17 Mart 2012 Cumartesi

Bu adam demokrasi özürlü: Neden “Akbaş” değilde “Kızılbaş” diyorlar

Bilim ve Ütopya Dergisi yazarı araştırmacı Ahmet Küçükkalfa Alevi Türmenlere adını veren kızıl başlığın peşine düştü. Dergideki yazısında “Kızılbaş-Alevi Türkmenlerin taktiği söylenegelen ‘Haydari Taç’ ile ‘Kızıl başlık’ arasında bir uyumsuzluk vardır. 12 dilimli Haydari Taç, Sufi’lerin ve halifelerin giyimine daha uygundu. Hacı Bektaş Dergahı’nda muhafaza edilen başlığın rengi beyazdı. Oruç Beğ Tarihi’nde açıklıkla belirtildiği gibi, Osmanlı yönetici sınıfının ve padişah kullarının giydiği Ak Börk’e karşılık, Şeyh Haydar’ın getirdiği yenilik, Ak Börk’e 12 İmam’ı simgeleyen 12 dilim katmasıydı. Şeyh Haydar, Hacı Bektaşi Veli ocağından çıkan Ak Börk’ü yok farz edemezdi; ancak bu yönde yeni bir yorum getirebilirdi” diyen Küçükkalfa, Kızılbaşlık kavramının kaynağını verdiği referanslarla şöyle açıkladı:

“Hemen hemen bütün kaynaklar bu safevilik’le ilgili olan bu kavramın Şeyh Haydar’ın emriyle kullanılmaya başladıklarını işaret etmektedir. Savory’e göre, Şeyh Haydar Şirvan üzerinden 3. Kez hücum etmeden önce, Hz. Ali’yi rüyasında görür ve taraftarlarına On İki İmam Şiiliği’ni temsilen, on iki dilimli (fereke) taç külah giydirir. Allasche, ’12 dilimli kırmızı başlıktan dolayı, onlara Kızılbaş denilmiştir. Kızılbaşlık, temelinde Türk kültürü olan, mezhep kaygısından uzak, sufilik ve yoğun Ehl-i beyt sevgisi yoğrulmuş Müslümanlık hareketidir’ der.”

KIZIL BAŞLIĞI BULDU
Ahmet Küçükkalfa, Kızılbaş Safevi Türkmen askerlerinin giydiği Kızılbaş başlığını görmek üzere Oğuz-Avşar Türkmenleri’nden İran hükümdarı Nadir Şah’ın başkenti Meşhed’e gitti. Meşhed’de Anıt Mezar ve müzeyi ziyaret eden Küçükkalfa, 16. Yüzyıl Safevi askerlerine ait savaş giysileriyle beraber “Kızıl Başlık”ın aslına da ulaştı.

Makalenin tamamı derginin Mart sayısında da okunabilir.

Hiç yorum yok: