23 Ocak 2013 Çarşamba

Grup Yorum: Eşkiyalar işbaşında!

Grup Yorum'un da çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezi Perşembeyi Cumaya bağlayan gece sabaha karşı 04.30'da basıldı. Bu baskının yapılış şekli ve gözaltı süreci, AKP'nin ve onun kolluk kuvvetinin nasıl bir hukuk dışı ve akıldışı kafaya sahip olduğunu açıkça bir kez daha gösterdi.

Bu sürecin adı esas olarak eşkıyalıktır
Eşkıyalıktır çünkü, baskın adı altında yağma ve talan vardır.

Eşkıyalıktır çünkü, arama adı altında kırıp dökme, yıkıp dağıtma vardır.

Eşkıyalıktır çünkü, medya eliyle yürütülen yalanlar ve iftiralar vardır.

Eşkıyalıktır çünkü, işkenceler ve kurulmak istenen komplolar vardır.

Yağma ve talan vardır;
Çünkü arama baştan sona hukuksuzdur. Yasadışıdır. Yağmalama ve talan etme üzerine kurulmuştur.

1 – Kapının zili çalınmamış, doğrudan koçbaşlarıyla yıkılmaya çalışılmıştır.

2 – İçeri girilir girilmez içeride bulunan herkese gaz sıkılmış, İdil çalışanları dipçik darbeleri eşliğinde yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmıştır.

3 – Arama başladığında kurum çalışanı hiç kimse olmadığı gibi, arama avukat nezaretinde de yapılmamıştır.

4 – Arama saatler sürmesine rağmen ortada on dakikalık bir kayıt vardır.

5 – Bütün harddiskler alınmıştır. Her birinin birer kopyası alınıp asıllarının bırakılması gerekilirken tek bir kopya bırakılmamıştır. Bunların içinde Grup Yorum''un stüdyoda bulunan ve albüm kayıtlarını içeren harddisk de vardır. Yorum şarkılarına daha yayınlanmadan el konulmuştur. Bunun adı gasptır.

6 – Hiçbir eşya bulunamamaktadır. El tabletlerinden, müzikçalarlara, fotoğraf makinalarından, ceplerdeki paralara kadar değerli hiçbir şey ama hiçbir şey bulunamamaktadır. Ortada adeta bir yağma vardır.

7 – Tavır Yayınları'ndan çıkarılan ve Türkiye'nin pekçok ülkesindeki kitapevlerinde hala satışı yapılan kitaplarımızın pekçoğuna el konulmuştur. Tavır Dergisi'nin son sayısının hepsi balya balya alınmıştır. Kafeteryamızın kitap standı bölümünde yeralan satış amaçlı konulan  çeşitli yayınevine ait tüm kitaplar alınmıştır. Amaç tamamen maddi zarara uğratmaktır.

Kırıp dökme vardır;
Çünkü ortalık savaş alanına dönmüştür.

1 – Tüm odalardaki tüm eşyalar yerlere saçılmış ve parçalanmıştır.

2 – Elektronik eşyalar kasıtlı olarak parçalanmıştır. Bilgisayarlarımız ekranları, kasaları dâhil her şey kullanılamaz hale getirilmiştir. Amaç arama yapmak değil adeta darmadağın etmek ve kullanılamaz hale getirmektir.

3 – Parmak izi alınacak diye tüm eşyalar siyah tozla kirletilmiştir. Enstrümanlarımızda dahi parmak izi aranmıştır.

Bütün bu uygulamalar sadece İdil Kültür Merkezine yapılmamıştır. Kültür Merkezimizle aynı anda basılan Gençlik Federasyonu ve Yürüyüş Dergilerinde de benzer şeyler yaşanmıştır.

Yürüyüş Dergisine itfaiye merdiveniyle camdan girilmiştir.

Gençlik Federasyonuna çatıdan girilmiş, balkona çıkan öğrencilerin üzerine çatıdan kaynar su dökülmüştür. Yine pencereden baktıklarında kurşun sıkılmıştır. Dışarıdan binanın içinde kendi etrafında dönen, alevler çıkaran gaz bombası atılmıştır. Bu gaz bombası bazı eşyaları yakmıştır.

Yalan ve iftira vardır;
Çünkü 11 çelik kapının arka arkaya kırılarak içeri girildiği söylenmiştir. İçeride bir kozmik oda olduğu söylenmiştir.

1 – Bugün de tüm basını çağırıp gösterdiğimiz gibi sadece 1 giriş kapımız vardır. Bir de en arkada tüm kurumlarda olduğu gibi acil çıkış kapımız vardır. Arka arkaya 11 çelik kapının olduğu adice bir yalandır.

2 – 'Kozmik oda' yani özel olarak izole edilmiş oda dedikleri, FOSEM'e ait sinema ve fotoğraf işlerinin yapıldığı odadır. Diğer odalardan hiçbir farkı yoktur. Kapısı da diğer odalar gibi ahşaptır ve aynı koridora açılmaktadır. İçeridede görsel materyaller, sinema dergileri, kitapları ve görüntü arşivi yer almaktadır.

İdil Kültür Merkezi'nde halk için sanat üretiyoruz. Gizli odalara ihtiyacımız yok. Gece yarısı çekilen görüntülerle, çelik kapı, kozmik oda gibi yalanlarla “gizli işler” çevrilen yerler gibi göstermek, terörize edip şaibeler yaratmak amacını güdülmektedir. Bu ülkeden kapalı kapılar ardında, halktan gizli bir şekilde ve halk aleyhine kimlerin, kimlerle ne kararlar aldığı tahmin edilemez bir şey değil. Bu yalanları kimseye yutturamazlar.

İşkence vardır;
Gözaltında geçen süreç; ilk saniyeden, çıktığımız son saniyeye kadar hen an titizlikle hazırlanmış işkencelerle doludur.

1 – Otobüste koltuklarda ters kelepçelenmiş halde 13 saat bekletildik.

2 – Nereye götürürlerse götürsünler ters kelepçelemeye devam ettiler. Adliyeye getirildiğimizde de, nezarethanede bile saatlerce ters kelepçeli bir halde beklettiler. Avukatlarımızın yoğun itirazı üzerine, nezarethanede hiçbir şekilde kelepçe takılamayacağı söylenmesine rağmen, ters kelepçeyi çözerek önden kelepçelediler. Kelepçe elimizde her zaman kaldı.

3 – Kelepçeler özellikle sıkılarak bileklerimizin kesilmesi ve yaralanması sağlandı. Avuçlarımız şişti. Ama bu uygulama değişmedi.

4 – Gözaltı süresinde susuz bırakıldık. Avukatlarımızın getirdiği sular verilmedi. Kendilerinin getirdikleri suları içmemizi istediler. Onlara güvenmediğimizi ve kendi paramızla alınmasını istedik, yapmadılar. Adliyenin içindeyken bile su içmemiz, avukatlarımızın getirdikleri suların bizlere verilmesi sorun oldu.

5 – Tuvalete gitmek işkenceye çevrildi. Saatlerce geciktirildi. Geciktirmek, saatlerce bekletmek rutin bir uygulama haline getirildi.

Yani her saniyeyi işkenceye çevirmek, sistematik olarak devam ettirildi.

Komplolar vardır;
Hazırlanan iddianamelerde ya anayasal hak olan basın açıklamaları suçmuş gibi gösterilmiş, ya da tamamen gerçek dışı olduğu her satırından belli olan komplolar kurulmuştur.

İdil Kültür Merkezi çalışanı Veysel Şahin de böyle bir komployla tutuklanmıştır. Veysel Şahin Tavır Dergisi çalışanıdır. Aynı zamanda İdil Tiyatro Atölyesi'nin oyuncusudur. Yıllardır kültür merkezinin çalışmaları içinde, tüm sanatsal üretim süreçlerinde aktif olarak çalışmıştır. Gün olmuş Yorum'un şarkı sözünü yazmış, gün olmuş İstanbul'un mahallelerinde sokak tiyatrosu yapmıştır. Yılların eskitemediği bir devrim emekçisidir. Ne hapishaneleri, ne işkenceleri durduramamıştır onu. Ona olan öfkeleri bundandır. Hakkında bir 'gizli tanık' ifadesi üretilmiş, bu ifadeye göre örgütün Türkiye Komitesi içinde yer aldığı iddia edilmiştir. İddianın bu kadar gerçeğe aykırı, bu kadar mesnetsiz olmasına rağmen, bu iddianın hiçbir kanıtı olmaması bir yana, aksi yönde  yüzlerce kanıt varken, bütün bu gerçekler hiçe sayılmış ve Veysel Şahin tutuklanmıştır. Bu ülkenin hakimleri, savcıları Veysel için söylenenlerin kanıtlarına ihtiyaç duymadan tutuklamıştır onu.

Veysel Şahin'le birlikte tutuklanan 11 kişinin yanı sıra, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay ve Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının da aralarında bulunduğu 9 avukat yine benzer bir komployla tutuklanmıştır.

Bilgisayarlarımızı kopya bırakmadan alanlar, yeni komplolar kurabilir. Kendi istedikleri bilgileri istedikleri bilgisayara yükleyebilir.

Kurumumuzun dört bir tarafında, pencerelerde, buzdolabında, çamaşır makinasında, enstrümanlarda, kısacası her yerde parmak izi taraması yapmışlardır. Nedeni nedir? Yine hangi komplonun peşindedirler? Yine hangi suçu üretme sevdasına düşmüşlerdir?

Bildikleri tek şey budur.

Talan et, dağıt, yağmala, işkence yap, komplo kur...

Hak ve özgürlük mücadelesini böyle durduracaklarını sanıyorlar. Sosyalizm mücadelesini böyle bastıracaklarını sanıyorlar. Yıllardır beyinleri aynı, yöntemleri aynı... Zerrece ilerleme yok...

Ama şu  yalın gerçeği tarih sahnesine defalarca kez yazacağız:

Bu ses hiç susmayacak!
Veysel Şahin serbest bırakılsın!
Komplolarla tutuklananlar serbest bırakılsın!
Halkın Avukatları serbest bırakılsın!
Grup Yorum

Hiç yorum yok: