7 Ocak 2014 Salı

AntiFa (Antifaschistische Aktion)

Komintern'in ikinci emperyalist savaş sırasında Doğu Avrupa’daki anti-faşist direniş örgütlenmesine dayanır. Savaş sonrasında Doğu Almanya’da “AntiFa komiteleri” yarı-resmileşir: bir kısmı ırkçılığa ve faşizme karşı partinin kurduğu eğitim gruplarına dönüşür, bir kısmı parti desteğinde mahalli işçi örgütleri olarak eski Nazilerin yargıçlık, polis şefliği, vs. gibi işlerde barınmaması, eli kanlı olanların yargıya teslim edilmesi için faaliyet gösterir. (Soğuk savaş Doğu Almanya’da nihai ağırlığını koymadan önce, Aralık 1946'da Hessen eyaletinde AntiFa isçi komitelerinin kampanyası sonucunda yapılan referandumda %70 gibi bir çoğunluk kilit sanayilerin kamulaştırılması için oy vermişti.)
 Nisan ’13 yılında bizim AntiFaşist Eylem’e gönderdiğimiz dayanışma mesajı.
1970'lerden itibaren AntiFa, aralarında anarşist ve anarko-komünist grupların da bulunduğu çok çeşitli anti-faşist oluşumların benimsediği, farklı bir mecrada gelişen bir hareket oldu. Bazı Avrupa ülkelerinde tutunmuşsa da, tanımlayıcı güzergâhı faşizmden en çok çekmiş Doğu ve Batı Almanya olmuştur denebilir. Irkçı, milliyetçi, göçmen karşıtı ve kapitalist grup ve politikalara karşı militanlık olgusu gruplara göre değişen bir muhalefet cephesi oluşturdu AntiFalar.

Almanya menseli üç temel AntiFa akımından bahsedilebilir.

Birincisi, duvar yıkıldıktan sonra faaliyete gecen, PDS (Party of Democratic Socialism) bünyesindeki eğilimdir. Bu grup özellikle savaş sırasında Almanya’daki anti-faşist mücadeleye ait mekânları ve anıları canlı tutmaya özen gösterir. Son birkaç senedir biraz daha sağlam duruyor gibidir bu kanat.

İkincisi, sosyal demokrat eğilimli parti ve örgütlerin meylettiği, sulandırılmış çizgidir. Bu eğilimdeki ciddi bir kapitalizm karşıtı ve göçmen yanlısı politika üretmeyen gruplar genellikle yerel düzeyde oy toplamak için anti-faşist bir retorik kullanırlar.

Üçüncüsü, daha sahici olan, AntiFa ismine hakkını daha sağlam veren bağımsız radikal sol örgütlerden mürekkep bir eğilimdir ki bu çizgiden biraz daha uzun bahsetmek gerekir. 

1980'lerde Batı Almanya’da, sonra da Birleşmiş Almanya’da anti-faşist mücadeleye (en azından Avrupa çapında) anlam, güç ve ilham veren Autonomen öne çıkan AntiFa kolektifi olmuştu. Genç militanlardan ve issizlerden oluşan bu kolektif, sadece yükselen neo-Nazi şiddetine değil, Almanya’nın neo-liberalleşmesiyle altı oyulan refah sistemine de karşı örgütlenmişti. Geleneksel parti formundan uzak, daha anarşizan bir çizgisi olan Autonomen diğer sol gruplara kıyasla marjinaldi ama anti-faşist olmayı ahlaki bir ödev addetmiş, göçmen karşıtı şiddetin her türlüsüne karşı sokaklarda dövüşmek de dâhil olmak üzere her şekilde mücadeleye hazırdı. Bazı şehirlerin bazı bölgelerinde neo-Nazi gençliğine karşı faaliyet göstermekten bağımsız dayanışmalar kurabilmişse de hareket ağırlıkla bu sokak mücadelesine bağımlıydı.

İtalyan Otonomist Hareketi’ne de fikri ve ameli olarak çok şey borçludur hareket, ancak bir dönem Operaismo'nun elde ettiği kadar güçlü bir işçi tabanı olmamıştır. Yine de özellikle 80'lerde Batı Berlin’in kenar mahallelerinde dinamik ve komünal bir yeraltı kültürü oluşturmuşlardı. Duvarın yıkılmasıyla hareketin siyasi keskinliğini yavaş yavaş yitirip bir "Yaşam tarzı" solculuğuna doğru devrildiği söylenebilir, ki solun genel olarak emekçi ve militan tabanının zayıfladığı, sermayenin refah devleti parazitlerine karşı zafer üstüne zafer kazandığı bir dönemdir zaten.

AntiFal’ar bir zamanlar Alman devletince "Gewaltbereite linksextremisten" (Şiddete hazır solcu radikaller) olarak tanımlanıyordu. Bugün hareket, geleneksel Marksist-Leninist örgütlenme tarzlarından bambaşka bir yol izlemeyi sürdürse de, çok daha geniş bir koalisyon içinde, çok daha örgütlü bir şekilde anti-faşist mücadeleyi sürdürüyor.

Schulter an Schulter gegen den Faschismus! 
United Front gegen den Faschismus | FKBC

Hiç yorum yok: