18 Mayıs 2012 Cuma

Doğrudur, İbrahim Kaypakkaya kabulümüzdür, önderimizdir!

1970′lerin kabaran kitle hareketlerinin içinde kasketli, yeşil gözlü bir delikanlıydı. Genç yaşına rağmen yaşadığı koşulların ve dönemin pratiği içinde geliştirip-büyüttü düşüncelerini.

Kaypakkaya’yı ülkemizdeki burjuva ve burjuva demokrat aydınlar özellikle “yok” sayar. O’nu ısrarla görmezlikten gelirler. Bunun tek nedeni vardır. O da, hiç kuşkusu yoktur ki Kaypakkaya’nın proleter Devrimci çizgisidir.

Çünkü O’nun, Türk devletinin niteliğini ve Kemalizm’in faşist özünü, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının temsilcisi olduğunu, Türk devletinin Kürt ulusunu ezdiğini, Kürtlerin ezilen bir ulus olduğunu ve Kürt ulusunun ayrılma hakkı olduğunu net olarak ortaya koyması ve bunlarla birlikte proletarya önderliğinde demokratik halk devrimi ve kesintisiz olarak sosyalizm ve komünizmi hedeflediği için, ne burjuvazinin ne de burjuvazinin etki çemberi içindeki bazı demokrat aydınlarımızın hoşuna gider. Öte yandan Kaypakkaya’nın düşünceleri ve çözümlemelerinin, bu kesimlerin hoşuna gitmesi zaten beklenemez.

Bu gerçeklerin yanında bir başka gerçek daha vardır ki; Kaypakkaya’nın kurduğu işçi sınıfının öncü örgütü Proletarya partisi TKP/ML ‘nin, sınıf savaşımını kesintisiz ve O’nun ortaya koyduğu Marksist-Leninist-Maoist çözümlemeler ışığında dirayetle yürütmesidir. Burjuvaziyi ve onun ideolojik-siyasal çemberi içinde olanları korkutan esas öğe de budur. Çünkü Kaypakkaya’nın düşünceleri savaşıma katiyen ara vermemiş, yarı yolda asla tökezlememiştir ve yaşadığı dönemden bugüne onun düşünceleri bu coğrafyada en tehlikelisi olarak belirlendi. Bundandır ki “Saklanmaya çalışılan bir meşaledir İbrahim Kaypakkaya!"

Hiç yorum yok: