31 Mayıs 2012 Perşembe

Suriye açmazı: Şahinlerle güvercinlerin savaşı

BM'de eski başkan ile yeni başkan karşı karşıya geldi. Suriye'deki dış mihraklı terörist ayaklanmayı destekleyen yenisi Ban Ki-mun, Hula çatışmaları sonrası, barış için yaptığı planla savaşı önlemekte önemli bir adım atan selefi Kofi Annan'a bir gol atmayı başardı.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun :''BM, Suriye'de sadece masumların katline tanıklık etmek için bulunmuyor. Korkunç katliamların pasif gözlemcisi rolünü oynamak için orada değiliz'' dedi.
RUSYA'DAN ÇELİŞKİLİ TAVIR
100 kişinin öldüğü Hula'da, her ne olduysa kesinlikle Beşar Esad'ın aleyhinde oldu. Rusya ve Çin'in vetosuyla BM Güvenlik Konseyi'nde alınan somut bir karar olmasa da Suriye'nin destekçileri Rusya ve Çin'e bir geri adım attırma fırsatı doğdu. Esad, bir kere en önemli destekçisinden bir darbe aldı. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Vitali Çurkin de Suriye'ye insani yardım gönderilmesi konusunda Kofi Annan ve Suriye yönetimi arasında ilerleme sağlandığını ancak bunun dışında Suriye'deki tablonun iyi olmadığını ve 6 maddelik Annan Planı'nın tam olarak uygulanması konusunda somut ilerleme göremediklerini vurguladı.
Çurkin'in, ''Annan Planı kapsamında ağır silah kullanmama sözü verilmişti ancak ağır silah kullanıldığını Hula'da gördük'' diyerek Suriye yönetimini eleştirmesi dikkati çekti. Çurkin, bununla birlikte Suriye'deki silahlı muhalif güçlerin, ülkedeki yetkilileri öldürmeye çalıştığını ve siyasi diyalog sürecine girmeyi reddettiklerini savundu.
Çin de tüm dünyaya Annan Planı'na şans verilmesi çağrısı yaparken, Hula'daki katliamı kınadı. Körfez Arapları ise Çin'e baskıyı artırma fırsatı buldu. Kofi Annan'ın Esad görüşmesini baltalamak için Ban Ki-mun da çok hevesliydi doğrusu.
HALEF SELEF
Ganalı selefini ekarte etmeye çabalayan Koreli halef, yukarıdaki sözleriyle BM GK'den bağımsız hareket etme işareti veren BM'deki ABD Büyükelçisi Susan Rice'ın ekmeğine yağ sürüyordu.
Ban Ki-mun, ''Geçen hafta yaşanan sivil katliamlarla birlikte Suriye'de artık son noktaya gelmiş olabiliriz. Suriye Hükümeti'nden Annan Barış planıyla ilgili taahhütlerini yerine getirmesini talep ediyorum. Uluslararası toplum, Suriye Hükümeti'nden halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmesini talep ediyor'' dedi.
Ban, Suriye'deki terörist takımının bir önceki hafta yaptığı silahlı ve bombalı saldırılarda çoluk çocuk kadın erkek ölenleri yok sayabiliyordu misyonunun gereği. E misyon sahibi tipler böyledir. Bunlar için tek gerçek sahiplerine hizmet etmektir.
Ban bunları söyler de Suriye'deki terörist takımı durur mu? Türkiye merkezli "İsyancı Lideri" Riaad El Esad da hemencecik Annan Planı'nın öldüğünü duyurdu. El Esad, Suriye'deki isyancılardan bile hızlı çıkmış, onların Esad'a Annan Planı'na uyması için verdiği 48 saatlik mühleti bile tanımamıştı.
TÜRKİYE NEREDE?
Bu satırlara kadar Türkiye'den söz etmemek okurları meraklandırmış olacaktır. Türkiye bu gelişmelerin neresinde diye soracak olursanız. Söyleyelim; Türkiye, Washington'dan gelecek haberi bekliyor şu aşamada. Çünkü önce NATO Zirvesi'nden ters bir mesaj çıkmış; Suriye'ye biz karışmayız denmişti. Ama şimdi bu Hula olayıyla birlikte BM'de ve ABD'de sert sesler çıkmaya başlayınca kulaklar şöyle bir havaya dikildi. Aksine sert mesajlar veren Ankara, bu kez ABD'nin haşinleşmeye başlayan söylemlerini daha mutedil bir dille karşıladı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu:"Biz hiçbir zaman Suriye muhalefetine, Suriye Ulusal Konseyi ya da muhalefetine silahlı bir mücadele telkininde bulunmadık, bulunmayız"deyiverdi.
Oysa herkes biliyordu ki Türkiye Suriye'deki şiddet olaylarında birebir rol oynamakta. Gerçi ABD'den gelen telkinlerle Suriye diplomatlarına yol verildi ama hani tam da zaman ve zemini müsaitken Davutoğlu'nun çizgisine uygun olarak savaş ilanı yapması dahi beklenebilirdi.
Davutoğlu'nun da gündeminde Annan Planı'nı öldürmek vardı. Annan Planı'nın ne kadar uygulandığının şüphe götürdüğünü dile getiren Davutoğlu, plana göre başlatılan ilk ateşkesten bu yana bin 500 kişinin öldüğünü söyledi. "Biz hiçbir zaman bölgemize dışarıdan bir müdahale olmasını istemeyiz, uluslararası bir sorun olmasını istemeyiz"sözleriyle de herkesi değilse bile en azından bizi şaşırttı. Davutoğlu da sanki Ban Ki-mun ile konuşmuş gibi Suriye'deki gelişmeleri eski Yugoslavya'ya benzetti. Ha bir de Kuzey Irak'ta açılamayan tampon bölgenin Suriye'de açılabileceğinden söz etti.
Zaten tüm mesele de o tampon bölgenin açılmasıyla Kuzey Irak'a nefes borusu sağlamak değil miydi? Suriye konusunda kritik gelişmeler oluyor. Hula'daki katliam da gösterdi ki Batılı savaş makinesi hedefine koyduğu Suriye'yi mutlaka bitirmeyi amaçlıyor. Türkiye de bu noktada Washington ve Tel Aviv'den gelecek yeni talimatları bekliyor gibi.
Hüseyin Vodinalı
Odatv.com

Hiç yorum yok: