28 Aralık 2013 Cumartesi

Gülen cemaati halk düşmanıdır – Doğan Emrah

Türkiye’deki sağından soluna radikalinden pasifistine siyasal oluşumların ortak ve berbat bir özelliği vardır: Koşullar değiştiğinde ve bir öncekine göre tersi bir pozisyon aldıklarında, önceki pozisyonları yok sayarak devam ederler. Özeleştiri hak getire.

AKP’ce temsil edilen Türkiye burjuva klikleri iktidar dalaşında devleti kitleyecek noktaya geldiler. Dün kol kola gidenler, bugün karşı karşıya geldi. Ama bu karşılaşmada tarafların aslında birbirlerinin ikiz kardeşi olduğunu kesin biçimde hatırlamak gerek.

Bu konuda uzun uzun teorik çıkarım yapmadan Gülen Cemaati’nin halk düşmanlığı tutumunun satır başlarını hatırlatmak gerekiyor. Ama bu tür satırbaşları sadece hatırlatma düzeyinde kalmamalı. CHP’nin Gülen cemaatiyle sıkı fıkı olan Sarıgül’ü İstanbul’da aday göstermesi gibi; Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisinde Cemaat ile kahvaltı yapması gibi mide bulandırıcı tutumların teşhiri içinde mutlak kullanılmalı.

Komünizmle Mücadele
“Ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’ni açma teşebbüsümüz oldu. O güne kadar sadece İzmir’de vardı. İkincisi de Erzurum’da bizim gayretlerimizle açılacaktı.

“İsmi Ali’ydi, bir arkadaşı İzmir’e gönderip tüzük getirttik. Derneği kuracaktık. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençlerle Caferiye Camiinin önünde toplandık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti. Dernek ve cemiyet işlerinden anlayan bir akrabam vardı. O gelip bizi uyardı, bize yol gösterdi… Tabii, o gün için içimizde kanunları bilen de yoktu. Zaten Erzurum’daki arkadaşlar da, benim derneklerle bu kadar içli-dışlı olmamı biraz fazla buluyorlardı. Benim hareketlerimden rahatsız oldular. ‘Bu Komünizmle Mücadele Derneği’ de nerden çıktı? Sen, ‘Nurları oku. Bundan iyi mücadele olmaz.’ dediler. Daha sonra da ‘Meğer biz yanılmışız’ diyecekler ve Komünizmle Mücadele Derneğini onlar kuracaklardı. Fakat o gün için benim teşebbüslerim yadırganıp tenkit konusu yapılıyordu.” (http://bit.ly/K8BBV1)

12 Eylül
“Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.” (Fethullah Gülen, Başyazı, Sızıntı Dergisi, Ekim 1980 http://bit.ly/18tYzB6 )

Sivas Katliamı
“Kontrolden çıkan bu şiddet, misafirlerin kaldığı Madımak Oteli’nin perdelerinin tutuşturulması ile bir katliamla sonuçlandı. Aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu, şenlikler için şehre gelmiş 33 davetlinin içinde yer aldığı toplam 37 kişi, bu otelde çıkan yangında dumandan boğularak veya yanarak hayatlarını kaybetti.” (15 Yıl Sonra Madıkma, Mümtaz’er Türköne, Zaman, 1 Temuz 2008, http://bit.ly/1hIQFEO)

“2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde yangın çıkmış, aralarında otel görevlilerinin de bulunduğu 37 kişi ölmüştü.” (Madımak Provokasyonuna Karanfilli Anma, Zaman, 2 Temmuz 2009,http://bit.ly/K9sRP3)

Gazi Direnişi
“Gazi olaylarını tetikleyen saldırıda ölen ‘Alevi dedesi’ değil kimsesiz biriymiş.

Saldırıda ‘Alevi dedesi’ Halil Kaya’nın öldüğü bir TV kanalından kamuoyuna duyurulurken haber, olayların tetiklenmesinde önemli rol oynadı. Ancak bunun büyük bir ‘provokasyon’ olduğu yıllar sonra ortaya çıktı. Saldırıda ölen Halil Kaya, sanıldığı gibi Alevi dedesi değil, naylon çadırda yaşadığı için cemevine yerleştirilen bir evsizmiş. Faili meçhul saldırıda ölen tek kişi olan 67 yaşındaki Halil Kaya’dan, binlerce yayında hâlâ ‘Alevi dedesi’ olarak söz ediliyor… Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Elmas ise gerçeği bütün açıklığıyla anlatıyor.

Gazi Mahallesi’nde neredeyse bütün duvarlar yasadışı örgütlerin sloganlarıyla dolu. Birçoğu boyayla kapatılarak silinmiş. Emniyet, 12 Mart’ta bir olay beklemiyor; ancak tedbiri de elden bırakmıyor.” (Zaman, 10 Mart  2007,http://bit.ly/1cEf26X)

Kürtler ve PKK Zerdüşt
Kürt ırkçılığı ilhamını Türk ırkçılığından alıyor. Onlar da tarihin İslam öncesi evrelerine özel bir gurur ile sığınıyor. Onlar da cahiliye dönemine dair ırki seyahatler düzenliyor. Onlar da mitolojinin efsunkâr rüzgârıyla coşup, folklorik gösterilere başvuruyor. Her iki ırkçı zümrenin de görmediği; daha doğrusu görmek istemediği bir gerçek var. Türkler de, Kürtler de Müslümanlığı kültürel bir fantezi olarak algılamıyor; onu varoluş gerçeği olarak bizzat yaşıyor. Örgütlerin göz ardı ettiği bu hakikati vatandaş görüyor; tıpkı PKK’nın da, TİT’in de derin bağlantılarını gördüğü gibi. Kürtlerin en büyük talihsizliği, Kürt aydınının kendisine cesur bir söylem seçememesidir. “Zerdüşt Kürtler, Şamanist Türkler, Ekren Dumanlı, Zaman, 21 Mart 2006, http://bit.ly/1cEfJgM)

Açlık Grevinde Ziyafet ve Uyuşturucu
“‘Hayata Dönüş Operasyonu’ kapsamında, Tokat’ın Turhal ilçesindeki E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve açlık grevi yaptıklarını açıklayan 6 terör örgütü üyesi, yemek yerken jandarma tarafından yakalandı.

Cezaevinin 4. koğuşunda bulunan TKP–ML–TİKKO örgütü davalarından tutuklu Kamil Sekman, Ergül Koç, Alişan Akdeniz, Serhat Uğurlu ile DHKP–C üyesi İnan Yamaç ve Yıldıray Okuyan isimli örgüt üyeleri bir süre önce ‘F tipi cezaevlerini’ protesto etmek amacıyla açlık grevi başladıklarını açıklamışlardı. Cezaevine baskın düzenleyen jandarma, 6 örgüt üyesini yemek yerken yakaladı. Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen 6 örgüt üyesinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Bayrampaşa Cezaevi’nde ölüm oruçlarının sona erdirilmesi için gerçekleştirilen operasyondan sonra harabeye dönen cezaevinde yapılan aramada, uyuşturucu dahil birçok malzeme ele geçirdi.” (Zaman, 22 Aralık 2000, http://bit.ly/19nsr0g)

Roboski
“PKK Köylüleri Yem mi Yaptı?” (Zaman, 30 Aralık 2011, web arşivi, Habere dscoıgf, http://bit.ly/1cthv2B)

“Şırnak’ın Uludere ilçesinin Irak tarafında kalan bölgeye düzenlenen hava operasyonunda, sınırda kaçakçılık yapan 35 köylünün hayatını kaybetmesini bahane eden PKK yandaşları, doğu ve güneydoğu illeri ile bazı büyük şehirlerde terör estirdi.” PKK Yandaşları Kepenk Kapatmayan İş Yerlerine Saldırdı, Zaman, 31 Aralık 2011http://bit.ly/K8H7qQ)

Alevilere “Cami-Cemevi” ile Samimiyet Testi
Ankara Mamak’ta temeli atılan cami-cemevi projesi pek çok gerçeği birden su yüzüne çıkardı. Bir samimiyet testine dönüştü. Alevi-Sünni meselesinde kimlerin kafası karışık, kardeşliğin tesisini kimler istiyor, kimler köstekliyor, kim sorunun devamından yana, kim bu ayrılığı fitneye dönüştürmek istiyor…

“Hatırlayın lütfen; daha birkaç ay önce Alevi evlerine çarpı işareti konulmuş, yer yerinden oynamıştı. Sonra ortaya çıktı ve mahkemeye intikal etti ki, Alevilerin kapısına kırmızı boya çalanlar Aleviliği tepe tepe suistimal eden DHKP-C’den başkası değil. Bu örgüt canlı bombalarını ve örgüt yöneticilerinin cenazelerini cemevinden kaldırdıkça makul Alevi çoğunluk ıstırap çekiyor, iki arada bir derede kalıyor…” (Alevilik Testi, Ekrem Dumanlı, Zaman, 16 Eylül 2013, http://bit.ly/1cWhAs0

Gezi İsyanları
“Çevre Duyarlılığı Yakıp Yıkmaya Dönüştü” (3 Haziran 2013, Zaman Manşeti)

“Provokatörlere Suç Üstü” (6 Haziran 2013, Zaman Manşeti)

“Demokratik Taleplere Canımız Feda” (7 Haziran 2013, Zaman Manşeti)

“Sarısülük Davasında Polise Linç Girişimi” (24 Eylül 2013, Zaman, http://bit.ly/1ctRIHp)

“Zaman İstihbarat Şefi: Gezi Sırasında Camiye Bira Tenekesi Sonradan Konuldu” (Aralık 2013, Basından, http://bit.ly/1kMgTbY

“Özgürlük istemekle özgürlüğün genel bir değer olarak ne olduğunu ve nasıl tesis edilebileceğini bilmek ayrı ayrı şeyler. Taksim Platformu’nun (TP) mantığı ve tavrı bu tespitin en büyük ispatı. TP sözcüsü şöyle bir açıklama yaptı: ‘Gezi Parkı için referandum olmaz. Dünyanın gelişmiş demokrasilerinde toplumsal duyarlılık dikkate alınır ve gereği yapılır. Bilimsel gerçekler referandum yoluyla değiştirilemez.’’ Halk arasındaki deyişle, bu söze, ancak, ‘buyur burdan yak!’ diye cevap verilebilir. Bu açıklama hükümetin şikayetçi olunan ‘dayatma’sından kat kat güçlü bir dayatma, zira, Başbakan’a ‘sen de kimsin!’ diyebilirsiniz, ama ‘bilim’’e diyemezsiniz, değil mi? Bu, arkaik 19. yüzyıl pozitivizmine dayanan totaliter zihniyeti yansıtan bir duruştur.”

(Gezi Olayları ve Siyaseti Dizayn Teşebbüsü, Atilla Yayla, Zaman, 28 Haziran 2013, http://bit.ly/JwKze7
Yukarıdaki haberlerin, söylemlerin nicelerini bulabiliriz.

Tekrar ediyoruz:  Gülen cemaati halk düşmanıdır!

Ve onun bu halk düşmanı karakterini güncel olana bakarak görmezden gelen, yok sayan, Gülen Cemaati’ni meşrulaştırmak isteyen herkes onun suçlarına ortak olacaktır.
BirGün

Hiç yorum yok: