4 Mayıs 2013 Cumartesi

Fatsa'nın Çağrısı / Oğuzhan Müftüoğlu

Eğer bir gün Türkiye‘nin özgürlükçü ve demokratik bir geleceğinden söz etmek mümkün olacaksa bu gelecek devrimci Fatsa‘nın üzerinde yükseldiği siyaset geleneğinin temelleri üzerinde kurulabilecektir.

Türkiye yetmişli yıllarda büyük ve çalkantılı bir dönem geçirdi. Hâkim güçlerin ekonomik ve siyasi nedenlerle ülkeyi yönetmede ciddi sıkıntılar yaşadıkları bir dönemdi. 12 Mart döneminde aldıkları "önlemler" yeterli olmamıştı. Yönetim düzeyindeki sorunlarını Demirel‘in başkanlığındaki MC hükümetleriyle aşmaya çalıştılar. Altmışlı yıllarda ABD‘nin soğuk savaş stratejilerinin bir gereği olarak geliştirilen sivil faşist hareketleri, kontr gerilla örgütlerini yoğun ve pervasız biçimde kullanarak muhalefet hareketlerini ezmeye çalıştılar. Bu politikalar Türkiye‘yi bir iç savaş ortamına sürükledi.

Bu gerçekte ABD emperyalizmin Türkiye‘ye dolaylı bir müdahalesiydi. İçerdeki özel kuvvetlerini kullandığı, özel yöntemler uyguladığı bir müdahale.

Fatsa Devrimci Yolun bu faşist işgal ve iç savaş stratejisine karşı yurt sathında yürüttüğü devrimci direniş mücadelesinin bir ürünüdür.

Bu direniş stratejisinin özü halk kitlelerini teslim almayı hedefleyen faşist saldırılara karşı aktif mücadeleyle birlikte, halk içindeki direniş eğilimlerini güçlendirmeye ve örgütlemeye, mücadelenin geliştiği ve faşist güçlerin bölgesel etkinliğinin kırıldığı yerlerde de iktidar gücünü halka devretmeye dönük politikaları içeriyordu.

Fatsa direnişi yurt çapında yürütülen bu direniş mücadelesinin bir parçası olarak, Fatsa halkının ve Fatsalı devrimcilerin o mücadeleyi en ileri boyutlara ulaştırdığı bir örnek oldu.

Fatsa bu yönüyle faşizmin iç savaş politikalarına Devrimci Yolun bir yanıtıdır demek yanlış olmaz.

Aslında o dönemde ülkenin başka bölgelerinde de faşist güçlerin etkisinin kırıldığı yerler vardı.

Ancak öyle durumlarda koşullar fazla geliştirilemedi. Özellikle farklı siyasal anlayışların yan yana bulunması ve onlar arasındaki bir iç rekabet halinin öne çıkması bunu önleyen en önemli faktördü. 12 Eylül öncesindeki aylarda bu güçlüğü aşmanın bir yolunu bulmak için çalışıyorduk. 12 Eylülle birlikte bu mümkün olmadı. Bu gün geriye dönüp baktığımızda birçok hatamızın olduğu kadar, çok güzel şeyler de başardığımızı söyleyebiliyoruz.

Başarabildiğimiz en güzel şeylerden biri belki de en önde geleni kuşkusuz Fatsa‘dır. Fatsa belki ciltler dolusu kitaplarla anlatamayacağımız şeyleri anlatan güzel bir öyküdür.

***

1979 yılında Fatsa‘da halkın kendi kendini yönetmeye başlaması, sorunlarını elbirliğiyle çözmesi, bütün Türkiye bir kan gölüne dönerken bu küçük Karadeniz kentinin bir huzur ortamına sahip olması, devrimciler için bir başarı, yönetenler içinse bir korku kaynağıydı.

Faşist güçlerin saldırılarıyla yaratılan iç savaş ortamı bütün Türkiye‘de hayatı bir karabasana çevirmişken Fatsa‘da Terzi Fikri ve arkadaşları o kan denizinin içinde bir umut çığlığı gibiydi. Kan davalarını, karaborsayı ve kısa bir süre sonra tank paletlerinin işgal edeceği yolların çamurunu yok etmişlerdi. Orada kötülüğe direnmenin ve haksızlığa aman vermemenin, yeni bir hayatı yaratmanın yolunu açtılar.

Bu yüzden bir avuç sömürücü adına ülkeyi despotlukla yöneten ve eğer kendileri olmasa halkın kendi kendisini asla yönetemeyeceğine iddia edenlere karşı en zor koşullar altında yaratılarak tarihe düşülen muhteşem bir manifestodur Fatsa.

Devrimci Fatsa halkın kendi kendini çok iyi yönetebileceğini gösterirken, hem var olan sistemden ayırıyordu kendini, hem de dünya genelinde sosyalizm diye gösterilen yanlış uygulamalardan. Bu yüzden, Fatsa, aynı zamanda, reel sosyalizm denen anlayışın devrimci bir eleştirisiydi.

Bugünkü hayat içinde izi kalmayan, yani artık yaşamayan tarih, ölüdür. Fatsa gerçeği, bize bugün en çok ihtiyaç duyulan şeyleri hatırlatırken, paranın ve baskının esiri olmuş bu toplumda, her türden gericiliğin ortalığı boğucu bir duman gibi sardığı ülkemizde, bir zamanlar yanan bir umut ışığını gönderiyor bize.

Fatsa‘nın hikayesi, aslında o iyiliği ve güzelliği bugün çoğaltmanın çağrısıdır.

Fatsa en güç en zor koşullarda bile, doğru bir siyasetle neler yapılabileceğini gösteriyor.

Eğer bir gün Türkiye‘nin özgürlükçü ve demokratik bir geleceğinden söz etmek mümkün olacaksa bu gelecek devrimci Fatsa‘nın üzerinde yükseldiği siyaset geleneğinin temelleri üzerinde kurulabilecektir.

Hiç yorum yok: