25 Kasım 2012 Pazar

Barış Konferansı'nın sonuç metni: 'Halklar Ortadoğu'da oynanan oyunu bozmalıdır'

Antakya'da iki gündür devam eden Uluslararası Barış Konferansı bugün sona erdi. Konferansın sonuç metninde, Suriye'ye dönük emperyalist saldırganlığın Ortadoğu'yu dönüştürme planının bir parçası olduğu vurgulanırken, bölge halkları bu oyunu bozmaya çağrıldı.
Uluslararası Antakya Barış Konferansı tarafından ilan edilen sonuç metninin tamamı şöyle:
Türkiye'nin Antakya kentinde Barış Derneği’nin evsahipliğinde ve Dünya Barış Konseyi’nin desteğiyle toplanan Uluslararası Barış Konferansı, Ortadoğu'da yaşanan süreçlerin bölge ve dünya barışını ağır bir tehdit altına soktuğunu saptamakta ve bütün bölge halklarını barış için omuz omuza vermeye, savaş tehdidinin kaynağı olan emperyalizme karşı dayanışmaya çağırır.
Hatay ilinin sınırdaş olduğu Suriye'ye karşı uygulanan politikalar suçtur. Bu suçun adı uluslararası terörizmden başka bir şey değildir. Konferansımız Suriye'nin siyasal geleceğini belirleme hakkına sahip biricik gücün Suriye halkının kendisi olduğunun altını çizmekte ve bu ülkeye yönelik dış destekli askeri müdahaleleri şiddetle kınamaktadır.
Dış müdahale masum yurttaşlara yönelik terör eylemleri yoluyla geniş kitleleri sindirmeyi amaçlamaktadır. Acımasız örneklerine her gün çoğalan bu politikaların sorumluları emperyalist ABD ve destekçisi AB'nin yanısıra, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi bölge devletleridir. Türkiye'de toplanan Konferansımız AKP hükümetini Suriye'nin içişlerine müdahaleye son vermesi için uyarmaktadır.
Konferansımız terörist saldırıların yoğunluğuna karşın emperyalizme ve gericiliğe boyun eğmeyen Suriye halkının yanında olduğunu ilan eder.
Türkiye-Suriye sınırının terörist unsurların sızmasına karşı kontrol altına alınmasını, silahlı geçişinin engellemesini, hükümetin teröristleri destekleme, silahlandırma, finanse etme, barındırma politikasını terk etmesini talep ediyoruz.
Türkiye'ye sığınan ve sayıları artmakta olan yüz binden fazla insanın önemli bir bölümü, savaş ortamından kaçmak zorunda sivillerdir, bir kısmı Türkiye vatandaşlarının akrabasıdır. Bu insanların gerginliklerde araç olarak kullanılmasına son verilmesi, kampların uluslararası kurallara uygun biçimde sınır bölgesinden uzağa taşınması, yaşam koşullarının insanileştirilmesi acil bir gerekliliktir.
Diğer yandan sayıları on binlerle hesap edilen ve çeşitli ülkelerden toplanmış silahlı çetelerin faaliyetine engel olunması ve haklarında kovuşturma açılması gerekmektedir. Türkiye'nin Hatay ve Şanlıurfa illeri sınırlarının içine düşen, Türkiye vatandaşlarının ölümüne ve yaralanmasına yol açan bombaların Suriye hükümetince ve kasıtlı olarak atıldığını gösterir herhangi bir kanıt kamuoyuna sunulmamıştır. Bu gerekçeyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komşu ülke Suriye’yi bombalaması kabul edilemez. Bombardımanın pratikte Suriye hükümet güçlerine karşı çarpışan Özgür Suriye Ordusu çetelerine açık ve doğrudan destek anlamına geldiği bellidir. Teröristlere hareket serbestisi sağlayan TSK’nın bu saldırıları derhal son bulmalıdır. Türkiye resmen ilan etmeksizin girdiği bu savaştan çıkmalıdır.
Emperyalizm bölgede bir kez daha elini açık işgal yoluyla kirletmek yerine, taşeron kullanmayı tercih etmektedir. Yangın, bu amaçla kullanılan ülkeleri de tehdit etmektedir. AKP'nin Suriye’ye yönelik saldırgan bir dış politika izlemesi, bölge halkları tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Sünni eksenli yeni bir Ortadoğu yaratma projesi dinler ve mezhepler arasında gerilimleri körüklemektedir. Bölgede yürütülen kapitalist yapılanma, laik devletlerin tasfiyesini, yerine emperyalizmle barışık İslamcı iktidarların kurulmasını hedeflemektedir.
Konferansımız bölge halklarını bu oyunu bozmaya çağırır.
Antakya Uluslararası Barış Konferansı, savaş tehlikesi gerekçesiyle bölgenin silahlanmasına hız verilmesinin bir tuzak olduğunu, bu yolla tehlikenin yalnızca yakınlaştırılacağını ve büyütüleceğini saptamaktadır.
Diyarbakır'daki NATO üssü bağlamında tartışılan Türkiye'ye patriot füzeleri yerleştirilmesi girişimi iptal edilmelidir.
Yine NATO projesi kapsamında Malatya’nın Kürecik ilçesine kurulan ve ülkemizi hedef haline getiren füze kalkanı devre dışı bırakılmalıdır.
Defalarca Ortadoğu operasyonlarında kullanılmış olan Adana İncirlik’teki NATO üssü kapatılmalıdır.
Bölgenin diğer patlama noktası ise Filistin'dir. Filistin topraklarını on yıllardır işgal altında tutan, bölen ırkçı ve dinci İsrail devleti, Gazze'de akan kanın baş sorumlusudur. Filistin sorununun, sığınmacıların yurtlarına dönüş hakkı ve İsrail hapishanelerindeki siyasal tutsakların salıverilmeleri talebi saklı olmak kaydıyla, ilgili BM Genel Kurul kararları zemininde, 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devletinin kurulması yoluyla çözülmesini savunan Konferansımız, bugün İsrail saldırısının derhal durdurulmasını talep etmekte, Filistin halkıyla dayanışmasını ilan etmektedir.
Suriye ile savaşa ikna edilmeye çalışılan Türkiye kamuoyu ise İsrail’in saldırılarına büyük bir öfke duymaktadır. Barıştan yana olan tüm güçler adına İsrail'in saldırgan politikalarını kınıyor, direnen Filistin halkının yanında olduğumuz bir kez daha ilan ediyoruz.
Antakya'da buluşan barış örgütleri ve barışseverler, bir bütün olarak Türkiye halkının ve özel olarak Hataylıların izlenen savaş politikalarını kararlılıkla reddettiğini gözlemlemektedir. Konferansımız savaş rüzgarlarından ekonomik çöküntü, işsizlik, göç riski, ölüm, yaralanma gibi ağır zararlar gören bölge insanlarının barıştan yana tutumlarında yalnız olmadıklarını açıkça göstermiştir.
Yaşasın barış, yaşasın halkların kardeşliği!
Kahrolsun savaş, kahrolsun emperyalizm ve gericilik!

Hiç yorum yok: