24 Eylül 2012 Pazartesi

FKBC: Yürüyelim!

Faşizme Karşı Birleşik Cephe (FKBC) bireysel ve toplumsal bir önlemdir. Bu önlemle birlikte politik bir yaklaşımın nasıl olması gerektiğini de hissettirmeye çalışmaktadır. Hissiyatlar ve hassasiyetler arasında devrimci bir çizgi yaratma ihtimali olduğuna da dikkat çekmektedir.

Elbette politikayla sınırlı değil bu duruşumuz, ahlaki, insani, vicdanidir ve o oranda da hayata değmektedir, bu yüzden belki de bireysel bir öykü de bulmak mümkündür satır aralarımızda, politik değişmelerde. Netice de hepsi sahicidir: samimiyet ve bir iddiayla karşılaştırılırsa şaşırtıcı da değiliz. Çünkü işçiyiz!

Politik düşünceler ve şaşırtıcılık
Burada dikkat çekmeye çalıştığımız şey ve asıl konuysa: politik düşünceler uğruna neden vazgeçildiğidir ya da nedir ve/ya da ne anlama gelmektedir bunlar?

"Sosyalizm için" bir önceki yazımızda bundan söz etmiştik, herkesi katmaya ve örgütlülüğün ve bilinçlenmenin günümüz Türkiye’sinde olmazsa olmazlar arasında olduğunda söz etmiştik. Bilinir ki asıl yürüyüşümüz bir “Merhaba”yla başlamıştır. Oradaki heyecanımız aynı canlılık ve kararlıkta devam ediyor ve de sürüyor.

“Merhaba”daki duvar fotoğrafımızda logosunu – armasını – bayrağını gördüğünüz bütün devrimci nüveler bizim FKBC olarak genel resmimizdir. Hepsinin sesi olacağız, çünkü niyetimiz dayanışmayı örmektir.

Devrimin işçileri
Kendini şu ya da bu şekilde tanımlayan ama örgütünden – partisinden – sağından – solundan kenara düşenler var, samimi insanlar ve bireyler silsilesi bunlar, ama bir çatıları yok. Her yerde karşımızda çıkıyorlar, hayatta, sosyal paylaşım ağlarında…

Devrimin işçileridir işte, bütün bu yaşananlar…

İşte şaşırtıcılık burada devreye giriyor kendini anti-kapitalist ve anti-emperyalist olarak gören ve buna karşı konumlandıran Müslümanlar, Sosyal Demokratlar (Kemalistler-Ulusalcılar), Yurtseverler (Kürtler), Sosyalistler, Anarşist olarak görenlere dairdir, söz konusu akımlar olunca aslında liste oldukça uzundur ve biz bu isimleri dillendirirken bu oluşumların tabanından söz etmekteyiz. Ve bu konu ayrı bir başlık adı altında bizce de tartışılması gerekmektedir.

Şimdilik bizi ilgilendiren kısmına geçelim: kendini anti-kapitalist ve anti-emperyalist olarak gören bugünün ABD ve Batılı güçleriyle birlikte, ülkemizde gericiliğin merkezi ve faşist İslamcı bir parti olan AKP cenahına karşı mücadeleyi örmek adına kendine yer arayanlara dairdir. Bir duruş vardır ve bir dönem özellikle de emperyalist ABD tarafından açıkça dillendirilen “Türkiye’nin yüzde 90-95’i Amerikan karşıtıdır, bunu yok edin” diye Irak işgali döneminde AKP’ye talimat olarak okunması gereken bu mesaj daha can alıcı ve yakıcı olarak durmaktadır.

O yüzdelik anti-Amerikancı matematiksel sonuç doğrudur ve bugünde vardır. Ortadoğu’da (Arap Baharı) diktatörlükler yıkılıyor diye ilk dönemler elleri çatlayıncaya kadar alkışlayanlar sonradan baktıklarında gördüler ki, kendilerine düşmüşlerdir.

“Arap Baharı” olarak piyasaya sunulmaya çalışılan heyulanın ABD başta olmak üzere diğer Batı’lı emperyalist ülkelerce finanse edildiği ve uluslararası bir cinayet paktı olarak tanımladığımız bir Gladio örgütü NATO başta olmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) gibi kurum ve kuruluşların asal işlevinin halklar üzerinde medyayı kullanarak dezenformasyonun yapmaya çalıştıklarını gördük.

İşte burada devreye giren Marksist – Leninistler bu dezenformasyon karşısında övgüye değecek bir şekilde karşı durdular ve her zamanki gibi, emperyalistler başta olmak üzere ülkedeki yerli işbirlikçilerinin pis ilişkilerini, çıkarlarını deşifre ettiler. Bu mücadele AKP’nin yürüttüğü anti-Suriye karşıtı politikalarına karşın Suriye halklarının yanında bizimde saf tutuğumuz politikayla halen de devam etmektedir.

Şüphesiz bu deşifre olayında üzerimize düşeni FKBC olarak yapmaya devam ediyoruz. Dikkat edilirse, güncel değeri yanında, haber değeri olan bütün paylaşımları, teorik ve politik duruşuna bakmaksızın önemsediğimiz, halkın yararına uygun bulduğumuz bütün paylaşımları buradan yapmaktayız. Buradaki amaç: alternatif meydanında örülmesini gütmektedir.

Amaç bellidir: devrimci mücadeleyi devrimcilerle birlikte örmektir. Birincil görevimiz budur. Ve sarsılmadan yolumuzda yürümektir.

Şimdi ara bir başlık açıp tercihçilerimizi sorgulayalım.

Ezilenlerin ateşine düşlerini feda etmek
12 Eylül darbesinden bu güne (AKP ve şürekâsının iktidar geldiği bu yıllarda dâhil) sol hangi oranda yaygınsa bugünde aynı yaygınlığa sahiptir. Birinci tespitimiz budur.

İkincisi: Türkiye’nin genel hali 1973’ten bu yana değişmemiştir. Türkiye, sağ oyların yüzde 70’lerde, sol oyların ise yüzde 30’larda seyrettiği bir ülkedir.  Dikkat edilmesi gereken nokta, Devrimci Hareket’in düzene alternatif haline geldiği 1970’lerin ikinci yarısında bile bu oranların aşağı yukarı aynı olduğudur.

O halde gözümüzü sandıktan çıkan oylara, ülkenin ne kadar AKP’li olup olmadığına, AKP’den kaçan oyların başka gerici faşist Amerikancı partilere gidip gitmediğine ya da sağ bir partinin, diğer sağ partilerin oylarını erittiğinde yüzde 50’lere dayanmasının büyük bir sürpriz sayılıp sayılmayacağına dair tartışmalar yerine, kendimize, sosyalist sola, devrimcilere çevirmek durumundayız.

Böyle bir zorunluluğumuz var. Kimseyi tercihi için sorgulayacak değiliz. Ancak FKBC olarak bir çağrıyı yapmak hakkımızdır, öyle ya ülkemizin her zamanki oranlarda sağ ve sol olarak özellikle de bugünlerde ayrıştırıldığı bir dönemde hüküm süren devrimci hareketin içselliğine kulak kabartmak ve bu iz düşümüne bakmalıyız.

PKK’nin doksanlar ve döneminin Dev-Yol çizgisi, Fatsa, 15-16 Haziran, Zonguldak Maden Yürüyüşü, Yeraltı Maden İş, ve hatta TEKEL Direnişi bu iz düşümünün simgesidir.

Biz FKBC olarak “Ezilenlerin ateşine düşlerini feda etmek” ve o ateşe gölge olmak istiyoruz.

Egemenlere sırt dayayarak, devrimcilere demokrasi ve insan hakları dersi vermeye kalkan gerici sağ-muhafazakâr-liberal zümrenin, bunu küstahça yapanların solla bir ilişkilerinin olmadığını, olamayacağını dosta düşmana duyurmayı bir görev biliyoruz.

Bu açıdan Ötekiler olarak tanımladığımız RedHack ailesine, sosyalist sol örgüt ve fraksiyonlara teşekkür ediyoruz.

Sosyalist sol dahil bütün örgüt ve partilere, dergilere çağrımızdır, sesimiz olun, sesiniz olalım, birlikte yürümenin nüvelerini oluşturalım.

Devrimci kural budur:

Devrimciler işçidir!
Birlikte yürüyelim!

Hiç yorum yok: