23 Kasım 2012 Cuma

RedHack davası başlıyor: 'Bu davada faşizmi, zulmü görmek mümkün'

Kızıl Hackerler (RedHack) üyesi olduğu gerekçesiyle 3'ü tutuklu 10 kişinin yargılamasına 26 Kasım'da Ankara'da başlanacak. Dava öncesi röportaj yaptığımız RedHack, "Polis devletinden, cemaatten, onların ağababası emperyalist devletlerden korkmuyoruz” dedi.
RedHack’e yönelik düzenlendiği iddia edilen operasyonla tutuklanan 10 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması 26 Kasım Pazartesi Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Hack eylemleri gerçekleştirdiği için “Terör örgütü” kapsamına alınan RedHack’in üyesi olduğu iddia edilen 3’ü tutuklu 10 kişi “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla yargılanacak.
Yargılananların RedHack’ten olmadığını birçok kez sosyal paylaşım sitelerinde açıklayan ve eylemlerine devam eden RedHack ile yaşananları, dava sürecini, eylemlerini ve hedeflerini konuştuk. RedHack, “Bu davada faşizmi, baskıyı, zulmü görmek mümkün” diyerek süreci özetledi.
Kızıl Hackerler, bir diğer ismiyle RedHack’i tanıyalım. Ne zaman, nasıl, ne için bir araya geldi RedHack?
Kızıl Hackerlar'ın kronolojisi sadece bir tarihi tespit etmek adına 1997'den başlar ama tüm devrimciler gibi bizler de 1848'e işaret etmeyi yeğleriz. Yaşam kendi çözümlerini ve karşıtlarını üretmekte ustadır. İnsani duyarlılık temelinde sınırsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için ısrar edenlerin birbirini bulmaması, dayanışma içinde olmaması mümkün değil. Bizlerin öyküsü de aynı temelde şekillendi.
Devrim ideali için bir araya geldik. En yalın haliyle bu. Komünist Manifesto’daki bilimsel sosyalizm ve komünizm tanımlarını esas aldık. Öncüllerimizi inkara düşmeden, 1980 öncesi düşünüldüğüne inandığımız hataları tekrarlamadan, devrim için bedel ödemiş olan onurlu insanlarımızın hatıralarının üzerine basmadan, bütünlükçü bir çatı oluşturup sistemin bizlere yönelttiği silahları sisteme yöneltmeyi amaçladık.
Bir devrimcinin değişim ve dönüşümü yönlendirerek, teknolojiyi bir araç olarak kullanmasını yadırgamadan da devam ediyoruz. Bizler ayrılıkları değil aynılıkları hedef alarak yürüyoruz. Tabi ki bizler de devrim uğruna bedel ödemiş, teorisi ve pratiğiyle önderlik yapmış o büyük devrimcilerin oluşturduğu damardan besleniyoruz.
Gündemdeki gelişmelerin hemen ardından hızlı yanıtlar ürettiniz. Ö.C. davasında tüm tutukluların tahliyesinin ardından Yargıtay’ı, Hatay halkının eylemine izin vermeyen Hatay Valiliği’ni, THY'de grev yasağının ardından karşı THY’yi, Diyanet’i, ODTÜ’yü, Dışişleri Bakanlığını ve nice kurumun sitesini hacklediniz. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün iç yazışmalarını yayınladınız. Tepkiler nasıl oluyor? Eylemlerinizin karşılığını bulduğunu düşünüyor musunuz?
Olaylara baktığınızda, tek tek ele aldığınızda insan onurunu zedelemeyen uygulamalar ve kurumlara karşı yapılmış tek bir eylem bulabilir misiniz? Kamu vicdanını yaralamayan, zulmün maşası olmamış, adaletin gözetildiği, emek sömürüsü yapılmayan herhangi bir kuruma siber saldırı düzenlemedik. Düzenlemeyiz de. Bu nedenle “RedHack’i daha geniş kitlelerin tanımaya başladığı dönem” diye adlandırdığımız zaman diliminde önce şaşkınlığı gördük. Ciddi bir kitlenin hack/hacker tanımlarına aşina dahi olmadığı bir dönemden bahsediyoruz.
İnsanlar şaşkındı. Bir avuç sosyalist/komünist genç orta yerde alnını rüzgara vermiş öylece meydan okuyordu. Temkinli yaklaşan kitlenin yanı sıra tereddütsüz ilk eylemden itibaren destek veren, dayanışmaya ve devrime inancını bilemeye hazır bir kitle de vardı. Onlar bizleri tereddütsüz kucakladılar. Tabii gerici, faşist, cinsiyetçi bilcümle mahlûkat da tören alanında hazırdı.
Devrimci demokrat kitle bizleri alnımızdan öperken, haksızlıklar karşısında beddua etmek dışında yapabileceklerinin farkında olmayan bir kitle dualarını esirgemezken, oyunları ve düzenleri bozulan bilcümle faşist, gerici, yandaş salyalar saçarak öfke kusuyordu. Eylemler beklenen karşılığı bulmaya başlamıştı. Bizim için küçük, gerici faşistler için çok büyük bir adım atmıştık.
RedHack gerçekleştirdiği hack eylemleriyle beraber çokça destek gördü. Suavi de RedHack için bir şarkı hazırladı. Bu kadar destek alacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Suavi Ağabey'in (bu hitap için bizi hoş göreceğini bilmek ayrı bir mutluluk) bu desteği bizleri çok sevindirdi. Devrimci dayanışmanın güzel bir örneğiydi. Sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür edelim. Öte yandan Kızıl Molotof ve diğer dostları da unutmuş olmayalım.
Evet çok destek gördük ve görüyoruz. Gördüğümüz desteği azımsamak olmasın bu cümle ama ülkenin kuruluşundan bu yana neredeyse tamamında sağcı iktidarların baskı ve sınıfsal ayrımlarına maruz kalmış, tam tabiriyle bedel ödemiş bunca insanın daha da sahiplenici olmasını bekliyoruz diğer yandan.
Zaten ne demişti Ernesto Che Guevara: "Dayanışma ezilenlerin inceliğidir."
RedHack üyesi olduğu iddiasıyla tutuklananların davası Pazartesi günü başlayacak. Davada yargılananların RedHack ile ilgisi olmadığını paylaşım sitelerinde birçok kere açıkladınız. Öncelikle tutuklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? RedHack ile ilgisi olmayanların tutuklanmasını nasıl ele alıyorsunuz?
Gerçek bir cehalet örneğiyle karşı karşıyayız. Sırf bu davaya bakarak insanlık tarihinde birer utanç vesikası olmuş kavramları yani faşizmi, baskıyı, zulmü, dezenformasyonu, sınıf ayrımını, sömürüyü görmek mümkün. Bu gencecik insanları ne ile suçluyorlar? RedHack hakkında paylaşımlarda bulunmuşlar ve bu paylaşımlar onları RedHack‘li yapmış.
"Savcının cehaleti öyle bir boyutta ki utanmasa o masum gençlere yolundan dönmemeye and içmiş, bu uğurda can vermiş Mahir Çayan’ın yerini soracak. 80 yaşındaki Siti Ana’dan terörist çıkarabilen bir zihniyetin bu 3 fidana kıymaya çalışmaları pespaye zihniyetlerinin ve saplantılı terör algılarının en açık göstergesi."
Hükumetin neredeyse her bir üyesi sosyal paylaşım hesapları üzerinden kendi inançları ve dünya anlayışları hakkında alıntılar yapmıyorlar mı? Peygamber hakkında paylaşımda bulunarak Ehl-i Beyt'e dahil olmaya mı çalışıyorlar? Bu yaptıkları alıntılar onları sahabe mi yapar? Bu gencecik insanların ikinci ölümcül günahı nedir? İnternet üzerinden sohbet odalarında RedHack üyeleri ile sohbet etmişler.
Bakanlar kurulu üyeleri bugün terörist, cani, gaddar gibi bilcümle olumsuz sıfatla andıkları Esad’la az mı sohbet etmiştir?
AKP’nin operasyonel davalar eliyle birçok kesimi tutsak ettiği ve bu yargılamaların halen devam ettiği biliniyor. RedHack üyesi olduğu iddiasıyla yapılan tutuklamaları da bu kapsamda görüyor musunuz?
Şüphesiz ki içinden geçilen bu dönem tarihe kapkara harflerle yazılacak bir dönem. Gözden kaçırılan bir esas var. Bizler ülkedeki bilcümle davanın kamuoyu tarafından sağlıklı bir biçimde takip edilmesine gayret gösteriyoruz. Balyoz, KCK, OdaTV, Ergenekon gibi kamuoyunun çok göz önünde olmasından ötürü haberdar olduğu davalar gibi pek çok dava daha yürütülmekte. Gerçek manada suçu olanları yargılamak için sahte deliller üretmeye ihtiyaç duymak onursuzluktur. Oysa ısrarla söylediğimiz, "şeref ve onur adaletin temelidir" düsturu bu iktidar döneminde asla uygulanmamıştır.
Bugünkü adalet sistemini cami altlarına kurulan marketlere benzetiyoruz. Allah’ın adını kullanıp para kazanıyorlar, yapılması gerekeni bilip duyuyorlar ama Allah’la herhangi bir bağları yok. Suriye sınırında sahte dolarlarla yakalanan sağ kolu Adalet Bakanı için ne demişti hatırlayın: "Gökte Allah, yerde Sadullah."
Savcılık kararıyla RedHack’in “terör örgütü” ilan edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? AKP eliyle yürütülen saldırılara karşın kurumların sitesini hedef alarak yaptığınız eylemleri kendiniz “suç” olarak nitelendiriyor musunuz?
Fiilen olmayan devrimci örgütlerden bahsediliyor iddianamede. Bu örgütleri devrimci selamlarla selamlıyoruz elbette ama savcının cehaleti öyle bir boyutta ki utanmasa o masum gençlere yolundan dönmemeye and içmiş, bu uğurda can vermiş Mahir Çayan’ın yerini soracak. 80 yaşındaki Siti Ana’dan terörist çıkarabilen bir zihniyetin bu 3 fidana kıymaya çalışmaları pespaye zihniyetlerinin ve saplantılı terör algılarının en açık göstergesi.
Daha geçen ay 1973'de katledilmiş büyük devrimci önder İbrahim Kaypakkaya'nın annesine, oğlunun mezarı başında ağıt yaktığı için "Suçu ve suçluyu övmek"ten dava açan bir zihniyetten bahsediyoruz. Yine aynı tutarsızlık ile ne söylediklerini, ne yaptıklarını da unutuyorlar üstelik.
Yasin El-Kadı ismi devrimci demokratlara yabancı gelmeyecektir. Yasin El-Kadı yakın geçmişte Başbakan’ın müsteşarlarından Cüneyt Zapsu ve Korkut Özal ile BİM Marketler zincirinde ortaklık yapmaktaydı. Birleşmiş Milletler "Teröre Destek Verenler Listesi"nde El-Kaide’ye açık finansal desteği olan El-Kadı bu parayı Al–Baraka isimli finans kuruluşu üzerinden göndermekteydi. Eski Maliye bakanlarından Kemal Unakıtan’ın Yönetim Kurulu üyesi olduğu Al-Baraka’dan.
Peki, bu Yasin El-Kadı’ya kefil olan Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı sıfatıyla, listeden çıkarılması için BM‘ye başvurmuş mudur sizce? Başvuru reddedildi elbette. Sonrasındaki açıklamalar ibretlikti. “Yahu böyle insafsızlık, vicdansızlık olur mu? Yani şimdi ABD, BM Yasin Bey’e terörist dedi diye" şeklinde devam etti.
"Bizlerden biri yakalansaydı bu kadar canımız yanmazdı. Kıblesi insan, ibadeti emek, sömürü, baskı ve zulme direnmek olan bizler için bu karar çok şeyi belirleyecek. Ülke insanının menfaatlerini gözeterek açıklamadığımız onca belge ile neler yapacağımızı, eylemlerimizin dozunun nasıl artacağını düşünmek dahi istemezler."
Biz aynı cümleleri kişi başına düşen 11.000 dolarlık milli gelir olan bir ülkede bilgisayar alamamış ama her nasılsa mütemadiyen hack yapmış olan o genç için söylüyoruz. 18 yaşında olmasına rağmen 15 yıllık RedHack'e lider yapılmaya çalışılan o masum genç için söylüyoruz. Yaşadıklarının şokunu atlatması 2 ay süren, 3 kişilik koğuşta Avrupa Müktesebatına uygun şekilde 4. kişi olarak konulup havalandırmada yatıp kalkan o masum ve sağlık problemleri olan genç kız için söylüyoruz. Biz aynı cümleleri ABD'nin sağrısında Arap Baharı boyunca diğer ülkeler için kullananlara söylüyoruz. ABD'nin metresleri "terörist" dedi diye kimse terörist olmuyor.
Yaptığımız saldırılar devrimci ataklardır bu doğru ama düşünce ve ifade özgürlüğünün bu kadar baskılandığı, demokrasi adı altında sunulan temsil ve söz hakkınızı elinizden alan bu sistem içerisinde bizlerin yaptığı eylemler suç değil sadece nefsi müdafaadır.
Görülecek davada tutukluların serbest bırakılmaması durumunda RedHack bu duruma bir tepki verecek mi? Verecekse nasıl?
Bu tutukluların RedHack ile bağları olmadığını söylemiştik ama sizin aracılığınızla bir kez daha söylemiş olalım. Bu gençler de aynı ifadeyi verdiler ama oradaki bir detayın gözden kaçmasını istemeyiz. O baskılara rağmen devrimci olduklarını inkar etmeyecek kadar onurlu davrandılar. Ve bizler bu oluşumu şekillendirirken bir söz verdik: "Bizimle yürüyen hiçbir devrimciyi yalnız bırakmayacağız."
Şunu da sizin aracılığınızla itiraf edelim. Bizlerden biri yakalansaydı bu kadar canımız yanmazdı. Kıblesi insan, ibadeti emek, sömürü, baskı ve zulme direnmek olan bizler için bu karar çok şeyi belirleyecek. Ülke insanının menfaatlerini gözeterek açıklamadığımız onca belge ile neler yapacağımızı, eylemlerimizin dozunun nasıl artacağını düşünmek dahi istemezler.
Buradan hakim, savcı ve ilgili bürokratlara sesleniyoruz. Sabrımızı ve becerimizi sınamayın. Bu bir tehdit değil hatırlatma yani bir nev’i "zam değil güncelleme”.
RedHack’in birçok kurumu hedef alan hack eylemleri üzerine Ulaştırma Bakanlığı’nın siber saldırılara karşı “siber ordu” oluşturduğu biliniyor. Redhack’in üzerinde baskılar ne denli arttı, sizlere nasıl yansıyor? Türkiye dışından da baskı ve tehditler söz konusu oluyor mu? Güvenliğinizi nasıl sağladığınızdan da bahsedebilir misiniz?
Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nı Amerikalı bir kadın siber güvenlikçiye teslim etmekte hiçbir sakınca görmemiş bir iktidardan söz ediyoruz burada. BTK'ya geçen Nisan ayında verilen, "Güvenli İnternet Ödülü"nü gördüğümüz lüzum üzerine Mayıs ayında geri almıştık hatırlarsanız. Ve bilgisayarlarla yürüttükleri mesainin pokemon oynamak ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden zaman öldürmekten ibaret olduğunu gözler önüne sermiştik. Sırf bu güvenlik zaaflarını gösterdiğimiz için bile bizlere teşekkür borçlular. Bu sayede yaratmış olduğumuz istihdam için teşekkür istemiyoruz elbette ama bu ordu neredeyse saklandığı yerden çıksın lütfen.
Bizler üzerimizde herhangi bir baskı hissetmiyoruz. Zaten bu yüzden masum çocukları gerici ihbarları esas alarak mahpus ettiler. Diyarbakır'da işkence ve tacizleriyle nam salmış, ülkede adalet olmadığı için ancak AİHM kararıyla mahkum ettirilebilmiş bir polis komiserinin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü yapıldığı, sahiplenildiği bir ortamdayız.
RedHack olarak ne bu polis devletinden, ne hiçbir yasal sıfatı olmamasına rağmen bir kara bulut gibi ülkenin kılcal damarlarına işlemiş cemaatten, ne onların ağababası emperyalist devletlerden korkmuyoruz. Güvenlik tedbirini sormuştunuz. Burunlarının dibindeyiz ama bizleri yakalayacak ne bilgileri ne de becerileri var. Bu yüzden kendimizi pek "emniyette" hissetmiyoruz.
Son olarak eklemek istedikleriniz...
Bu dava dostun düşmandan, mertin namertten, iktidar yalakasının özgürlükçü aydın ve sanatçıdan ayrılmasının da vesilesidir. Dava sürecinde yanımızda olan kişi, kurum ve oluşumları kenara not edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
Hafızamız konusunda ipucu olsun. 1980 faşist darbesinde Necdet Adalı’nın asılmasına yaptığı itiraz sıkıyönetim mahkemesince reddedildiği için aynı gün ordudan istifa eden Hakim Albay tek onurlu örnekti ve ismi Hamdi Sevinç idi.
Selin Asker - soL

Hiç yorum yok: