5 Kasım 2012 Pazartesi

Gazeteciler ayağa kalktı: 'AKP elini medyadan çek'

5 Kasım Gazetecilik İçin Ayağa Kalk gününde dünyadaki meslektaşlarıyla aynı günde eylem gerçekleştiren gazeteciler, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması ve iktidarın basın üzerindeki baskılarının son bulması talepleriyle Taksim'de eylem gerçekleştirdiler.
Gazeteciler, 5 Kasım Gazetecilik İçin Ayağa Kalk Günü’nde tutuklu gazetecilere özgürlük ve medya üzerindeki baskıların son bulması talepleriyle yürüdü.
Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) çağrısıyla bir araya gelen gazeteciler, 5 Kasım Gazetecilik için Ayağa Kalk Günü’nde Taksim Tünel Meydanı’ndan Taksim’e yürüyüş gerçekleştirdi. Eyleme GÖP temsilcileri, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, uzun süre tutuklu yargılanan gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, 166 yıl hapis cezasıyla yargılanmış olan gazeteci Vedat Kurşun, Ahmet Nesin, CHP milletvekili Melda Onur, bağımsız milletvekili Levent Tüzel de katılarak destek verdi.
“AKP elini medyadan çek”
“AKP elini medyadan çek”, “Zindanlar boşalsın basına özgürlük”, “Özgür basın susturulamaz”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarıyla Tünel Meydanı’ndan Taksim’e yürüyen gazeteciler, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması ve iktidar eliyle basın üzerinde sürdürülen baskıların son bulmasını talep ettiler.
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay açıklama yaptı
Taksim Meydanı’nda gazeteciler adına açıklama yapan GÖP Dönem Sözcüsü, ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, Türkiye’de 74 gazetecinin tutukluluklarına dikkat çekerek iktidarı eleştirmenin terör propagandası olarak yorumlandığına dikkat çekti.
Abakay, “Siyasi iktidar, yandaş olmayan, kendisine karşı görüşleri savunanlar üzerinde ağır baskı uygulamakta, bazılarının işlerine son verilmekte, işten atma tehditleri gündemde tutulmaktadır. Cezaevlerindeki meslektaşlarımız, dışarıdaki gazeteci ve yayıncılar için tehdit unsuru olarak da kullanılmaktadır. ‘Sessiz olmazsanız siz de onlar gibi cezaevlerini boylarsınız’ algısı yaratılmaktadır” dedi.
“Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalı”
“Cezaevlerindeki gazeteci arkadaşlarımız terörist olarak ilan edildiler, itibarsızlaştırılmaya çalışıldılar” diyen Abakay, sözlerine şöyle devam etti: “Gazetecilere Özgürlük Platformu olarak, hem iktidarın hem yargı kurumunun yetkililerini basın, düşünce ve ifade özgürlüğüne kavuşmaları konusunda duyarlı olmaya, gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Cezaevlerindeki meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, yargılanmaları tutuksuz sürdürülmelidir.”
“Ölüm haberi yapmak istemiyoruz”
Cezaevlerinde devam eden açlık grevleri konusundaki endişelerini de dile getiren Abakay, “Gazeteciler, yayıncılar olarak, yıllardır ölen, öldürülen vatandaşlarımızın haberlerini yapmaktan yorulduk. Bunlara bir de cezaevlerinde, açlık grevlerinde yaşamını yitirenlerin ölüm haberlerini eklemek istemiyoruz. Bu konuda hükümet yetkililerinin cezaevlerinden yükselen sese kulak vermelerini bekliyoruz” diye konuştu.
“Meslektaşlarımız suskunluklarına son versin”
Meslektaşlarına da seslenen Abakay, “İktidar yandaşlığı yapan gazeteci ve yazarları, haksız ve hukuksuz şekilde cezaevlerinde tutulan meslektaşlarını, dolayısıyla mesleklerini savunmaya, sessizliklerine, suskunluklarına son vermeye davet ediyoruz” dedi.
Eyleme katılan gazetecilere görüşlerini sorduk:
Barış Pehlivan: İçerideyken 20 ay boyunca dışarıdaki gazeteci arkadaşlarımızın yürüyüşlerini izledik, içeride insanı güçlü tutan bu yürüyüşlerdi. Zindandakiler hala çıkmadı, içeriden dışarıya çıkan olaraa içeridekiler için yürüyorum. Artık inandırıcılıkları hiç kalmadı, gazetecilik faaliyetlerinden ötürü yargılandığımızı tüm dünya biliyor. Artık zulümdar olduklarını iyice tescil ettirdiler, hukuk tanımamazlıklarını tescil ettirdiler. Eskiden bizleri öldürüyorlardı, vuruyorlardı, yakıyorlardı, suikast düzenliyorlardı şimdi hapse atıyorlar. Şimdi meslektaşlarımızı oradan çıkarmamız lazım. Kesinlikle sadece gazetecilik yapsınlar gerçeğe olan tutkularından vazgeçmesinler, sadece gazetecilik yapsınlar, onları diriltmeye çalışsınlar.
Nedim Şener: Türkiye’de gerçeklerle toplum arasında bariyer kurmak isteyen bir iktidar var bu bariyeri yıkmak için gazeteciler sokağa çıkıyor. Demokratik olarak haklarını arıyorlar. Çünkü Türkiye’de yolsuzluklar dahi halkın bilmesi gereken çok gerçek var, insanları hapse tıkarak cezalandırarak işsiz bırakarak türlü sansür uygulanıyor. İşi otosansüre dönüştürerek bir baskı ortamı var, bunu yıkmaya çalışıyor gazeteciler. Meslektaşlarına hapis dahi hiçbir şeyden korkmamalarını tavsiye ediyorum.
Şükran Soner: Türkiye’de yaşananlara dair söylediklerimizi kulak ardı ediyor iktidar ama uluslarası standartlarda yaşadıklarımız tepki görüyor. Dünya bu yılı Türkiye gündemi yapma gereği duyuyor. Meslektaşlarımın bir sorunu var, işi olacaksa işte kalacaksa da program yapacaksa da eyleme gelemiyor. Görülmeyen otosansürün ne kadar çarpıcı olduğunu gösteriyor. Gazetecilerin patronlar tarafından cezalandırıldılar bu yüzden meslektaşlarımızın burada olma şansı kalmadı.
TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi: İçeride olan, yargılanan, baskı altında olan bilim insanları, sendikacılar, öğrenciler, aydınlar, yazarlar, kısacası bütün halkın, ezilen halk kesimlerinin hak talepleri için ayağa kalktık. Halkın kendini ifade edebilmesinin, taleplerini dile getirebilmesinin en önemli araçlarından biri medyadır. Hem devlete hem de medya patronlarına karşı özgür ve bağımsız bir medya, halkın gerçekleri öğrenme hakkının da önünü açar. Dolayısıyla gazeteciler olarak verdiğimiz bu mücadelenin halk tarafından da desteklenmesi gerekiyor. Biz otosansür içeren, manipülasyon yapan, dezenformasyon amaçlı, insanların kişilik haklarına saldıran bir yayıncılık için mücadele vermiyoruz. Biz nitelikli yayıncılık için mücadele veriyoruz. Halkın, tüm ezilen kesimlerin bu mücadeleye destek vermesini istiyoruz.
(soL)

Hiç yorum yok: