7 Mayıs 2013 Salı

Mücadelenin ve zaferin bayramı: Faşizme geçit yok!

I. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan Almanya ağır bir antlaşmayla mağlubiyeti kabullenerek ayrılır. İmzalanan Versay Antlaşması’na göre sanayisinden tarımına, askeriyesinden sosyal alandaki politikalarına kadar denetlenen bir Almanya vardır.

1930’lara gelindiğinde ise Almanya tarihine kara leke olarak yazılacak tarihin en büyük hatalarından biri yapılır. Faist Hitler 1934 yılında Almanya Şansölyesi (Başkanı) olur. Artık Hitler, ideolojisi gereği aryan ırkın mükemmel ordusunu oluşturmaya başlayabilirdi. “Kavgam”da da bahsettiği gibi Reichswehrı (Almanya İmparatorluk Ordusu) tamamen kaldırılarak yerine Werhmacht’ı getirdi. Hitlerin Werhmacht adlı kara kuvvetlerinin sloganı ise dünyaya gelecek tehlikeyi haykırıyordu Ein Volk, ein Reich ein Führer, “Tek halk, tek imparatorluk, tek lider.”

SON HAMLE BAŞARISIZ OLDU
Polonya işgali sonrası hızla doğuya doğru ilerleme başlar. Ancak sadece doğuya değil Fransa’ya da saldırılır. Werhmacht, başarıdan başarıya koşmaktadır. Refah, iş ve ezilmemek vaadiyle kandırılan Alman halkı ise SS adlı birlikle baskı altına alınmıştır. Hitler artık onların sevdiği adam değildir. Muhaliflerini kurşuna dizdiren, işgal ettiği bölgelerdeki Yahudi halkı toplama kamplarında esir eden, onları katleden bir vahşidir. Savaş Hitler’in istediği gibi devam ediyordu ve son hamleye gelmişti sıra; faşizmin baş düşmanı olan dünya halklarının kurtuluş umudu Sovyetleri dize getirmek! Ancak bu düşündüğü kadar basit olmayacaktı.

BİR SENEDE BİTECEK DEMİŞTİ
Barbarasso harekatını başlatan Alman orduları yaklaşık 4 sene sürecek olan doğu cephesi savaşlarına yönelecektir. Plan basittir; “Yık, geç büyük imparatorluk için Stalin’i al aşağı et!” Propaganda bakanı Goebbels Alman halkına bir sene sonra savaşın biteceğini söylüyordu. Ancak savaş bir yılda bitmeyecekti. Stalingrad’a kadar gelen Werhmacht artık zafere kesin gözüyle bakıyordu fakat fizikisel ve iklimsel durum buna izin vermeyecekti. Bunun yanı sıra Kızıl Ordu’nun muhteşem karşı saldırısına karşı duramayacaktı. -40 derecede, soğukta, anavatanını savunmayı bir görev bilmiş milyonlarca Sovyet halkı faşizme baş kaldırıyordu. Bolşevik Partisi’nin bir çok kadrosu savaşa en önde katılıyordu. Stalingrad günlerce bu koşullar altında gerçekleşmiş bir ölüm kalım savaşına sahne oldu. Sovyetler eğer o gün başarısız olsaydı faşizm daha büyük yıkımlara yol açacaktı. Ama çelik gibi iradesiyle, halkla beraber düşmana göz açtırmayan Bolşevikler zaferi örüyordu. Faşist Nazi Almanyası’nın yenilmez ordusu büyük bir darbe aldı. Hiçbir şey Sovyetlerin ilerleyişini durduramıyordu.

Sovyet orduları 19 Nisan’dan beri süren saldırıyı 2 Mayıs 1945 de Reichstag’a (Almanya Parlementosu) Sovyetler Birliği’nin bayrağını dikerek bitirir. Münih’de Amerikan kontrolüne girince savaş 8 Mayıs 1945’te resmen biter.

İşte o günden bu yana 8 Mayıs Faşizme Karşı Zafer Günü olarak kutlanmaktadır.

Faşizm döktüğü kanda boğulmuştur. Milyonlarca masum sivili öldüren faşizmin bir daha kara yüzünü göstermemesini dileyen insanlık bu günü anlamalı ona sahip çıkmalıdır.

FAŞİZMİN YENİLGİSİ
1945 yılı artık Büyük Almanya İmparatorluğu hayalinin yok olmasına sahne oluyordu.

Doğu Cephesi’nden ilerleyen Sovyet orduları gün geçtikçe güçleniyor ve Alman ordularını Berlin’e doğru kovalıyordu. Almanya geri çekilirken büyük acılar bırakmaya devam ediyordu. Yahudiler hiçbir suçları olmaksızın genç yaşlı kadın çocuk demeden sistematik bir biçimde katlediliyor, Sovyetler’in kullanması ihtimaline karşı yüzyıllık mimari eserler yıkılıyordu.

Bu süreç Berlin’e kadar devam edecekti. Kızıl Ordu Werhmacht karşısında büyük bir hızla Berlin’e kadar gelmişti, Hitler ve kurmayları yeraltı sığınağında saklanmışlardı ve Nazi gençlik teşkilatı bu sığınağı koruyordu. Hitler halkın nefretiyle karşılaşacağını bildiğinden sevgilisi Eva ile birlikte intihar etti. Hitler ve Eva’ya ait bedenler Nazi gençlik teşkilatı tarafından yakıldı.

Zaman farkı nedeniyle Moskova zaman dilimine göre bu tören 9 Mayıs'ta gerçekleşmiştir.

Hiç yorum yok: