komünistlerin siyasal mücadelede muhatabı sömürü düzenidir,
onun ülke içinde ve dışındaki unsurlarıdır. Partimiz isim tartışmasını da başka
sol gruplara, çevrelere karşı değil, antikomünizme karşı, Türkiye'nin egemen
hukuk sistemine karşı yürütmüştür. Çekişmelerden uzak dururken en önemli
ilkemiz bu olmuştur.
İkinci olarak, bizim mücadele ve siyaset anlayışımız
geleceğe yöneliktir. Geçmişi bir tarih, bir gelenek haline getiren faktörler
arasında en önemlisi, bugünkü ve gelecekteki mücadelenin kendisidir.
Dolayısıyla Türkiye Komünist Partisi, “komünist” adıyla ve
kimliğiyle işçi sınıfı siyaseti yürütebilmeyi başlı başına bir kazanım saydığı
için, “isim tartışmasını” solun içine değil düzene karşı yapmış, isim dâhil her
tür değeri taşımayı hak edip etmediğinin, bugünden geleceğe dönük
uğraşlarımızın içinde, yani sınıflar mücadelesinde “sınava” tabi olacağını
bilmiştir.
TKP, sınıf uzlaşmacılığından kesinlikle uzak durarak,
komünist hareketimizin tarihsel ilkelerini titizlikle sürdürerek, emperyalizme,
gericiliğe şiddetle karşı çıkarak, işçi sınıfının öncü rolünü benimseyerek, Marksizm-Leninizm’in
mirasını sahiplenerek ve komünist hareketi işçi ve öğrenci gençlikle mümkün
olduğunda buluşturup yeni kuşaklara mal ederek, içinden geçtiğimiz karanlık,
karşı devrimci dönemde, söz konusu sınavdan olabildiğince alnı açık çıkmıştır.
Bizler bugünü var eden geçmiş devrimci kuşakların emeğine
saygı göstermeyi de ihmal etmedik. Komünist hareketin geçmiş kadroları bugün
doğal olarak farklı örgütsel konumlarda siyasal kimliklerini sürdürüyorlar veya
siyaset dışında duruyorlar. Antikomünist kampa geçenler bir yana, bu tercihlere
saygı duyulmalıdır. Hareketimizin geçmiş emektarlarını kişi kişi tasnif etmeyi
yanlış buluruz. Bugünkü Türkiye Komünist Partisi sosyalizm programı temelinde bütün
kuşaklara kapılarını her zaman açık tutarak göstermiştir bu saygıyı.
Bu öncüllerden hareketle bir siyasi partinin, hele adı TKP
olan devrimci bir sınıf partisinin, ismi etrafında yürütülen tartışmaları
ciddiye alması beklenemez. Bu konudaki girişimleri boşa çıkartmak ise meşru
hakkıdır. Yapılan kimi açıklamalarda partimizin adını başkalarıyla paylaşmadığı
için suçlanması anlaşılmaz bir durumdur. Açıkça söylemek zorundayız; TKP
burjuva legalitesinden güç aldığı için değil, mücadelesi ve varlığıyla ülkenin
komünist partisi olduğunu kanıtladığı için, devrimci olduğu için, adını da
başka değerlerini de korumayı sürdürecektir.
1920'den gelen TKP geleneği 1990'larda bir dizi ihanet ve
yenilginin sonucunda tarihsel isminden yoksun kaldı. 2001'de bu ismi burjuva
legalitesinin engellerine ve Gorbaçovcu-liberal likidasyonun yıpratıcı etkisine
rağmen siyasal mücadeleye yeniden kazandırmak, isim hırsızlığı değil, onurlu
bir görevin yerine getirilmesidir. Mustafa Suphi'lerden başlayarak bütün
değerlerimize sahip çıkmak kimsenin tekelinde olamayacağı gibi, bir geleneği
sahiplenmenin en güçlü pratik kanıtı, geleneği yaşatmak ve adını geri kazanmak
olabilirdi. Partimiz bu kazanımı elde etmeden önce, TKP adının siyaset alanına
çıkamadığı yaklaşık on yıl geçmiştir. Bu adımı doğal olarak Türkiye komünist
hareketinin o momentteki, 2001'deki en güçlü kolu atmıştır. Fırsatçılık olsun
diye değil, bu sorumluluk bize düştüğü için...
Bir ülkenin komünist partisi kimsenin, herhangi bir kadro
öbeğinin veya bir yöneticiler topluluğunun malı değildir. Partimiz de bu
dürüstlükle davranmış ve partili gelenekten başlayarak sosyalizm mücadelesini
sürdüren herkesi, her zaman ve kimi uğraklarda özellikle altını çizerek parti
çatısına davet etmiştir.
Partimiz bu davete olumlu yanıt veren yüzlerce eski TKP'li
üyesiyle, solun diğer geleneklerinden yetişmiş deneyimli yoldaşlarıyla, siyasal
mücadeleye bu çatı altında atılmış insanlarıyla ve bugünkü TKP'de en geniş
kesimi oluşturan genç kuşak komünistlerle gurur duymaktadır.
Komünizm davasını sahiplenenlerin yeri ülkenin komünist
partisinin saflarıdır. Amaç Türkiye'de komünizmi güçlendirmekse, TKP'ye çelme
takmaya çalışmak bunun en aykırı yoludur.
Aksiyon ve Zaman gibi yayın organlarında haberler çıkması,
siyasi iktidarın TKP adıyla yeni bir parti girişimini hoşnutlukla
karşılayabileceğinin göstergesi olarak yorumlanmaya açıktır.
İktidarın konuyu kaşıyabilmesi ve biçimsel bir kaosun önünü
açma olasılığına karşı aldığımız önlemlerden biri de, bir grup arkadaşımızın,
iktidar partisi AKP'nin adıyla bir resmi parti kuruluş dosyasını ilgili
mercilere sunarak böyle bir adımın kabul edilemez olduğunu, hangi kapıları
açacağını göstermeleri olmuştur. Böylece, TKP adının mükerrer kullanımının
önünü açarak provokatif bir ortama izin vermemesi yönünde, siyasi iktidar
uyarılmıştır.
Solu ciddiyetten uzaklaştıracak, yalnız partilerin değil,
aynı adla dergilerin yayınlanıp derneklerin kurulabileceği akıldışı bir ortama
sokabilecek bu yol, kimilerine çok yaratıcı ya da eğlenceli gelmiş olabilir.
Ancak bugünkü dünya ve ülke koşullarının bir gün dahi oyalanmaya izin
vermediğini, umarız söz konusu çevredeki arkadaşlar da kısa sürede
kavrayacaklardır.
Kendilerine gerici yayın organlarında neden alan
açıldığının farkında olmadığını sandığımız bu çevre, başvurusunun reddedilmesi
karşısında, mükerrer ad kullanımını yasaklayan yasa maddesinin uygulanması ile
komünist adıyla parti kurulması yasağının uygulanmaması arasındaki çelişkiye
işaret edebilmiştir. Kullandıkları tabirle, 2001 yılında TKP adının
yasallaşması “AKP'nin hukuku hiçe sayması”dır! Bu ifadenin bir kalem sürçmesi
olduğunu düşünmek istiyoruz... Ne yazık ki, yeni girişimde bulunan kişilerin çeşitli
konularda son derece özensiz oldukları görülmektedir.
Az önce belirttiğimiz gibi bugün partimiz saflarında çok
sayıda “eski” TKP üyesi bulunmaktadır. İsim tartışması açanlar ilk önce bu
yoldaşlarımıza saygısızlık yapmaktadırlar.
Bu süreçte partimizin üyesi veya dostu olan bazı deneyimli
yoldaşlarımızın adı, yeni bir partinin kurucusu veya destekçisi olarak,
kendilerinden habersiz biçimde yazılabilmiştir. Bu, komünistlere özgü onur
duygusu bir yana, her tür etik kuralın ihlalidir.
Bugün binlerce militanı, on binlerce destekçisiyle
kapitalist sömürü düzenine, emperyalizme ve gericiliğe karşı kavga veren bir
partiye her vesileyle hakaret, hatta küfür edilmektedir...
Türkiye Komünist Partisi, bir kez daha, bu yanlışlarda
ısrar edilmemesi için ilgilileri uyarmaktadır.
TKP Merkez Komitesi, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının alçakça
katledilmelerinin 91. yıldönümünde, 29 Ocak 2012'de Ankara'da düzenlediği
kitlesel toplantıda bir çağrı yayınlamış, bu çağrıda Marksist-Leninistleri
partiye, bütün ilerici güçleri TKP'ye güç katmaya davet etmiştir.
Partimizde kin, olsa olsa sınıf kinidir. Bizim kültürümüzde
sol içi ilişkilerde nefret ve öfkenin değil dayanışmanın, kardeşliğin,
yoldaşlığın diline yer vardır. TKP Merkez Komitesi 29 Ocak Çağrısı’nın
arkasındadır.
Şahabettin
Bakırsan: “Bu grubu ismimi herhangi bir biçimde kullanmaması için uyarıyorum”
Dün TKP adıyla yasal bir parti kurma girişiminde bulunan çevre önceki günlerde yaptığı çeşitli açıklamalarda tarihsel TKP'de yıllarca sorumluluk almış olan 1920 doğumlu Şahabettin Bakırsan'ın da aralarında olduğunu duyurmuştu. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan bir toplantıya Bakırsan'ın haber göndererek kurucu olma talebinde bulunduğu da, yine aynı çevre tarafından iddia edilmişti. Bakırsan bu haberlerin asılsız olduğunu söyleyerek kamuoyuna bir açıklama yayınladı. Bakırsan yazılı açıklamasında şunları söyledi:
Dün TKP adıyla yasal bir parti kurma girişiminde bulunan çevre önceki günlerde yaptığı çeşitli açıklamalarda tarihsel TKP'de yıllarca sorumluluk almış olan 1920 doğumlu Şahabettin Bakırsan'ın da aralarında olduğunu duyurmuştu. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan bir toplantıya Bakırsan'ın haber göndererek kurucu olma talebinde bulunduğu da, yine aynı çevre tarafından iddia edilmişti. Bakırsan bu haberlerin asılsız olduğunu söyleyerek kamuoyuna bir açıklama yayınladı. Bakırsan yazılı açıklamasında şunları söyledi:
“Türkiye Komünist Partisi adını taşıyan ikinci bir parti kurmak için girişimlerde bulunan bir grubun ismimi kurucular arasında duyurduğunu öğrenmiş bulunuyorum.
Bu girişimle herhangi bir bağım olmadığı gibi, söz konusu grubun komünist hareketin tarihsel birikimi ve toplumsal temsili açısından herhangi bir hakkı olduğunu da düşünmüyorum.
TKP adını taşıyan bir ikinci partiyi resmiyette kurmak için başvuruda bulunmak üzere çalışmalar yürüttüğünü öğrendiğim bu grubu ismimi herhangi bir biçimde kullanmaması için uyarıyorum.
Halkımıza ve Türkiyeli komünistlere arz ederim.”
Ali Eriş: “Bu iş yalan dolanla olmaz”
Söz konusu grup tarafından ismi kullanılan bir diğer kıdemli komünist olan Ali Eriş ise “Yeni bir TKP girişimi var, sizin de adınız kurucular listesinde geçiyor, ne düşünüyorsunuz?” sorumuza şu yanıtı verdi:
Söz konusu grup tarafından ismi kullanılan bir diğer kıdemli komünist olan Ali Eriş ise “Yeni bir TKP girişimi var, sizin de adınız kurucular listesinde geçiyor, ne düşünüyorsunuz?” sorumuza şu yanıtı verdi:
“Şimdi bakın ben sizinle bir gerçeği paylaşayım. Bunlar geldiler bana… Ben 80 yaşındayım. Komünist harekete baktığınızda bazı arkadaşlar buraya geliyorlar, onlara anlatmamız lazım. Ufak tefek hareketler geliyor ya onları tamamlamamız lazım. Onlara ben bunları anlattım, ben bir sosyalist olarak yasal harekete girmiyorum.
Ben size şöyle katkı sunarım dedim; buraya getirirsiniz, benim belirlediğim koşullarda, eğitim veririm, geliştiririm, bunlar kolay değil, sonra anlattım, dedim siz bilmiyorsunuz. İşçi olmak koşuluyla getirin ben yetiştireyim dedim.
Partiye girmek kolay değil. Sen namuzsuzluk, yalan dolanla yapamazsın bunu. Olur, mu hiç!
Yoldaşlar, dostlar, ben katkı sunarım. Gelirlerse onlara aynı şeyi söylerim. Ben parti üyesi olmam, parti üyesi olmak kolay değil. Sen partiyi bulmazsın parti seni bulur.”

0 Yorum:
Yorum Gönder