16 Nisan 2014 Çarşamba

EMEP: BDP’nin HDP’ye katılmasını doğru bulmuyoruz

Emek Partisi (EMEP), geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen genel yönetim kurulu toplantısında yerel seçimleri değerlendirdi.

EMEP Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, 12-13 Nisan tarihlerinde toplanan, Genel Yönetim Kurulu toplantısında yerel seçimler, son siyasal gelişmeler ve bu çerçevede yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine ilişkin değerlendirmeler yapıldığı belirtildi.

Yapılan açıklamada, “Partimiz, emek, barış ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesini ilerletmek için üzerine düşeni yapmaya devam edecektir!” denildi.

Yerel seçimlerin öngörüldüğü gibi bir genel seçim havasında geçtiği, seçmen tercihlerine bu özelliğin yön verdiği belirtilen açıklamada, “Seçimlere ilişkin vurgulanması gereken noktalardan biri de 30 Mart yerel seçimlerinin ülke tarihinin en şaibeli seçimi olmasıdır. Siyasi kutuplaşma sonucu yurttaşlar adeta ‘kırk katır mı, kırk satır mı’ dayatmasıyla tercih yapmak zorunda bırakılmıştır” denildi. 


Bu ortamda AKP’nin, oylarını belirli bir seviyede tutma başarısı gösterse de 2011 seçimlerine göre yaklaşık 6 puanlık bir oy kaybettiği gerçeği görmezden gelinemeyeceği belirtildi.

Emek Partisi açıklamasında, HDP’nin seçimdeki durumuna ilişkin ise şu değerlendirmelere yer verildi: “Partimizin de bileşeni olduğu Türkiye’nin emek, demokrasi ve ileri güçlerinin seçim blokunu oluşturan HDP istenilen düzeyde oy alamamıştır. Ancak katıldığı ilk seçimde almış olduğu halk desteği küçümsenemez. Siyasi kutuplaşmanın bu düzeyde tırmandığı, ondan da önemlisi seçim çalışmalarını siyasi linç girişimleri altında örgütlemek durumunda kalan bir partinin seçim başarısını bu ortamda sadece oyla değerlendirmek gerçekçi değildir.

BDP'nin HDP'ye katılımı doğru değil!
EMEP açıklamasında HDK-HDP’nin geleceğine dair ise şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“HDK- HDP siyasi krizin derinleştiği bu süreçte gerçek halk muhalefetini oluşturma potansiyeli taşıyan siyasi odak durumundadır. Partimiz, HDP’nin cumhurbaşkanı seçimine emek ve demokrasi güçlerinin daha geniş birliğini sağlayacak ortak bir aday etrafında gitmesini savunmaktadır. Ne var ki HDP, cumhurbaşkanı seçimi öncesi siyasal gelişmelerin ortaya çıkardığı bu misyonu karşılamak üzere yeni güçlerle birleşmek için çaba göstermekten çok, dikkatini BDP’nin HDP’ye katılarak HDP’yi bir “kitle partisi olarak yeniden biçimlendirmek” üzerine yoğunlaştırdığı bir sürecin içine girmiştir. 


Partimiz bunun doğru olmadığını bir kez daha vurgulamaktadır. Bu yönde bir girişim HDP’yi niyetten bağımsız olarak demokrasi güçlerinin güç birliği zemini olmaktan çıkarıp klasik bir parti formuna sokma; yeni güçlerle birleşme ihtiyacına yanıt vermek bir yana daha da darlaşma tehlikesiyle karşı karşıya bırakacaktır.

Kurulduğu andan beri demokrasi güçlerinin birliğine büyük önem veren partimiz her zaman demokrasi güçlerinin birliği sorununa ortak bir partide bir araya gelmek yerine güç birliği ve ittifak zeminlerinde çözüm bulmaya çalışmıştır. 2011 seçimlerinde sağlanan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun temeli üzerinde yükselen HDK-HDP bu ihtiyaca bir yanıt olmuştur. Bu yüzden partimiz gündeme geldiği andan itibaren HDK-HDP çalışmasına büyük değer vermiş, örgütlenme çalışmalarına ve mücadele sürecine bütün gücüyle katılmıştır.

HDK’de bir araya gelen ve emek, barış, demokrasi talepleri için ortak mücadele yürüten güçlerin, mevcut Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası nedeniyle kurdukları bir parti olması HDP’nin alamet-i farikasıdır. Nitekim bu özgünlük birbirinden farklı siyasi parti, örgüt ve çevrelerin, aydın ve sanatçıların, kadın çevrelerinin, inanç ve kimlik gruplarının, LGBTİ bireylerin ve diğer demokrasi güçlerinin HDK-HDP zemininde bir araya gelmesinde birleştirici harcı oluşturmuştur. Partimiz bu özgünlüğe yaslanarak daha geniş güçleri birleştirme yolunda yürümekten yanadır. Bunun için de HDP’nin bu özgünlüğünü belirsizleştirmemesi için gerekli duyarlılığı gösterecek, demokrasi güçlerinin birliği sorununda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir."

Hiç yorum yok: