1 Eylül 2012 Cumartesi

Buyurun aydın gevezeliğinin cenaze namazına - Kitle Dergisi

Küçük burjuva aydınları ne zaman sıkışır ya da kendilerini sözüm ona bilimin derin dehlizlerinde geziniyor sanırlarsa işte o zaman Marksizm’de kusur aramaya bayılırlar. ‘Sol Portal’ olarak bildiğimiz sitede öyle bir yazı yayınlandı ki, bu siteye emek verenlerin emeklerine yazık dedirtecek cinsten. Ya da yazının içeriğinde düşün birliği sağlanmış olmalı ki bu yazının yayınlanmasında sakınca görülmemiş. Biz yayınlanan bu yazıyı ele alıp yazımızın sonunu da “BUYURUN AYDIN GEVEZELİĞİNİN CENAZE NAMAZINA” çağrısı ile bitirmek için bu yazıyı kaleme aldık.

Aziz Nesin’in kendi soyadı ile ilgili öyküsü iyi bilinir. Öyküde pek çok kişinin kendinde olmayan özellikleri soyadı olarak aldıklarını gören Aziz Nesin, bakar ortada kendisine nam kazandıracak bir soyadı kalmamıştır, o da; “ulan oğlum Aziz; sen nesin” der böylelikle de kendisine soyadı olarak ‘NESİN’ soyadını alır. Tıpkı bu ders alınacak öyküde olduğu gibi sol yapıların birçoğuna sosyalist olmak yetmez; komünist adını, hatta komünist olmakta kesmediği için devrimci, Marksist/Leninist adını örgütlerinin başına ya da sonuna ekleyiverirler.

Komünist adını taşıyan bir parti günlük gazete çıkarmaya soyunmuş. Üye, sempatizan ve dostlardan gerekli yardımı almak için kampanyalar sürdürmektedir. Doğal olarak bu kampanyaya yürekten katılan parti üye ve yandaşları ise özveri göstererek günlük gazeteyi çıkarmanın coşkusu ile ellerinden geleni göstermişler. Bizler bir süredir sürdürülen günlük gazete ile ilgili çalışmaları yakından izliyoruz. Bu gazetede köşe yazıları yazacak kişilerin isimlerini de okuduğumuz için çıkacak gazete hakkında iyi kötü bir yargıya varmış bulunuyoruz. Bir örgüt düşünün ki, adı komünisttir. Komünist öğretinin bir başka söylenişi ise Marksizm’dir. Ne var ki, aynı örgütün üye ve yöneticileri arasında yer alan birisi çıkar Marksizm doğru değil diye bir yazı yazarsa o kişiyi ya örgüt sorgular yollarını ayırır. Ya da sözü geçen örgüt artık komünistte değildir Marksist’te.

Biz, ‘Sol Portal’da bu yazıyı okuyunca çok şaşırdık. Öyle ya, ortada bir parti var, partinin yöneticileri ve üyeleri var ama böylesi bir yazıya bir tepki gelmemiş olmalı ki, yazı yerinde duruyor, adı geçen kişinin adı da çıkarılacak ’SOL’ gazetesi yazarları arasında geçiyor. Öyle sanıyoruz ki, sözünü ettiğimiz kişinin parti ile ilişkileri de kesilmiş değil. Hiç kuşku yok ki, bizim emeklerimizle çıkan bir gazetede parti üyesi olmayan namuslu aydınların da yazı yazmasında bir sakınca yoktur. Ancak uğrunda onca özveriyi göze aldığımız Marksist öğretiyi dipten doruğa reddeden birisine bu kapının kapanması gerektiğini düşünmeden edemiyoruz.

Marksistleri kendi anlayışı çerçevesinde üçe ayırıp her üçünün de günümüzde bir işe yaramadığını hatta Marksizm’in bir işe yaramadığı ileri süren kişinin yerini biz tartışırız. Tartışmakla da kalmaz kendisine hak ettiği yanıtı verir ve yollarımızı da ayırırız. Biz, adı geçen kişiyi TKP’ye üye olmadan önce de tanıyoruz. İşe bir aydın gayretkeşliği ile başlayan, yıldızını Marksist olarak parlatıp TKP üyeliğine kadar varan süreci de yakından izledik. Ancak tam kemale erdiğini TKP üyeliği ile anlamış olmalı ki, bugün dili Marksizm’i dıştalayacak kadar sivrilmiş. Hoş, her şey zaten ufak ufak başlar ve son darbe vurulması gerektiği düşünüldüğü zaman vurulur. Sözü geçen kişi de öyle düşünmüş olmalı ki, artık kemale erdiğinin kesin kez ayırdında…

Biz bu yazıya kapsamlı bir karşılık yazacağız. Bu yazımızı yazmadan önce istedik ki, bir ön giriş yaparak yazımıza devam edelim. Evet, bizi bilenler Ortodoks Marksist olduğumuzu da bilirler. Bu sözcük kimilerine yabancı geliyorsa şöyle ifade edelim. Bizler Marksizm’e sıkı sıkıya bağlıyız. Dolayısı ile Marksizm’e tıpkı işçi sınıfının büyük öğretmeni Lenin gibi katkıda bulunanlara bir diyeceğimiz olamaz. Bu diyalektik bir yaklaşımdır. Ancak; Marksizm’i revize eden ya da tıpkı ‘SOL PORTAL’da yazan kişi gibi hepten reddedenlere karşı söyleyeceğimiz çok şey olur.

Yanlış anımsamıyorsam 2004 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında TKP’yi ve programını ele alan bir eleştiri yazısı hazırlamış ve burada TKP’nin sınıf tahlilini doğru yapmadığını yazmıştık. Çünkü TKP’ye göre ücret alan herkes işçi olarak nitelenmeliydi. Oysa Marks ve öteki işçi sınıfı öğretmenleri hiç de böyle söylemiyor ücretle çalışan bazı meslek gruplarını küçük burjuva olarak niteliyordu. Örnek: Öğretmen, avukat, hakim, mühendis, doktor vb. Bu yeni durum Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra teknolojinin gelişmiş olduğuna da vurgu yapılarak dile getiriliyor, Marksist öğretinin içine küçük burjuva öğretisi azar azar şırınga ediliyordu. İşte biz bu uyuşturucu şırınga erbaplarını o zaman da eleştirmiş ve bu anlayışın doğru olmadığını yazmıştık.

Öyle görünüyor ki, aralanan kapıdan o günden bu güne ne Kaan Arslanoğlu’lar girmiş ne Kaan Arslanoğlu’lar. Ne diyor Stalin: “Hainlik kapısı bir açılırsa bir daha kapanmaz.” Umarız Kaan Arslanoğlu’da bundan sonra yerini bilecektir, TKP de.

İşte yazımızın devamı bu zatı muhteremin yazısına karşılık olarak yazılacaktır.

Bütün TKP’lilere duyurulur.
Bu yazı, Kitle dergisinin Eylül 2012, 121. sayısında yayımlanmıştır.
Marksizm tartışmasını fitilleyen Kaan Arslanoğlu’nun “Marksizm çokuzun zamandır devrimci değil” başlıklı yazısı

Hiç yorum yok: