20 Aralık 2012 Perşembe

19 Aralık Katliamı'nın 12. yılında Bayrampaşa Cezaevi’ndeydiler: 'Unutmadık, affetmeyeceğiz'

Cezaevlerinde “Hayata Dönüş” adıyla tutsakların katledildiği 19 Aralık katliamının 12. yılında katliamın yaşandığı Bayrampaşa Cezaevi önünde eylem gerçekleştirildi. Katliamın sorumlularının cezalandırılmadığı hatırlatılan eylemde, “Unutmadık, affetmeyeceğiz” denildi.
Cezaevlerinde F tipi uygulamasına karşı ölüm orucunu sürdüren devrimci tutsaklara karşı yapılan “Hayata Dönüş” katliamının üzerinden 12 yıl geçti. 28 tutuklunun yanarak katledildiği, 237 tutuklunun yaralandığı ve onanmaz hasarlar bıraktığı operasyonun 12. yılında katliamın tanıkları, aileleri ile kitle örgütleri, katliamın gerçekleştiği Bayrampaşa Cezaevi’ndeydi.
Katliamın “Tufan Planı” olarak yaşandığı ortaya çıkan Bayrampaşa Cezaevi önünde yapılan eylemde, sorumluların halen cezalandırılmadığı hatırlatıldı, adalet mücadelesine devam edileceği vurgulandı.
“19 Aralık katliamının hesabını soracağız”
“Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “19 Aralık katliamının hesabını soracağız”, “Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz” sloganlarıyla Bayrampaşa Cezaevi’ne yürüyen Tecrite Karşı Mücadele Platformu, cezaevi önünde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“19 Aralık katliamının tek hedefi hapishanelerdeki devrimci tutsaklar ve onların iradesinin kırılmasıyla sınırlı değildi. Hedef sadece hapishanelere değil, dışarıda da yaşamın hücreleştirilmesiydi. Ağır bir tecrit korkusu ve yalnızlık duygusu yaratarak toplumdaki tüm direniş odaklarının gözünü korkutup örgütlü muhalif dinamiklerin etkisizleştirilmesiydi.”
“Kimileri atılan bombalarla diri diri yakılan, kimileri betonları bile delip geçen mermilerle delik deşik edilen, kimileri sağanak gibi yağdırılan zehirli gaz bombaları sonucu boğulan 28 ölü ve yüzlerce yaralısıyla 19 Aralık katliamını ve karşısında gösterilen direnişi, devrimcileri hakkıyla anıyoruz.”
Açıklamanın ardından katliamda yaşamını yitiren devrimciler için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Katliam gününü anlattı…
Hayata Dönüş katliamını Bayrampaşa Cezaevi’nde yaşayanlardan biri olan Mehmet Güven, o gün yaşananları şöyle anlattı:
“Sabaha karşı 4 sularında kurşun sesleriyle uyandık. Maltada bulunan nöbetçi yoldaşımız, “Operasyon arkadaşlar” diye koğuşa gelirken bacağından vuruldu. O esnada üstünü değiştirebilen değiştirdi, değiştiremeyen üst kat pencereden aşağıya doğru yemekhane katına indi. Yemekhane katının merdiven altı daha korunaklı bir yerdi, oraya ölüm orucu direnişçilerini koyduk. Sürekli içeriye gaz bombaları ve silah sesleri geliyordu. Aşağıda bulunan elbiseleri almaya giden bir yoldaşımız, pencere kenarına koyduğumuz demir masalardan aşağıya doğru iniyordu. Öyle bir kurşun geldi ki o demir masayı da delerek yoldaşımızı şehit etti.”
“Sürekli ateş ve boğulma artıyordu. Artık boğulacakken ‘havalandırmaya çıkıyoruz’ dedik ve havalandırmada halaya durduk. Halay çekerken önce şaşırdılar, bir süre ateş etmediler ardından ateş etmeye başladılar. Bir yoldaşımız daha katledildi, tekrar içeriye girdik. Yine gaz bombaları atılıyordu, Operasyonda iki yoldaşımız, “operasyonu durdurmazsanız kendimizi yakacağız” dedi ve üstlerine yanıcı maddeyi döküp, çakmağı ateşlediler. O anda kurşunlayarak katlettiler. İki yoldaşımız orada kalanların daha az kayıp verebilmesi için kendilerini feda ettiler. Bizler sağ olarak çıktıysak o yoldaşlarımızın eylemlerinden dolayı sağ çıkabildik.”
“Yaralandık, öldük ve kapıyı açıp havalandırmaya çıktık. Havalandırmada yaralılarımızın, şehitlerimizin olduğunu söyledik, sedyeler atıldı. Havalandırma duvarı kepçelerle yıkılmıştı, oraya merdiveni dayadılar önce şehitlerimizi ve yaralılarımızı indirdik, arkasından bizler de indik. Jandarma koridoru içerisinde coplanarak, küfürler yiyerek, tekmelenerek hangar gibi büyük bir yere götürüldük. Orada saatlerce bekletildik ve arkamızdan kelepçeleyip bizi ringlere koydular.”
“Biz 9 arkadaş ringin içindeydik, ne zaman nereye gideceğimiz belli değildi. Çok uzun bir yolculuk sürdü, yolculuk esnasında hiçbir ihtiyacımız karşılanmadı. Sonradan öğrendiğimiz Edirne F Tipi’ne götürüldük. Bizi kimlik kontrolünden sonra tek kişilik odalara aldılar, odada 8-10 jandarma etrafımızda soyunun, arayacağız dediler. Hapishaneden geliyorduk, bunların amacı aramak değil bizim irademizi teslim almaktı. Biz devrimciler olarak asla irademizi teslim etmeyeceğimizi söyleyince saldırıya uğradık, yere yatırıldık, saatlerce coplandık, bayılana kadar dövüldük ve çırılçıplak hücrelere atıldık. Sayımları ayakta vermemizi, sıraya geçmemizi istediler, hiçbirini yapmadık. Direnmeye devam ettik.”
“Unutmadık, affetmeyeceğiz”
Hayata Dönüş katliamı sürecinin takipçisi olan Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı avukat Taylan Tanay söz alarak katliamın sorumlularının yargılanmadığını hatırlattı. Tanay, “19-22 Aralık’ta yaşamını yitiren devrimcilerin mezarlarını kırabilir, fotoğraflarını taşıyan annelere dava açabilirsiniz ama bu katliamı unutturamazsınız” dedi.
12 yıldır adalet beklediklerini söyleyen Tanay, “Sadece katledilmedik, adaletsiz de bırakıldık. MGK’da alınan kararla gerçekleşen bu operasyonun hiçbir askeri, sivil sorumlusu bugüne kadar cezalandırılmadı. Göstermelik soruşturmalar sonuçlandırılmadı, sadece elimizde bu katliamla ilgili 39 ere açılmış bir dava var. Adaleti sadece mahkemelerin tozlu dosyalarında, salonlarında aramayacağız, katiller cezalandırılıncaya dek peşlerindeyiz, affetmeyeceğiz” diye konuştu.
Açıklamaların ardından Grup Yorum üyeleri "Venseremos", "Çav Bella" şarkılarını seslendirdi. Eylem cezaevi önüne bırakılan karanfillerle sona erdi. (soL)

Hiç yorum yok: