7 Ağustos 2013 Çarşamba

Sevinen ‘solcu’lara... / Hakan Gülseven

Yurt’un Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, malumunuz, ‘Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’ üyesiymiş. Biz kendisini sosyalist bilirdik ama çadır tiyatrosu gibi bir yargılama süreci sonunda mahkeme onun bir kısım karanlık şahıs, bir kısım emekli ve muvazzaf asker ve bir kısım gazeteci ile birlikte darbe tezgahladığına hükmetti. Bu sebeple 12 sene hapis cezasına çarptırıldı.

Gerçek sebep, hiç kuşkusuz, iktidara karşı verdiği mücadele ve ‘Cemaat’ denen şer örgütlenmesini deşifre ettiği yayınları ve kitaplarıydı.

Aldığı hapis cezası büyütülecek bir şey değil. Demirden korkan trene binmez. Bu günler geçicidir.

AKP iktidara bir mücadeleyle değil, icazetle getirildi. Kullanma süresi bitmiştir, yolcudur. Halkın mücadelesiyle yıkılacaktır. Merdan Yanardağ da tekrar gazetedeki vazifesine dönecektir.
***

Ben esas kendine ‘solcu’ diyen ve ‘Ergenekon’ davasının kararları açıklandığında zil takıp oynayan kimselere üzülüyorum.

Evet, bu davada, zaten daha evvelden teşhir olup ıskartaya çıkarılmış birkaç kontrgerilla artığı vardır; ciğeri beş para etmez mafyozlar da vardır. Ve evet, mesela Kemal Kerinçsiz ne kadar saçma işler yapmıştır...

Ne var ki, tüm bu figürlerin, söz konusu ‘torba dava’ya meşruiyet kazandırmak için dahil edildiğini biliyoruz. ‘Ergenekon’ kararları ne darbeleri mahkum etmektedir, ne de kontrgerillayı.

***

Darbe mi mahkum etmek istiyorsunuz? Buyurun, baş darbeci Kenan Evren maaşını tıkır tıkır çekiyor, devletin ona tahsis ettiği korumalarla turluyor. Atın hapse, müebbet kere müebbet verin.

Tekaüt paşa Yaşar Büyükanıt, muhtırayı bizzat kendi yazdığını söylemişti. Yargılayın bakalım, ne diyecek? Ne diyecek Dolmabahçe’de Tayyip Bey’le el ele diz dize yaptığı görüşme için falan? Aralarında münasebetsiz bir şeyler mi yaşandı ki sır olarak mezara gidecek o görüşme?

***

Derin bir şeyler mi yargılamak istiyorsunuz? Eh, o halde 1000 operasyon yaptığını söyleyen bir Mehmet Ağar’ı, Susurluk’ta pastadan çıkar gibi Mercedes’ten çıkan Sedat Bucak’ı, Alman televizyonlarında eroin şırıngasıyla birlikte görüntüsü yayınlanan sabık Başbakan Tansu Hanım’ı bir daha dinlesek?

Bahçelievler katliamının aslan parçaları nerede? Sahi, Mehmet Ali Ağca’ya ne oldu? ‘Zamanaşımı’ndan salınan Hizbulkontracılar? Sivas’ın ateşçileri?

Yahu, bıraktım hepsini bir kenara, şu Taksim’deki otellere El Nusracıları kim yerleştirip ardından Lazkiye’ye, Rojava’ya katliam yapsınlar diye gönderiyor, bari birileri bu işleri bir dava konusu yapsın... Yok...

***

İktidardan nemalananları anladık da, kendisine ‘solcu’ diyenler niye seviniyor yani ‘Ergenekon’ kararlarına?

Bunca yıllık acılarımız mı dindi? Yoldaşım Akın Reçber’i işkencede katledenler mi bulundu? Hangi faili meçhulün failleri çıktı ortaya?

Orduyu sabaha kadar sevmeyin de, telefonuna tezgahçı polisler tarafından Hizbut Tahrir militanlarının telefon numaraları ‘sehven’ yüklenen gencecik teğmen miydi bizim bildiğimiz kontrgerilla?

Görüşlerine katılın, katılmayın, Kürt köylülerine dışkı yedirildiğini, Kasaplar Deresi vahşetini ortaya ilk defa 2000’e Doğru dergisinde çıkaran Aydınlık gazetesi çalışanları mı örgütledi JİTEM’i? Hayatını mahpushanede geçiren Hikmet Çiçek midir bu işin sorumlusu?

Daha geçen hafta bu gazetede kendisini sertçe eleştirdik de, yahu, 1987 senesinde biz öğrencilere açlık grevleri için evini açan Yalçın Küçük müdür Yüksekova Çetesi’ni örgütleyen?

“Tuncay Özkan F Tipi hapishaneleri savunuyordu zamanında,” diyor kimisi. Halt etmiş! Zaten kendisi de “Halt ettim,” diyor. Aynı haltı eden diğer medya yöneticileri niye müebbet almadı ama? Eh, zaten yargılandığı şey de bu değil. O halde?

***

Merdan Yanardağ 12 Eylül diktatörlüğü sırasında işkence gördü, hapis yattı. Yapılması gerektiğine inandığı için Gündem Gazetesi'nin kurucusu oldu. Pek çok sol yayın çıkardı. En son Gündem Gazetesi'ne saldırılar olduğunda, İstiklal Caddesi’nde dayanışma için gazete sattı.

Şimdi ‘Ergenekon’ kararlarına sevinenler, utanmadan nasıl bakacak onun gazetedeki fotoğrafına?

***

‘Ergenekon’ davasında yargılananlar arasında hiç kuşkusuz çeşitli suçlardan yargılanması gerekenler vardır. Ağır cezalara çarptırılması lazım gelenler de vardır.

Fakat bu ‘Ergenekon’ kararları, kontrgerillayı ve halka karşı işlenen suçları cezalandırmak üzere alınmadı.

Kararlar AKP’nin diktatörlük hevesini pekiştirdiği, ABD ve taşeron ‘Cemaat’in ellerini ovuşturduğu yeni bir aşamaya işaret ediyor. Her muhalefetin zorbalık ve üçkağıtla bastırılacağının ilanı anlamına geliyor. İşçiler, emekçiler, yoksullar ve solculara karşı yeni saldırılara kapı aralıyor.

Bu kararlara sevinilmez. Bu kararlara direnilir.

Ve bu kararların ömrü uzun değildir...

Hiç yorum yok: