7 Ocak 2013 Pazartesi

Metin gibi; iştahla ve gülümseyerek - Serpil İlgün

“Ben hep gülümseyerek yaşadım dünyayı / Gülümseyerek ölüyorum her gün sizlerle / Baştan kendime basit bir yüz yakıştırmıştım / Rüzgarıyla haşır neşir çıplak bir tepe / Ve bir gök olsun yüzümde, mavi, bulutsuz / Metin olmaktan başka şansı var mıydı yoksulların / Ben oldum işte, oldum ve öldüm ...”  (Mahmut Temizyürek)

Ne yana dönseniz haber. Hem de öyle böyle değil. Her biri flash haberler. İşte 3 Ocak Perşembe’nin, sadece bir tek günün memleket gündemlerinden bazı satır başları: İmralı görüşmesi... Saat saat güncellenen İmralı görüşmelerin olduğu dakikalarda, tutuklu yargılanan avukatları Silivri’de üçüncü kez hâkim karşısında… Bir başka kıyamet de Fenerbahçe Orduevi’nin önünde kopuyor. Çünkü 28 Şubat dönemi Genelkurmay Başkanı Karadayı gözaltında… Marmara ve İstanbul Üniversitelerinde ODTÜ eylemleri bugün de devam ediyor… Füze savunma sistemi ihalesi Ankara’da yapılacak… Sakıncalı kitaplara Şeker Portakalı ile Fareler ve İnsanlar da eklendi…

Hangisini işleseniz manşetlik. Tam Metin’e göre!

17 yıldır bu tabiri ne çok kullanıyoruz.

GÜNAYDIN MİLLET!
Sabahları heyecanla, ellerini ovuşturarak ve mutlaka gülümseyerek “günaydın halkım/millet” diye içeriye girmesini. Eğer gündem bugünlerdeki gibi yoğunsa, sataşmalarını, kızdırmalarını erteleyerek direk haber mevzularına dalmasını. Bir yandan “şöyle bir haber var, şunlarla konuşacam, bomba olacak” diye anlatırken, bir yandan kulağını telsize dayamasını. Aceleciliğini, sağa sola (haber kaynaklarına) telefonlar etmesini; heyecanını toplantıda haber tartışmalarına da taşımasını; tartışmanın istediği gibi yürümemesi karşısında yüzünü asarak, hevesinin kaçtığını belli ederek, “tamam abi, öyle olsun, ama bence böyle yapmalıydık” demeleri…

Ve ah o inadı!

Kafasına koyduğu şeyden kolay kolay vazgeçirememeniz. “Ben oraya (habere) gitmem abi, ben şuraya gidecem” derkenki isyankârlığı! Bu tavrının, serviste yarattığı küçük çaplı krizleri! İzlemeyeceğim dediği haberi izlemeye zorunlu olduğunda suratını asarak merdivenlerden inmesi, sinirinin gün boyu sürmesi, esprilerini kendisini buna zorunlu kılanlardan esirgemesi… Ve tabii, gittiği görüşmelerden dünya kadar bilgi (bazen belge) toplayarak geri döndüğündeki mutluluğu. Hemen bilgisiyar başına geçişi, ilk başta bize bile bilgi vermeyip “gazetede çıktığı zaman okursunuz” demesi. Yazıp bitirdiğinde yaşadığı mutluluk... Keyfini hiçbir şeyin bozamaması… Mümkünse akşam bira ısmarlayacak birilerinin bulunması… Gazete içinde bunun için çekilen yoklamalar bazen boş çıkardı. Metin öyle sosyal ve girişkendi ki başta diğer gazetelerde çalışan basın emekçisi arkadaşları olmak üzere, üniversiteden, işçi ve memur hareketinden yemek ya da bira ısmarlayacak bir arkadaş bulma arayışı asla boşa düşmez, zaten bulmak fazla da vakit almazdı! Bu buluşmalardan da mutlaka yeni bir haber çıkmış olurdu.

HALKA DOĞRULARI ANLATMAK TUTKUSU
Halk için gazetecilik yapmanın şartları kolay değil. Hiç olmadı. Kastımız sadece fiziki şartlar, baskılar, teknolojik donanım yetersizlikleri vs değil. Maddi olarak da hep en asgari şartlar söz konusudur. Bir yandan gazeteci olarak içine girdiğiniz haberler, bir yandan fiziki ve maddi şartlar insanı yorar. Metin’i de yoruyordu elbette. “Tüm insanlığın kurtuluşu”, “hep birlikte yaşanacak güzel günler” idealine katkı yapıyor olmak, bunun için çabalamak, Metin için de o yorgunluğun bertaraf edilmesinin temel sırlarından biri. Bir de işte, gazetecilik iştahı. 17 yıldır yoğun ve yorucu olmaya devam eden gazetecilik, o iştah olmadan yapılamaz çünkü.

Haber izlerken gözaltına alınıp dövülerek katledildiği 8 Ocak 96’da Türkiye savaşı, katliamları, faili meçhulleri, baskıları, hak ihlallerini konuşuyordu. 8 Ocak 2013’de de özünde değişen pek bir şey yok. 17 yıldır onun gazeteciliğini, halka doğruları anlatma tutkusunu arkamıza alıyoruz.

Halk için gazetecilik, değişmesini sağlamanın en önemli ayaklarından birini oluşturuyor. Taraf olmak, halktan, emekçilerden, yoksullardan yana yüzünüzü dönmek ve dünyayı daha yaşanası kılmak için hep birlikte çabalamak… Bunu yaparken de gülümsemeyi ihmal etmemek; Metin gibi!

Hiç yorum yok: