25 Eylül 2012 Salı

Zamlar ne oluyor Bay Tayyip?

Bilindiği gibi Recep Tayyip Erdoğan kendi iktidar dönemini çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi olarak niteliyor. Bir özdeyiş vardır bilir misiniz? “Acemi nalbant nalbantlığı gavur eşeğinde öğrenir” diye. Siz bunu düşman eşeğinde olarak niteleyin daha iyi. Bende öyle anlıyor ve öyle niteliyorum. AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana Türkiye ve Türkiye halkına çektirdiklerine baktığımız zaman 10 yıllık iktidarında bunu açıkça görmekteyiz. Ama siz, Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin çıraklık dönemi olarak adlandırdıkları şeyi acemi nalbant özdeyişi ile örtüştürürseniz gerçekleri bütün çıplaklığı ile bir güzel anlarsınız.

Çıraklık döneminde başlayan satma savma girişimleri öyle bir ayyuka çıktı ki, Türkiye’nin ne kadar stratejik kurum ve kuruluşları ve de diğer kurum ve kuruluşları varsa bir bir yabancıların eline geçti. Çıraklık döneminde satıp savdıklarından da birileri dünyalıklarını düzenleyip palazlandıkça palazlandı. Sayısız çalışan işlerinden oldu. Yığın yığın kapının önüne konulanlar iş bulmak için ortalığa doluştular. Tabi ki de hiç kimse daha önce çalıştığı işin dengini bulmak şöyle dursun iş bile bulamayıp perişan edildiler. Fabrikalar kapandı, iflaslar birbirini izledi. Türkiye üretim yapmayan, yapamayan bir ülke hayline geldi. Tarım bilinçli bir şekilde katledildi. Dışalım ayyuka çıkarken dışalımla dışsatım arasında denge iyice bozuldu. AKP iktidarı dışarıdan gelen sıcak para ile durumu kurtarmaya çalıştığı gibi ülkeye dışarıdan sıcak para akışını bir başarı olarak gördü ve bununla her fırsatta övündü. Borçlar kartopu gibi büyüyerek 700 milyar doların üstüne çıktı. İşsizlik oranı resmi rakamlarda karartılarak verilse de gerçekte yüzde yirmi beşlerin üstünde seyretti. Üniversite ve yüksekokullardan mezun olanlar işsiz güçsüz sokakları doldurdu.

Türkiye ABD stratejik ortaklığı geniş halk yığınlarına bir hap gibi yutturularak ABD’nin dünyanın dört bir yanında işlediği insanlık dışı suçlara ortak olundu. Afganistan’da, Irak’ta Amerika desteklenip her türlü kolaylık sağlandı. Saldırı ve savaş örgütü NATO’nun Kuzey Afrika’dan Pakistan’a kadar uzanan coğrafya da işlediği suçların Türkiye de bir parçası haline getirildi. Aynı suç şimdi Suriye’ye karşı sistemli bir şekilde işlenmeye devam ediliyor. Türkiye siyaseten bütün dünyanın gözünde taşeron bir ülke haline getirildi.

İçerde öfke pompalanıp hukuk baştan aşağı tımar edilip yandaş hale getirildi. Keyfi tutuklamalar, yaratılan korku imparatorluğu, yargıya kimsenin güveninin kalmaması ayyuka çıktı. Son olarak verilen kararlara baktığımız zamansa her şey çok daha net görünür oldu.

Ve zamlar. AKP iktidarı şimdi hâlâ çırak mı, kalfa mı yoksa kendilerinin söyledikleri gibi usta mı bilinmez ama bir şey de çok ustalaştıklarını söylemek hiç de abartı olmaz. Geldiler soymaya başladılar, on yıldır iktidardalar soygunları ayyuka çıktı. Halkın neyi var neyi yoksa el koyup sözüm ona ülke yönettiler. Yönetmeye de devam ediyorlar. Önümüz ne? Kış. Soğuklar başlayacak. Elektriğe, doğalgaza zam üstüne zam bindirilecek. İğneden ipliğe kadar her şey zamlanıp halkın canına ot tıkanacak.

Bu terazi bu sikleti çeker mi demiyorum. Şimdiye kadar nasıl çektiyse bundan sonra da çekecek gibi görünüyor. Ancak AKP’nin başı Bay Tayyip’in söylediği gibi halkımız bundan böyle daha bir usta iktidarla karşı karşıya olacaklar. Yani halkımızın iliği sömürülecek iliği. Baskılar artacak, hak isteyenlere karşı her türlü yaptırım olağanlaşacak. Sendika mı kurdunuz, karşılığını fazlasıyla göreceksiniz. Greve mi kalkıştınız, sokağa konup yüzünüze ne geri zekalı olduğunuz söylenecek. Türkiye’nin AKP iktidarının elinde ABD’nin taşeronu mu olduğunu söylediniz, kimbilir hangi girdaplara çekilecek hesap vereceksiniz.

Yazımızı; “zamlar ne oluyor Bay Tayyip” diye sorarak devam ettirelim. Ustalık dönemine iyi başladınız. Her gün yaptığınız zam ayarlaması yetmemiş gibi şimdi de enflasyonu önlemek için bu zamlar gerekliydi diyerek ölümü gösterip sıtmaya razı etme oyunu oynuyorsunuz. Eğer ustalığınız sürerse daha ne çoraplar öreceksiniz bu ülkeye ve bu ülkenin halkının başına göreceğiz. Tabi ustalığınız elverirse. Malum kalmak da var gitmek de…

Sonuçta önümüz kış. Ne yiyecek, ne içeceksiniz? Nasıl barınacak, kendinizi nasıl ısıtacaksınız? Giderinizi karşılayamadığınız da evinize icra dayanırsa kimi suçlayacaksınız kimi? İşinize gitmek için cebinizde taşıt parası bile olmazsa nasıl sürdüreceksiniz yaşamınızı? Bu soruları alabildiğine çoğaltmamız mümkün. Sizde yanıtı var mı bilemiyoruz ama ödeyeceğiniz bedeli iyi biliyoruz. Önümüzdeki sonbaharda erken seçime gidilecek. Sizler bütün bu çektiklerinize karşın ya yine AKP’yi abat edip ya siz belanızı bulacaksınız ya da AKP’yi yerle yeksan edip hak ettiği dersi vereceksiniz.

Gerçi zulüm ile abad olanın, akıbeti berbat olur.

Denmiş ama biz kendiliğinden bir berbat olmayla hiç karşılaşmadık.

Sahi söyleyin siz hiç karşılaştınız mı?

Turgut Koçak
TSİP Genel Başkanı
25 Eylül 2012

Hiç yorum yok: