29 Ocak 2013 Salı

Mustafa Suphi ve Türkiye Komünist Partisi üzerine

İLK YILLAR 
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sosyalist gruplar olmasına rağmen bunlar geniş kitle örgütlerine dönüşememişlerdi. Bu gruplar genelde küçük ve sosyalist düşüncenin taşıyıcıları oldular. Özellikle Selanik ve İstanbul merkezli idiler. Bir kısmı kurulacak olan TKP'ye katılmıştır. Özellikle de Şefik Hüsnü'nün liderlik ettiği Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF) bunlardan biridir.

MUSTAFA SUPHİ VE 15'LER
İttihat ve Terakki Hükümeti'ne muhalefetten Sinop'a sürgün edilen Mustafa Suphi buradan Çarlık Rusyası'na geçti ve burada Ruslara esir düştü. Esirliği sırasında tanıştığı mahkûm devrimcilerin ve Ekim Devrimi'nden sonra Bolşevizm'in etkisi ile 1918 yılında Sosyalist Müslüman Doğu Halklar Kurulatayı'nın ardından sürgündeki askerler ve Türkiye'deki gruplarla beraber 10 Eylül 1920 yılında Bakü'de yapılan kongre ile TKP (TKF) kuruldu. Musta Suphi ve arkadaşları Anadolu'da gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'na destek vermek için önce Mustafa Kemal ile irtibat sağlamışlardır. Mustafa Kemal'in daveti ile Ankara'ya gelmek için yola çıkmışlardır. TKP'nin Azerbaycan'da oluşturulmuş bir grup silahlı birliği de Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek için gönderilmişlerdir. TKP üyelerinin yurda girmeleri ile protestolar gerçekleşmiştir. Kimi kaynaklarda bu protestoların 9. Kolordu (?) Komutanı Kâzım Karabekir tarafından tertiplendiği iddia edilmektedir. Kars ve Erzurum'dan sonra Kazım Karabekir'in yönlendirmesi ile Trabzona geçmişlerdir. Mustafa Suphilerin amacı buradan gemi ile Samsun'a geçip Ankara'ya ulaşmaktadır. Ama Kazım Karabekir'in ise Rusya'ya geri göndermeyi istediği iddia edilmektedir. Gemi Karadeniz'e açıldıktan sonra Trabzon kabadayılarından Yahya Kahya ve adamları gemiye arkadan yetişip Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürmüşlerdir. Bu cinayette genel kanı planlayanın Kazım Karabekir olduğudur. Başka bir iddia ise bizzat Stalin'in Sultan Galiyev ve milli komünistler ile hücre kurduğu iddiasıyla Mustafa Suphi'yi o dönem desteklediği Enver ve İttihatçıların tertibiyle ortadan kaldırmış olabileceğidir. Zira daha sonra Stalin tarafından yargılanan Sultan Galiyev'e yöneltilen suçlamalardan biri Mustafa Suphi'yle birlikte yasadışı Pan-Türkist ve Turancı bir fraksiyon kurduğu iddiasıydı.

Gizli yazışmalar / telgraflar ancak bunu kanıtlayabilir ki bunlar hala açıklanmamıştır. Bir süre sonra Yahya Kahya, Muhafız Alay Komutanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından öldürülmüştür. Bu cinayeti işleyenlere karşı tepkiler artınca Kahya Yahya, Sivas'ta kurulan göstermelik bir mahkemede 'yargılanır' ve 'delil' yetersizliğinden beraat eder. Kahya Trabzon'a döndüğünde üzerindeki psikolojik baskılar devam edince, suç ortaklarını tehdit etmeye başlar. Sağda solda 'Sanki bütün işlerde ben tek başına mı idim. Daha üstüme varırlarsa her şeyi olduğu gibi ortaya dökerim' demesi Kahya Yahya'nın arkasındaki güçleri rahatsız eder. Kahya'nın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Ansızın Trabzon kışlasına yakın bir yerde Kahya Yahya, adamlarıyla birlikte pusuya düşürülür ve öldürülür." TKP'nin kurucusu Mustafa Suphi ve (aralarında parti sekreteri Ethem Nejat'ın da bulunduğu) on dört yoldaşı Ocak 1921 yılında Bakü'ye giderken öldürüldü. Bu olay TKP’nin siyasi iktidara karşı yasadışı mücadelesinin de başlangıcını oluşturdu. 1920’li ve 1930’lu yıllarda TKP yasadışı mücadeleyi devam ettirdi. 15 Ağustos 1922'de hükümetin yasaklaması üzerine Ankara'da gizli olarak gerçekleştirilen 2. Kongre'de Genel Sekreterliğe Salih Hacıoğlu getirildi. Kongreden yaklaşık üç hafta sonra 12 Eylül 1922'de, Ankara Hükümeti o güne kadar yasal çalışma yürüten TKP'yi kapattı.

BASKI YILLARI
Ana madde: 1927 Tevkifatı Yasal çalışma olanağı ortadan kaldırılan TKP'nin 3. Kongresi 31 Aralık 1924-1 Ocak 1925'de İstanbul Akaretler'de yasadışı olarak toplandı ve Şefik Hüsnü genel sekreterliğe getirildi. Kongreden sonra, Şeyh Said İsyanını bahane eden hükümet Takrir-i Sükun kanununu çıkartarak ülkedeki CHP harici tüm siyasi oluşumları kapattı. TBMM tutanaklarına bakıldığında bu zaten görülecektir. Çok geniş tutuklamalar ve yargılamalar yapıldı.1925'de yapılan tutuklamaların yol açtığı dağınıklığı, kargaşayı durdurmak üzere, 1926 yılının mayıs ayında, Şefik Hüsnü'nün girişimiyle, Viyana'da bir parti konferansı yapıldı. Yeni bir faaliyet programının taslağı hazırlandı ve Vedat Nedim Tör genel sekreterliğe getirildi. Vedat Nedim Tör, burjuvazi ve Kemalizm ile uzlaşarak ılımlı bir politika izledi. 1927 yılında Vedat Nedim Tör ve Şevket Süreyya Aydemir partiden ayrılarak Kemalist Kadro dergisini çıkardı. Ayrılışları parti kayıtlarına, parti arşivini emniyete teslim ettikleri gerekçesi ile ihanet olarak geçti. Parti işçi sınıfı içerisinde belli bir örgütlenme yakaladıysa da (tütün işçileri ve demiryolu işçileri), parti içi problemler daha güçlü bir etki yaratmasının önüne geçti. Komünist şair Nazım Hikmet partiye üye oldu ve partiye olduğu kadar Türkiye'deki 'Komünizm Hareketi'ne de önemli katkılarda bulundu.

II. DÜNYA SAVAŞI
Parti, 1940'ların başında yeniden örgütlendi. Reşat Fuat Baraner'in Teşkilat Sekreterliğinde II. Dünya Savaşı boyunca faşizm karşıtı bir politika izledi. 1950'lere kadar Dr. Şefik Hüsnü denetiminde faaliyetlerine devam etti. 1951 tutuklamalarını ve Şefik Hüsnü'nün 1959 yılında hapis sonrası sürgüne gönderildiği Manisa’da ölmesini takiben, Yakup Demir, (Zeki Baştımar) ve bazı TKP kadroları 1960 yılında yurtdışına çıkarak partiyi yurtdışında yeniden örgütlediler.

1960'LAR: YÜKSELEN DEVRİMCİ HAREKET
1960'ların en önemli olaylarından biri bir sosyalist partinin, TİP'in, kuruluşu ve ülke genelinde yarattığı etkidir. 1960 ile 1970 arası, TKP'nin ülke içindeki kadroları TİP'i desteklediler. Milli Demokratik Devrim–Sosyalist Devrim tartışmalarının başlangıcı yine bu döneme denk düşer. Zeki Baştımar'ın (Yakup Demir) ölmesinin ardından 24 Mayıs 1973 tarihinde İsmail Bilen'in TKP genel sekreteri olması ile birlikte ülke içinde örgütlenme faaliyetlerine hız veren TKP, Marksist-Leninist dünya görüşü doğrultusunda, bilimsel sosyalizmi esas alan bir politik çizgi izledi. İşçi sınıfı içinde örgütlenmeyi ana hedef olarak koyan TKP, SSCB ile de ideolojik ve politik bir yakınlık içindeydi. 1970'li yıllar boyunca parti, tarihinin en hızlı gelişme dönemlerinden birini yaşadı. TKP bu tarihlerde bir diriliş yaşayarak Türkiye'de önemli bir yasadışı siyasi güç haline dönüştü. Sendika, gençlik, memur, köylü, kooperatif ve kadın hareketi içinde kitleselleşti. 1972 yılında TKP'nin Sesi Radyosu kuruldu. 1974 başında Atılım Dergisi yayınlanmaya başladı. Yeni bir program ve tüzük hazırlandı. 1977'de yapılan Parti Konferansında Program ve Tüzük onaylandı. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın kitlesel olarak kutlanmasında, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ne karşı direnişte, aşırı sağcı teröre karşı kitlesel direnişlerin örgütlenmesinde, kapitalist sınıfa karşı güçlü grevler düzenlenmesinde, 1 Mayıs komiteleri ve can güvenliği komiteleri gibi yapıların yaratılmasında, 141. ve 142. maddelerin kaldırılması kampanyasında, barış hareketinin örgütlenmesinde, Marksizm-Leninizm propagandasında, sosyalist ülkeler ve ulusal kurtuluş hareketleriyle dayanışma kampanyalarının geliştirilmesinde TKP önemli görevler üstlendi. Basın-yayın, kültür ve sanat cephelerinde etkili çalışmalar yürüten TKP, aydınların işçi sınıfıyla bağlaşmasında önemli etkenlerden biri oldu.

1980'LER: ASKERİ DARBE VE LİKİDASYON
12 Eylül darbesiyle birlikte sol ağır bir yara aldı. 12 Eylül döneminde TKP'nin yurtiçindeki kadroları tutuklandı. 1983'de TKP Genel Sekreterliği'ne Haydar Kutlu (Nabi Yağcı) getirildi. Ardından gelen yıllarda Sovyetler Birliği’nin tüm dünyadaki kendine bağlı sosyalist örgütleri likidasyona sürüklemesiyle eş zamanlı olarak Türkiye Sosyalist Hareketi de likidasyon sürecini yaşadı. Diğer taraftan, 7 Ekim 1987'de yapılan TKP'nin 6. Kongresi ve TİP'in 8. Kongresi'nde alınan birleşme kararları gereğince, her iki partiden eşit sayıda delegenin katılımıyla aynı yılın Ekim ayında Türkiye Birleşik Komünist Partisi kurularak 1. Kongresi toplandı. TBKP progamını eleştiren ve bu oluşumun Sovyetler Birliğin'de yaşanan likidasyonun bir parçası olduğunu savunan muhalif bir grup TKP'li Eylül 1989 yılında 10 Eylül Dergisi'ni çıkarmaya başladı. 4 Haziran 1990 yılında yasal olarak da kurulan TBKP, Ocak 1991'de "Sosyalistlerin geniş birliği" çalışmaları doğrultusunda, gerçekleşen kongresinde aldığı kararla Sosyalist Birlik Partisi (SBP) oluşumuna katıldı.

TASFİYE SONRASI
1996 yılında TBKP ve SBP süreçlerine muhalif olan 10 Eylül grubu farklı çevrelerin de birleşimiyle Ürün Sosyalist Dergi'yi yayınlamaya başladı. Bu dergi TKP çizgisiyle yayınlarına devam ettirdiklerini savundu. 11 Kasım 2001 yılında Sosyalist İktidar Partisi gerçekleştirdiği olağanüstü kongresiyle Türkiye Komünist Partisi adını aldı. Böylelikle anayasada geçen isminde komünizm kelimesi geçen siyasi oluşumların kurulması yasaktır ibaresini fiilen delindi. Kuruluş tarihi olarak 10 Eylül 1920’de gerçekleştirilen Bakû Kongresi’ni esas aldığını ilan eden parti, Türkiye'de 'Komünist' ve 'Devrimci Hareket'in 1920'den günümüze ulaşan bütünsel tarihinin mirasçısı olduğunu savundu. Bu sürecin öncesinde ve sonrasında geçmişte TKP saflarında mücadele etmiş birçok kişi yeniden partili mücadeleye katıldı. 2011 yılında ise likidasyon öncesinde Türkiye Komünist Partisi saflarında mücadele etmiş bazı bireylerin ve grupların ortak iradesiyle, Ürün Sosyalist Dergi'nin de dahil olduğu Suphi'den Bilen'e Gelenek Yaşıyor Girişimi kurulmuş ve girişim partileşmeye gideceğini ilan etmiş, TKP 1920 adını alarak partileşmiştir.


DIŞ BAĞLANTILAR
Yurdun Sesi TKP Merkez yayın organı arşivi

Not: Mustafa Suphiler Kurtuluş Savaşı'na yardım edemeseler de Sovyet Rusya'nın (1924'e kadar böyle adlandırılmaktadır) silah ve altın yardımını sağlamıştır. Daha sonra Türkiye'deki kadrolar Kemalizm'e karşı direkt bir tavır almasalar da bu cinayetlerden dolayı mesafeli durmuşlardır. Ayrıca mevcut TKP ve TKP 1920 dışında, TKP adıyla faaliyet yürüten (Savaş Yolu Dergisi ve çevresini de sayarsak) toplam üç girişim daha vardır. Bunlar arasında öne çıkan iki oluşum TKP.Net ve TKP/Atılım isimleridir.

Hiç yorum yok: