6 Eylül 2013 Cuma

Allah’a özgürlük! - Ender Helvacıoğlu

“Allah, Allah, Allah!” diye savaşa yollanırlar. Ama bilin ki bir savaşa Allah adına gönderiliyorsa kitleler, o Allah emekçilerin Allah’ı değildir. En harbi burjuva Napolyon, söylemiştir işin aslını: “Para, para, para!” “Para” için “Allah” diye savaşa yollanır kitleler.

Şu anda Türkiye’de en dinsiz, en Allahsız kimdir diye sorsalar, Tayyip ve şürekâsı derim. En dincisi, en Allahçısı kimdir diye sorsalar, yine Tayyip ve şürekâsı derim. Nasıl ki simitçi simit satar, dinci de din satar, Allah satar. Onlar dini ve Allah’ı metalaştıran bezirgân takımdandırlar; dindar değil dincidirler.

Bizler bilimsel sosyalistiz, diyalektik ve tarihsel materyalistiz. Doğaüstü ve fizik ötesi bir güce inanmayız. Her şeyi bilmeyiz ama bilebiliriz; desturumuz budur.

Ezilenin Allah’ına saygımız vardır. Peygamberini devrimci biliriz. Firavunlara, Romalı gaddarlara, çürümüş Mekkelilere karşı ezilenlerin savaşının liderleridir onlar; tarihteki saygın yerlerine koyarız.

Ama egemenlere, ezenlere karşı Allah’ına kadar savaşırız. Çünkü onların Allah’ı firavundur, Roma imparatorudur, Mekkeli bezirgândır. Emperyalisttir, gericidir, faşisttir onların Allah’ı… O Allah halkların üzerine bomba yağdırır, ülkeleri işgal eder, kılıçla kafa keser, insanları parçalar, sokak aralarında gençleri öldüresiye döver, kadınları recm eder, çocukları, bebekleri öldürür, savaşçıdır, yok edicidir, kahredicidir, bela vericidir, buyurucudur, kul edicidir… O Allah’a düşmanız biz; yok edeceğiz o Allah’ı…

Emekçinin Allah’ı ile bir derdimiz yok. O bize zihin açıklığı verir, yardımcımız olur, ne muradımız varsa verir… Sevecendir, koruyucu ve kollayıcıdır, barışçıdır, naiftir emekçinin Allah’ı. Biz ona doğa deriz, akış deriz, ana deriz; emekçi bu güzel duyguları bin yılların geleneğinin etkisiyle kutsallaştırır Allah der; bir sorun yok. Aradaki nüansı zamanla, bilimle hallederiz.

Allah birdir derler ya, yalanın dik alası. “Allah birdir” söylemi, bildik “hepimiz aynı kayıktayız” söyleminin dinsel düzlemdeki ifadesinden başka bir şey değildir. Allah bir olduğu an aslında iki olmuştur. Ezilenler, ezen-ezilen çelişkisinin farkına vardıkça, Allah’larının da farklı olduğunun farkına varırlar. Hiç ezenle ezilenin Allah’ı bir olur mu?

Toplumlar sınıflara bölündüğünden beri, Allah da sınıflara bölünmüştür. Her sınıfın Allah’ı kendine benzer. Tanrı insanı kendi suretinde yarattı denir ama aslında tersi doğrudur. İnsanlar Tanrı’yı kendi suretlerinde yaratırlar. İnsan topluluklarının karşıt sınıflara bölünmesiyle (uygarlıkla) birlikte, sınıflar Tanrı'larını kendi suretlerinde yaratmışlardır.

Sınıf mücadelesinin keskin olmadığı, ezenlerin toplum üzerindeki hegemonyasının baskın olduğu dönemlerde, ezenlerin tanrısı da baskındır. Böyle dönemlerde ezenlerin Tanrı'sı at oynatır; ezilenlerin Tanrı'sı ise meydanı boş bırakır ve kalplere, vicdanlara çekilir. Marx bu durumu çok güzel anlatır: “Dinsel sıkıntı bir yandan gerçek sıkıntının ifadesi, bir yandan da gerçek sıkıntıya karşı protestodur. Din aklın içinden atıldığı toplumsal koşulların ruhu olduğu gibi, ezilmiş yaratığın iç çekişidir, taş yürekli bir dünyanın ruhudur da. Din halkın afyonudur.” Boyun eğen ezilenin Tanrı'sı afyon işlevi görür; hem uzlaşmacıdır (ezenlerin tanrısı ile uzlaşır) hem de acıları uyuşturucu ve öteleyicidir.

Ne zaman ki sınıf mücadelesi keskinleşir, ezilenler baş kaldırırlar, ezilenlerin Tanrı'sı da vicdanlardan dışarı çıkıp ezenlerin Tanrı'sının karşısına dikilir. İsyancı bir Tanrı olur. Tıpkı, Musa’nın Tanrı'sının Mısır’ın Tanrı'larına, İsa’nın Tanrı'sının Roma’nın mağrur Tanrı'larına, Muhammed’in Allah’ının Mekke’nin putlarına başkaldırışı gibi. Tıpkı, Abbasi yönetimine başkaldıran Karmatiler’in, Selçuklu’ya isyan eden Babailer’in, Osmanlı’ya başkaldıran Bedreddiniler’in, Avrupa feodallerine ve onların kilisesine karşı köylülerin isyanını örgütleyen Thomas Münzer’in Tanrı'sı gibi.

Aslında görüldüğü gibi süren sınıf mücadelesidir. Tanrı'lar bu mücadelenin suretleridir sadece. Ama ezilenler asıl yaratıcının kendileri olduğunu kavrayana dek, sınıf mücadelesi bu kutsallaştırma kisvesi altında süregelmiştir.

Ey yoksullar, emekçiler, Tayyip’lerin Allah’ına inanmayın. Onların Allah’ı kardeşi kardeşe düşman eder, Müslüman’ı Müslüman’ın üzerine sürer. “Müslüman Kardeşler”miş… Pöh! Müslüman Kardeşler ile kardeş Müslümanlar arasında ters orantı vardır. Tayyip’lerin ve yandaşlarının Kâbe’si Washington’dur, Pentagon’dur, küresel sermayedir.

Yıkacağız bu Tayyip’leri ve şürekâsını. Onları, yıkıcı, sömürücü Allah’ları ile birlikte tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Böylece Allah da özgürlüğüne kavuşacak! Egemenlerin elinde metalaştırılmaktan kurtulacak. Allah’ı gerçekten bir edeceğiz. Allah, ikiye bölünemeyecek biçimde bir olduğu zaman, insanlaşır, insanlık olur; doğaya, doğa yasasına dönüşür. Gerçek yerini bulur, evrim olur.

Emekçi kitleler evrimi ancak devrimle kavrayabilir. O muazzam dönüştürücülük ve yaratıcılık gücünü bir kavradı mı insan, kendi de özgürleşir, Allah’ı da… On bin yıllık insan-Allah çelişkisi çözülme yoluna giriverir.
soL Gazete

Hiç yorum yok: