9 Mart 2013 Cumartesi

Bolivar’ın devrimci oğlu Chavez: Seni unutmayacağız!

Toplam 14 sene sürdü iktidarı. Ama arkasında derin bir iz bıraktı. O nasıl Bolivar’ın 200 sene önce ardında bıraktıklarından esinlendiyse, kim bilir kaç kuşak da ondan esinlenecek. “Başka bir dünya mümkün” diyen herkes onu saygıyla, sevgiyle anacak. Eleştiri hakkını saklı tutarak elbette.

Arkasında soru işaretleri bıraktığı doğru. Ama bize kalırsa, hataları da esin vericiydi. Sartre’ın kendi hataları için söylediği, Chavez için de geçerli: “Ne zaman hata yaptıysam, yeterince radikal olmadığım zaman yaptım.”

Peki, ya tersi? Chavez için o da geçerli: Ne zaman hata yaptıysa, fazlasıyla radikal olduğu zaman yaptı.

Gabriel Garcia Marquez’e üç kavramdan söz etmişti: Tarihi saat, stratejik dakika ve taktik saniye. Chavez’in gönlünde yatan devrimci demokrasiydi. Ona ne kadar yaklaştığını “tarihî saat” gösterecek.

Siyaset sahnesine başarısız bir darbe girişimiyle çıkmıştı. Sonraki seçim zaferlerine rağmen, o girişimin izi kalıcı oldu. Ve hep şu soru peşinden geldi: “Despot mu, devrimci mi?”

“Büyülü gerçekçilik”in pîri Gabriel Garcia Marquez de, Chavez’in ilk seçim zaferinin ertesinde, Le Monde  Diplomatique’e yazdığı portreyi o soruyla bitiriyordu. O günlerden bugünlere köprülerin altından çok sular aktı. Marquez bugün bir Chavez portresi yazsa, herhalde o soruyla bitirmezdi. Venezüella’nın yoksulları, yok sayılanları onu bir devrimci olarak bağırlarına bastı. Alaşağı ettiği egemenler ve onların müttefiki emperyalist iktidarlar nezdinde ise elbette bir despottu.

Bizim için ise ana hatlarına baktığımızda: Küba’dan sonra Latin Amerika kıtasından Amerikan emperyalizmine karşı, sosyal ekonominin mantığı insana, çalışmaya, yani işçiye ve işçinin ailesine, yani, insana dayanan, “yeni erkeğin, yeni kadının, yeni toplumun inşasını yaratmıştır.

Chavez devrimcidir!

Latin Amerika kıtasıyla birlikte Venezüella’nın devrimi!

Viva Chavez!
Siempre!

Hiç yorum yok: