11 Ocak 2013 Cuma

Neyse ki RedHack var! - Hakan Gülseven

Malum, RedHack, yani “Kızıl Korsanlar” olarak anılan “hacker” ekibi, uzun süredir pek çok kurum ve kuruluşun web sitelerine giriyor, kimi zaman bir süreliğine kullanılmaz hale getiriyor, kimi zaman da sitelerdeki bilgileri açıklıyor. Bu yüzden, iktidarımız RedHack’i apar topar “terörist” ilan etmişti.

Eh, bu “Kızıl Korsanlar”a dahil oldukları iddiasıyla, içlerinde çocukların da bulunduğu 10 “terörist” hemen yakalanıverdi tabii. Aylarca hapis yatırıldılar, daha sonra sessiz sedasız salınıverdiler. Çünkü bu “terörist” topluluk hapishanedeyken RedHack o masumların tutuklanmasını protesto için İçişleri Bakanlığı’nın sitesine bile girmişti!

***

Bugüne kadar RedHack’in halka zarar veren tek bir eylemi olmadı. Ama halka zarar verenleri pek güzel teşhir ettiler. Son olarak da YÖK’ün internet sitesindeki bilgileri ele geçirip yayınladılar.

Görebildiğimiz kadarıyla belgelerde dünya kadar yolsuzluk vardı. Anlaşılan o ki, ODTÜ öğrencilerini kınamada pek bir cevval davranan akademik âlemimiz, bankalarla enseye tokat iş yaparken de lüks makam araçları alırken de “döner sermaye” döndürürken de pek bir kıvrakmış.

***

Son YÖK belgeleri rezaletinden sonra, Bakan Binali Yıldırım, açığa çıkan rezaletleri değil de, “güvenlik açığı”nı bir risk olarak gördüğünü beyan etti. Bizim memleket böyle işte. Kimse istifayı düşünmez, herkes rezaletimiz niye ortaya çıktı diye saldıracak yer arar.

RedHack devletin gözünde “suçlu”. Oysa bu bir avuç “internet korsanı”nı kendi adıma bu topraklardaki bir “umut” olarak görüyorum. Halkın bilmesi gerekenleri hasır altı edenlere karşı, senelerce hapis yatma riskini de göze alarak, gizli belgeleri açıklayan cesur insanlardan söz ediyoruz.

Fellik fellik onları arayanlar, memlekette her nevi sınavda şifreleri ele geçiren tarikatı soruşturmayı akıllarına bile getirmiyor tabii, orası ayrı konu! Korsanlıksa, “cemaat” daniskasını yapıyor!

***

RedHack’le, geçen mart ayında internet üzerinden temasa geçtim. RED Dergisi’ne bir yazı yazmalarını istedim. Yolladılar. Dilerseniz, kısa bir bölümü buraya aktarayım, bu “Kızıl Korsanlar”ı kendilerinden dinleyin:

“Bize yönelik iddianamede geçen ‘terör örgütü’ tespitinin asıl nedenini yine gazetelerden öğrendik: ‘Devletin otoritesini sarsmak ve devleti küçük düşürmek’miş! Ayrıca tüzüğümüzde yazılı şeyler de terör örgütü olduğumuzu ‘kuşku götürmez’ şekilde ispatlıyormuş.

Eğer devlet otoritesini sarsıp, devleti küçük düşürmek ‘terörist’ olmaya yeterli bir sebep ise; halkının üstüne bombalar atan; sivilleri katlederek iç savaşa sürükleyen; hakkını isteyen emekçiyi, işçiyi coplatan; gazetecileri, öğrencileri, kendine muhalif her kesimi hapse yollayan; ABD’nin projesi BOP doğrultusunda ‘ılımlı İslam’ faşizmini inşa eden Fethullah örgütlenmesi ve siyasi iktidar bir numaralı terörist örgüt, başındakiler de kalbur üstü teröristlerdir! Eğer söz konusu suç ‘devleti küçük düşürmek’ ise, bunlar her dakika bu suçu işlemektedir!

Eğer bilgi sızdırmak suç ise, kendi ‘yandaş, candaş’ basınları bunu her dakika yapmaktadır, onlar da teröristtir o vakit!..”

***

Bu ülkede her şey halktan gizlenerek yürüyor. “Devlet sırrı” sihirli laf. Dolmabahçe’deki Tayyip Erdoğan – Yaşar Büyükanıt görüşmesinin muhtevası, taraflarca mezara götürülecekmiş. Örtülü ödenekten harcanan paralar açıklanamazmış. İmralı görüşmelerinde ne görüşülüyor, bilemezmişiz.

Bu iktidar eğer halka karşı sorumlu değil de, neden sakladığı belli olmayan “sır”larına karşı sorumlu ise, iyi ki RedHack var!

En azından bizi söğüşleyenlerin bir kısmı üzerindeki “sır” örtüsü kalkıyor...

Hiç yorum yok: