4 Kasım 2012 Pazar

Adalet ve Sağlık bakanlıkları yeni bir 'Hayata Dönüş' mü planlıyor?

Avukat Vedat Özkan: Antep E Tipi'ndeki müvekkillerim revire çıktıklarında stoklanmış gaz bombası ve gaz maskesi görmüşler.

Adalet ve Sağlık bakanlıklarının açlık grevlerinde 54. gününe girilirken cezaevlerine müdahale hazırlığında olduğu ileri sürüldü. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da yeni Oslo sürecinin açlık grevi gibi çeşitli konularla sabote edildiğini, bunun da yeni süreçleri olumsuz etkilediğini söyledi.

Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre, Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında olası bir müdahale kararı halinde, mahkûmlara yönelik tedavi süreci konusunda yazışma yapıldığı ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda çalışma başlatıldı.

Durumu kritikleşen tutuklu ve hükümlülerin daha kalabalık koğuşlardan tek ya da 3 kişilik odalara alan Sağlık Bakanlığı’nın bu tavrının da olası bir müdahaleye zemin hazırlama amaçlı olduğu bildirildi.

Fırat Haber Ajansı’nda yer alan haberde, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde 22 Eylül'den bu yana açlık grevinde olan 10 kadın tutuklu, tekli hücrelere konulmakla tehdit edildiği iddia edildi. Cezaevinde kalan Fatma Koçak, Ayşe Oyman, Melek Dolaz, Ayşe Güney, Semra Tekin, Çimen Türk, Canan Güler, Nurcan Can, Hacire Tanırgan ve Hanım Çelik’in avukatları yaptıkları açıklamada “Açlık grevini bırakmazsanız, sizi tekli hücrelere alırız şeklinde tehdit ediliyorlar” dedi.

Mahkûm yakınlarının ailelerinin kurduğu TUHAD-FED ise olası bir müdahalenin daha büyük sorunlara yol açabileceği açıkladı.

TUHAD-FED Başkanı Zebeyde Teker, 144 kişinin 40 gün eşiğini aştığını, durumlarının giderek ağırlaştığını söyledi. Milliyet gazetesinden Burcu Karakaş'a konuşan Teker, "Açlık grevinde 54. güne giren ilk grupta 64, 44. güne giren ikinci grupta ise 80 tutuklu ve hükümlü var. Bu 144 mahkumun durumu her geçen gün ağırlaşıyor. İki grup da 40 günü, yani kritik eşiği aşmış durumda" dedi.

2000’deki ölüm oruçlarında, hekimlerin yanlış müdahalesi ve uzun süre aç kalmış kişilere yönelik yüksek glikoz kullanımı, onlarca mahkûmun sakat kalmasına ve tedavisi olmayan Wernicke Korsakoff hastalığına yakalanmasına yol açmıştı. Birçok mahkûm da müdahaleyi protesto için tedavi sürecinden sonra yeniden eyleme başlamış ya da protesto eylemleri gerçekleştirmişti.

Mahkûm yakınlarının, Türk Tabipleri Birliği’nin bu konudaki uzman hekimlerin cezaevlerine alınması talebi reddedildiği için de özellikle endişe duydukları kaydedildi.

‘Bakan Ergin cezaevlerini ziyaret etti, uygulamalar değişti’
Avukat Mustafa Miraz Çallı, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Sincan Cezaevi’ni ziyaretinin ardından kendisinin de cezaevinde bulunan bazı tutuklu ve hükümlülerle görüştüğünü söyledi. Çallı, daha önce doktorların açlık grevindekilerin sağlık durumunu koğuşlarda incelediklerini, ancak Bakan Ergin’in ziyaretinden sonra doktorların koğuşlara gelmediğini, tutuklu ve hükümlülerin revire gelmelerini, kontrolün orada yapılacağını söylediklerini açıkladı.

Giresun, Trabzon ve Gümüşhane cezaevlerini de ziyaret eden Çallı, burada da aynı uygulamanın olduğuna dikkat çekti. Trabzon Cezaevi’nde gece saat 23.30’da açlık grevindekilerin zorla koridora çıkarılıp tansiyonlarının ölçüldüğünü açıklayan Çallı, tutuklu ve hükümlülerin bu uygulamanın “Her an bir müdahale olabilir”  şeklinde yorumladıklarını söyledi.

'Koğuşlara baskın düzenleniyor'
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ni ziyaret eden Avukat Ruşen Mahmutoğlu da yaptığı açıklamada, Bakırköy'deki açlık grevinde olan tutuklu ve hükümlülerin tekli hücrelere konulmakla tehdit edildiğini söyleyen Mahmutoğlu, dün (3 Kasım 2011) Kandıra 1 No'lu F Tipi'ne yaptıkları ziyarette de, tutuklu ve hükümlülerin kendilerine Cuma (2 Kasım 2012) gecesi üç koğuşa baskın tarzı girildiğini aktardıklarını belirtti. 

"'Sağlık Bakanlığı'ndan geliyoruz' diyerek gece saatlerinde koğuşa girmişler" diyen Mahmutoğlu "Gece yarısı biranda böyle bir durumla karşılaşınca tutuklu ve hükümlülerde tepki göstermişler ve muaneyi kabul etmemişler. Yaklaşımları daha önce ki doktorlardan da farklıymış. Bunun üzerine doktorlar, 'Tedaviyi kabul etmiyorum.Sorumluluk bana aittir' şeklinde bir kağıt imzalatıp çıkmışlar" dedi. 

Mahmutoğlu, Silivri Cezaevi'ne dair de şu bilgileri verdi: "Silivri'de başından beri tekli hücrelere koydular. Bununla ilgilide 'herhangi bir bilinç kaybı olursa müdahale ederiz' şeklinde açıklama yapıyor cezaevi idaresi "

Bolu F Tipi'ni de geçtiğimiz hafta içerisinde üç defa ziyarette ettiklerini belirten Mahmutoğlu, cezaevi idaresinin vekalet ile ilgili sorun çıkardığını ve görüşe izin verilmediğini söyledi. Mahmutoğlu, "Bolu'da kalanların büyük çoğunluğu 10- 15 yıllık hükümlü daha önceki avukatlarını tespit edemiyoruz. Ama yasalarca vekaletsizde haftada üç kere görüşebiliyoruz fakat buna rağmen bu hafta üç kere gittik ve görüşemedik. Şuan Bolu'ya dair de bilgi edinemiyoruz" dedi. 

Tekirdağ F Tipi'nde olağanlaşmış bir baskının söz konusu olduğunu ifade eden Mahmutoğlu, son zamanlarda avukat görüşlerinin ardından tutuklu ve hükümlüleri çıplak aramadan geçirdiklerini ve tekli hücrelere koyulduklarını vurguladı. 

Antep'de gaz bombası ve gaz maskesi stoklanmış
Gaziantep E Tipi Cezaevi'ni dün (3 Kasım 2012) ziyaret eden Avukat Vedat Özkan'da şöyle konuştu: " Dünkü ziyaretimde müvekkillerim bana revire gittikleri sırada, kapalı görüş kabinin de bol miktarda gaz bombası ve gaz maskesi gördüklerini söylediler. Yanlış görmüş olabileceklerini söylediğimde ise bana 'hayır orası kapalı görüş kabini ve daha önce boştu' dediler" 

Özkan, ziyaret sonrası nöbetçi cezaevi müdürü ile görüştüğünü ve  "müdahale etmek gibi birşey düşünüyor musunuz? Böyle bir şey yapmayın" dediğini cezaevi müdürünse "İhtiyaç duyarsak ve böyle bir talimat alırsak  yaparız" şeklinde konuştuğunu söyledi.

Adana Kürkçüler Cezaevi'ni de bugün(4 Kasım 2012) ziyaret ettiğini belirten Özkan "Açlık grevinin başından beri Kürkçüler'de B1 verilmiyor. Geçtiğimiz hafta bu konuyla ilgili cezaevi iadaresiyle görüştük fakat bugünkü ziyarette de hala verilmediğini öğrendim" dedi.

BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken'in “Şakran ve Silivri cezaevlerinde tutuklular neden tekli hücrelere alındı?” sorusuna, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sefa Mermerci, “Olası bir şuur kaybında tıbbi müdahale için tekli hücrelere alındılar” demişti.

‘Açlık grevleri yeni Oslo’yu etkiledi’
 AKP’nin Kızılcahamam’daki kampının ilk gününe, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, yeni Oslo sürecinin açlık grevi gibi çeşitli konularla sabote edildiğini, bunun da yeni süreçleri olumsuz etkilediğini söyledi.

Terörle mücadelede önemli adımlar atıldığını söyleyen Atalay, sorunun çözümüne yönelik atılmak istenen olumlu adımların sürekli sabote edildiğini belirtti. Habur olayından sonra yaşananların da sabotaj olduğunu dile getiren Atalay, olumlu adımları başta MHP olmak üzere muhalefet partilerinin de sabote ettiğini dile getirdi.

Atalay, “Çözümün gerçekleşmesi görüşmelerin yapılması için uygun ortamı hazırlıyoruz. Son süreçte hazırdı. Ama ne zaman elimizi uzatsak birilerince sabote ediliyor. Yeni Oslo sürecini de bu açlık grevleri olumsuz etkiledi, zora soktu” diye konuştu. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de milletvekillerine terörle mücadeledeki son durum hakkında bilgi verdi. Son bir yılda örgüte katılımların azaldığını belirten Şahin, “Teslim olanlar arttı çözülme hızlandı. Son terörist ortadan kalkana kadar bizim mücadelemiz sürecek. Önümüzdeki süreç devam ederse örgüt hareket edemez hale gelecek” dedi.

Hiç yorum yok: