20 Mart 2013 Çarşamba

BDP AKP’nin “provokasyon” demagojisine öykünmemelidir

DHKP-C’nin Adalet Bakanlığı ve  AKP merkezine yönelik eylemleri üstlendiğini bir bildiriyle üstlenmesine ve bu saldırıları neden gerçekleştirdiği açıklamasını yapmasına rağmen bunları dikkate almadan, geçmiş dönemde   PKK’nin yapmış olduğu askeri eylemlere ilişkin olarak AKP, MHP, CHP’nin söylediklerinin aynısını bugün  BDP merkezi söylemeye başladı. DHKP-C’nin gerçekleştirmiş olduğu eylemle ilgili olarak her hangi somut bir bilgi olmadan  eylemi provokasyon olarak suçlaması ilginç olmuştur. BDP merkezinin açıklaması şöyle:
“Çözümden ve barıştan yana olan herkesin bu tür provokasyonlar karşısında daha iradeli, daha kararlı ve daha güçlü durması, asla geri adım atmaması gerekir. Olası yeni provokasyonlara karşı devlet ve hükümet zamanında gerekli tedbirleri almalıdır. Provokasyonları önlemek öncelikli olarak hükümetin görevi ve sorumluluğundadır. Demokratik kamuoyu da gelişmeler karşısında daha duyarlı ve dikkatli olmalıdır. Bir kez daha saldırıyı kınıyor Ak Parti'ye ve Adalet Bakanlığı'na geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.”
BDP’nin ve BDP çizgisinde politika yapanların  her şeyi ne i-düğü belli olmayan Öcalan’ın barışına bağlayarak hareket etmeleri ve  devrimci mücadeleyi, tüm gelişmeleri  “ama barışa zarar verir” gerekçesiyle  karşı çıkmaları ve bene olmayan tufandır yaklaşımını benimsemeleri, önümüzdeki süreçte devlete ve AKP’ye yönelen her eylemi “ barışa zarar veren provokasyon olarak görüp” mahkum etmeye ve devrimci hedefli eylemleri provokasyon olarak değerlendirip, AKP ve devlete  güven vermeye ve bakın biz silahlı her türlü eyleme karşıyız görüntüsü içinde barış için her yol mubah hattında yürüyeceklerdir.

İşin ilginç olanı, BDP, PKK’nin daha önceden bu türden onlarca eylemi olmuştu ve hiç birisini de provokasyon yada şunu önlemeye yönelik bir eylem olarak değerlendirip mahkum etmemiştir. DHKP-C’nin yaptığı eylemi tasvip etmeye bilinir ve buradan hareketle eleştirmekte mümkündür. Ama hedefi doğru seçilmiş ve halka zarar verilmemesine özen gösterilmiş bir eylemi barışı engellemek amaçlı düzenlenmiş bir provokasyon eylemidir ve herkes bunun karşısında durmalıdır” yönlü açıklama yapması, aslında BDP’nin ne kadar grupçu  ve dar her şeyi kendisiyle sınırlandırmış, kendi dışındaki devrimcileri dikkate almayan ve onarlın mücadelesine  saygı duymayan bir konumda durduğunu gösteriyor.

Daha da önemlisi, benim politik olarak desteklediklerim yaparsa hatalı ve yanlışta olsa iyidir, başka akımlar yaparsa doğruda olsa yaptıkları  kötüdür demek, benmerkezci bir yaklaşım tekelci zihniyet olduğu gibi aynı zamanda    güç ve eylem birliklerine zarar veren grupçu tutumlardır ve bundan vaz geçilmelidir. Bu zihniyet değiştirilmediği durumda devleti ve AKP’yi darbeleyip gerileten her eylemi provokasyon, barışı bozmak vb. olarak değerlendirerek  emekçi yığınları ve devrimcileri düzene ve AKP’ye karşı mücadele etmekten alıkoyan, Onların diliyle konuşan yargılayan tutumların, hem devrim ve hem de Kürt özgürlük mücadelesine zarar vereceğini unutmadan, bu türden gericiliğe destek veren ve  onların yaptıklarını meşrulaştıran yaklaşımlardan uzak kalınmalıdır. BDP provokasyon girişimlerini devrimci ve sosyalistlerden değil, devletten ve devletin derinliklerinden aramaları ve hedef şaşırtmaca tutumlara olanak vermemelidir.
Devrimci Halkın Birliği

Hiç yorum yok: