31 Aralık 2012 Pazartesi

2013 son senen Erdoğan - Ahmet Nesin

Yazar Ahmet Nesin, internet sitesi ahmetnesin.wordpress.com'da yayımladığı yazısında "Erdoğan siyasi yaşamının en zor ve en sinirli dönemini yaşıyor. Herkes ya da çoğunluk Erdoğan’ın sinirinin muhalefete (tamamına) olduğunu sanıyor, oysa Erdoğan iktidarı kaybettiği için gergin, tekrar iktidar olamayacağı için bir avazı yerde bir avazı ABD’de bağırıyor" dedi. Daha önce yazdığı kimi yazılarındaki tahminlerinin gerçekleştiğinin altını çizen Nesin, sitesinde yayımladığı yazılarından oluşan bir kitap çıkaracağının da müjdesini verdi.

İşte Ahmet Nesin'in "2013 Son Senen Erdoğan" başlıklı yazısı:
"2008 yılında başladım bu sitede yazmaya. Bu site dediğime bakmayın, ilk açtığım çok ufaktı, sonra site açtım, 3 kez hacklendi arka arkaya ve bu zamana kadar geldim. Bu yazıları kitaplaştırıyorum, biraz önce eski kitaplarımı kurcalarken 2 başlık dikkatimi çekti. Birincisini 17 Mayıs 2008’de yazmışım: “Geleceğin Milletvekili Hakan Şükür” diye. Çok mu ileriyi görmüşüm ya da böyle biri için ileriyi görmek nasıl bir akıllılıktır o konuda kendimden şüpheliyim ama 23 Nisan 2009’da attığım başlık ve yazı daha da ilginç: “Erdoğan’ı Birileri Defterden Sildi mi?”

Birilerinin 2011 sonlarında yada 2012’de görmeye başladığını ben o tarihte yazmışım. 2009 Aralık ayına kadar Paris’teydim ve sohbet ettiğim 1-2 arkadaşım vardı. Bana “Sen burada değilsin, o yüzden net göremiyorsun…” diyorlardı. Fethullah Gülen ekibinin desteğini çektiğini, parti içindeki Erdoğan grubunu desteklemediğini, Abdullah Gül ekibini desteklediğini açık ve net bir şekilde yazmışım. Şimdi bırakın desteklemeyi aralarında börtü böcek kavgası bile var.

Erdoğan siyasi yaşamının en zor ve en sinirli dönemini yaşıyor. Herkes yada çoğunluk Erdoğan’ın sinirinin muhalefete (Tamamına) olduğunu sanıyor, oysa Erdoğan iktidarı kaybettiği için gergin, tekrar iktidar olamayacağı için bir avazı yerde bir avazı ABD’de bağırıyor.

Babamların kuşak şanslıymış esasında, sadece tek bir derin devlet varmış. Bizim gençliğimizde de sadece bir taneydi. Milliyetçi, anti-komünist bir derin devlet vardı. O derin devlet zaman ve işe göre ya ülkücüleri yada dincileri kullandı. Oysa şimdi 3 tane derin devlet var: Ergenekon dedikleri, daha çok milliyetçi ve Atatürkçü kesim (Bugüne kadar yapılan bütün darbelerden sorumlu derin devlet). İkinci grup Fetullahçıların bugüne değin yetiştirdiği daha çok emniyet ve adliye içindeki grup ki bütün gözaltı ve tutuklamalar, yargı onların elinde. Üçüncüsü de Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı, esasında hiçbir temeli olmayan, sadece iktidara biat eden, zamanında Turgut Özal ve Tansu Çiller’in kurmaya çalıştığı gibi bir ekip. Bunun için de en önemli unsur diğerlerinde olduğu gibi MİT olmuştur.

AKP’nin son genel kurultayından sonra olan 2 önemli olay var. Erdoğan belediye seçimlerini öne almak istedi. Bunu yapmasındaki amaç cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi AKP’nin oy oranını daha önce görmek ve biraz daha az yıpranarak fazla belediye kaybetmemekti. Parti içindeki Fetullah kanadı buna izin vermedi. Ne tesadüf ki Hakan Şükür oylama sırasında ABD’deydi ve arkasından da Hac’a gitti.

İkinci olay daha da önemli bence, Erdoğan bağımsız seçilen BDP’li Kürt ve sosyalist Türk milletvekillerinin fezlekelerini meclise getirerek dokunulmazlıklarını kaldırmak istedi. Bu dileğini o kadar rahat söyledi ki, sanırsınız ki meclise girip istediğini kolundan dışarı atabilecek. Oysa bu da umduğu gibi olmadı ve AKP’deki Kürt ve Fetullahçı milletvekilleri buna oy vermeyeceklerini açıkladılar.

Son kurultayda bir daha aday olmayacağını açıklayan bir parti başkanınız olsa siz nasıl davranırdınız bilemem ama AKP’de işler böyle yürüyor. Şu an bu parti grubundan başkanlık yada yarı başkanlık sistemi çıkmaz. Erdoğan’ı Çankaya’ya gönderir mi, onu da yeni yılda yazacağım."

Hiç yorum yok: