14 Mayıs 2012 Pazartesi

Devrimci Karargâh Davası üzerinden yürütülen tiyatro son bulmalıdır!

AKP-Cemaat iktidarı bu işi kurgu olarak önce Ergenekon üzerinden ‘ideolojik olarak, birbirinden nefret edecek kadar yan yana gel(e)meyecek, kişileri, ne yapıp edip’ ulusalcılar diye tabir ettiğimiz kişiler üzerinden yaptı, “Yesinler birbirini” diye nara atarken bazıları(mız) bu süreç daha sonra malum başlıktan da anlaşılacağı üzere Devrimci Karargâh Örgütü Davası üzerinden devrimcileri tasfiye etmeye kadar gitti, bununla da bitmemişti(!)

AKP-Cemaat iktidarı bu işi diğer emperyalist uzantılı işbirlikçileriyle öyle kurgulamıştı ki bu işin Kürtlere ulaşacağını düşünemeyen kendini sol olarak tanımlayan güçler, olaylar KCK’ye dayanınca AKP-Cemaat iktidarının asıl hedefinin sadece ulusalcılarla ya da devrimcilerle sınırlı olmadığını anladı. Bu da KCK üzerinden yürütülen Kürtlerin tasfiye edilmesi planıydı… Yine malumdur AKP-Cemaat iktidarı ‘Demokratik Açılım’ adı altında yürüttüğü senaryo tutmayıp, fiyaskoyla sonuçlanınca kendi Kürdünü yaratmak için elini Kemal Burkay’a attı ve onu paraşütle Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR)’nin içine yerleştirdi.

Ağababalarından aldıkları güçle AKP-Cemaat iktidarı, Amerikan destekli rejimlerini tahkim etmek için akıl almaz bir devlet terörü sürdürmeye devam ediyor. Polis - TSK - Kürtler - Türkler - Aleviler - Hukuk - Yargı - Anayasa - Sanat - Kültür ve Tiyatro hak getire bu çerçevede, girmedikleri hiçbir alan bırakmadılar. Birinci ‘Cumhuriyet’ tasfiye edilip, ağır ağır ve sessizce ‘demokrasi’ payandası altında ikinci ‘Cumhuriyetleri’ni inşa ettiler. Bu öylesine bir güç kavgasıydı ki, AKP ve Cemaat kendi içinde bile birbirine düştü.

Oysa şimdi bu it dalaşının yanında “Sürreal” iddianamelerle yürütülen sürek avları, komedi tarzında müsamereleri aratmıyor. “İktidardan bağımsız” olduğu iddia edilen ‘yargı’ kurumlarına alenen Pensilvanya perdeleri asılmış: mevcut yargılamalar birer müsamere olarak izlenebiliyor artık. Özel Yetkili Mahkemeler artık yeni Şehir Tiyatroları’nın yerini alıyor.

Ağca Kaya başta olmak üzere, RED Dergisi yazarı Hakan Soytemiz ile birlikte on sekiz kişi, “Devrimci Karargâh” operasyonunda gözaltına alındıkları süreç göz önüne alındığında Hakan Soytemiz suçunu bilmediği bir dava yüzünden nasıl olduysa başka bir sol davadan kesinleşmiş 22 aylık cezasına polis şefinin Soytemiz’in “Niye gözaltına alıyorsunuz” sorusuna, gözaltı sırasında gülerek “Fena mı, cezanı temizler çıkarsın” başlığı adı altında iki yıldır cezaevinde tutuluyor.

Bu operasyonun bize gösterdikleri, Fethullahçı örgütlenme aleyhine kitap yazan Hanefi Avcı’yı hapse tıkma amaçlı alelacele bir tezgâh olarak hazırlandığı, farklı kesimlerden sosyalistlerin ve bu arada Soytemiz ile birlikte Ağca Kaya’nın da bu komploya malzeme edildiği ortadadır.

Öyle ki, sonradan Hanefi Avcı ‘Ergenekon’a bağlandı ve onunla ilişkili gösterilen bütün sanıklar tahliye edilmiş durumda. Ne var ki, Hanefi Avcı’yla tek bir ilişkisi kurulamayan Hakan Soytemiz ve davaya bir itirafçının “Devletten gizli tanık olarak nasıl para kotarırım” diyen adı Haydar olan ve yolda “Selam verdiği herkesi ihbar edip, olduk olmadık akılları zorlayan iftiralar” attığı Ağca Kaya tahliye edilmedi.

FKBC olarak RED Dergisi’nin Mayıs 2012 - 68. Sayısı’nda yer alan çağrısına uyarak, bu müsamereye figüran olmayı reddeden Hakan Soytemiz’i, Ağca Kaya’yı savunmak, bundan böyle Türkiye ve dünya devrimcilerinin görevi olmalıdır…

Düzmece operasyonlara son!
Yaşasın devrimci dayanışma!
Sosyalistlere özgürlük!

FKBC | Faşizme Karşı Birleşik Cephe

Hiç yorum yok: