1 Ağustos 2014 Cuma

FKBC: Sol içi şiddet kimseye onur katmaz!

Devrimci şiddet, karşı-devrimci sınıf ve akımlara karşı kullanılır. Halka ve halkın kurtuluşu için yaşamlarını ortaya koymuş olan devrimcilere karşı şiddet uyguluyor ve bunu bir çizgi haline getiriyorsa, burada devrimcilik bitmiş demektir. Yurtseveler, sosyalistler ve komünistler dostları ile birlikte düşmanlarını ayırt edecek bir durumda olmalıdır. Ve FKBC bunun farkındadır. Zorbalığa dayanarak, karşı devrimin yöntemlerini devreye sokarak ayakta kalma yolu izleniyor ki, işte burada ilerletici olan hiç bir şey yok demektir.

Kendine devrimciyim diyenlerin halka ve devrimcilere karşı kullandıkları karşı-devrimci şiddetle karşılaşan insanlar nereye ve kime sığınacaktır? Bu tip davranışlar egemen sınıflara hizmet eder, devrim saflarında yer alacak insanları ürkütür, devrimci güçleri böler ve devrimcilere karşı güvensizlik yaratır. Sol içi şiddet kimseye onur katmaz!

Faşist, karşı-devrime karşı her alanda ortak hareket etmek ve en küçük bir olanağı bile karşı-devrim güçlerini parçalamaya yöneltmenin acil bir görev olarak önümüzde durduğu koşullarda, devrimci örgütler içindeki çeşitli ideolojik - siyasal ve örgütsel farklılıklardan, güven ilişkilerinin ortadan kalkmasından dolayı gündeme gelen ayrılıklarda karşı-devrimci şiddeti kullanarak, devrimci saflarda güvensizliği yaygınlaştırıp, kin tohumlarını saçmak, aklı başında ve halkı düşünen hiç bir devrimcinin yapabileceği bir şey olamaz. Kabul etmemiz gerekir ki bu tür eylem ve girişimler bizleri pasifleştirip, geriye savurur. 

Bunu kabul edemeyiz...

Türkiye devrimci hareketinde müthiş bir geriye savrulma ve yozlaşma yaşanıyor. Kitle tabanına oturamayan ve proletarya hareketinden soyutlanmış olarak, sınıf dışı kesimler içinden güç alarak ilerlemeye çalışan Türkiye Devrimci Hareketi (TDH), tam bir kör dövüşü yaşıyor. Kendine devrimci ve hatta komünist diyen örgütler kendi iç ve dışlarındaki farklı düşünen devrimcilere ve halka zorba yöntemleri uygulayarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.

Birkaç gündür Halk Cephesi ve Halkın Demokrasi Partisi (HDP) arasında başlayan çatışma ortamı yerini karşılklı ‘sağduyu’ çağrılarına bırakmıştı. Fakat 31 Temmuz – 1 Ağustos akşam saatlerinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde, henüz çocuk yaştaki tekstil işçisi İbrahim Öksüz, silahlı çatışma arasında kalıp kalbinden vurularak yaşamını yitirdi. 

Biliyoruz ki uzunca bir süredir uyuşturucu çeteleri, kentlerimizin ranta açık yoksul mahallelerinde polisle işbirliği halinde halka baskı uygulamakta. Bunun en son tanığı Hasan Ferit Gedik ve yine bununla ilintili olarak Hasan Ferit’in ailesi, mahallesi ve nezdinde de bizleriz. Süreçin takipçisiyiz, Gezi’yle başlayan süreçte FKBC olarak Hasan Ferit Gedik’in kaltedildiği gece katil çete üyelerinin deşifre edilmesi açısından üzerimize düşeni yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Salt bizlerle birlikte diğer devrimci kurumların azmini, dayanışmasını anımsıyoruz. Devletin, rantsal dönüşüme zemin hazırlamak için bu mahallelerdeki yıldırma ve yozlaştırma politikalarını bu uyuşturucu çeteleri üzerinden yaygınlaştırdığını Halk Cepheliler de Yurtseverler de bilmektedir. Zira yer yer ortak hareket eden bu kurumların uyuşturucu kullanımının 12 yaşına kadar düştüğü bu mahallelerde, gençlerimiz için ne mücadeleler verdiklerini elbette bizler de bilmekteyiz. Öyle görünüyor ki bu unutulmuş durumdadır. Barikat ve siper yoldaşlığı polis çetelerinin asıl önünü şimdi açmaktadır. Yozlaşmaya karşı mücadele eden halka azgınca saldıranların önünü açtığımızın farkına varmamız gerekmektedir.

Kaldıki kronolojik olarak gidersek tüm bunlardan önce Nurtepe’de Halk Cephesi ile HDP arasında yaşanan ‘stand açtırmama’ gerilimi Sancaktepe, Okmeydanı ve Gazi mahallesine sıçradı. Her iki yapının da diğeri için siyasal eleştiriyi aşan sorumsuzca beyanları gerilimin ve çatışmanın daha da yaygınlaşmasına sebep olmuştur. 

En acısı da HDP ve Halk Cephesi gibi sol / devrimci akım ve kurumların eleştirmiş olduğumuz ve on iki yıldır iktidarda bulunan AKP ve de onun gerici şefi Recep Tayyip Erdoğan kliği gibi etnik ve mezhepler üzerinden birbiri üzerine yüklenilmesi söz konusudur ki, hakikaten vahimdir ve acıdır. Elbette salt buna diğer etkenleri de katmamız gerekmektedir. Çeşitli siyasal çevrelere ait dükkânlar, çay ocakları yakıldı, yıkıldı. İşte maalesef mahallerimize giremeyen sistem ve onların katil sürüleri mahallelerimize girmek için fırsat kollayan polis ise fırsatı kaçırmadı ve çatışmaları bastırma bahanesiyle sokakları terörize etti. Zira bu gergin ortamın devletin istihbaratının, özel provokatörlerinin iş başına geçebileceği, sol içi şiddeti tırmandırmak için eylemler organize edebileceğini akıllarımızdan çıkarılmamalıyız. Öyle ki daha önce farklı semtlerde mahalle halkına saldıran uyuşturucu çeteleri de fırsattan istifade ederek yeniden bu mahallelerde başını kaldırdı. 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi biliyoruz ki; bu ülkenin yoksulları, devrimcileriyle birlikte ilerici güçleri kendilerini var edebilmek adına birçok yerde defalarca devlet - çete işbirliğindeki çirkin saldırılara karşı yan yana durmayı bildi. Yine bilmelidir, bilecektir. Temenniyle birlikte inançımız tam da bu yöndedir. 

Mahallelerimizde ki yozlaşma ve rekabet yerine ilericilik ve özgürlüğü ön plana çıkararak yasakçılığı terk edip, birbirimize karşı uzlaşmayı ve devrimci dayanışmayı öne alan ve de devrimci sorumluluğu, örgütlülüğü, kolektivizmi geliştirmeliyiz. 

Gezi direnişinden (Haziran isyanından) bu yana gelişen AKP’ye karşı direnme eğilimlerinin rotasını koyan ve direnmenin yerüyüzünde görülmemiş örneklerini bu direnişte gösteren bütün fraksiyon ve katmanlarının, umutlarımızı tüketmek yerine umutlarımıza güç katmalarını ve de bu konuda tüm kişi ve kurumları sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Çocuk yaşında çalışmak zorunda kalan ve kalbinden vurularak yaşamını yitiren İbrahim Öksüz kardeşimizin ailesine başsağlığı diliyor, adalet mücadelelerinde yanlarında olacağımızı belirtiyoruz.

Birbirimizin üzerine basarak yükselmek yerine tam aksine rekabetçi tutumları terk ederek, dışa dönük birleşik mücadele deneyimlerinin zeminlerini hazırlamalı, bunu öncelikle Türkiye Devrimci Hareketi (TDH)’nin siyasal mücadelesinde tarihsel olarak gösterdiğimiz gibi sınıf savaşımında göstermeliyiz.

Son olarak başından itibaren HDP ve Halk Cephesi arasında yaşanan gerginlikte olayların yayılmasına yol açan ve sosyal medyada devrimci ahlaka yakışmayan hakaret ve küfür ederek kendince çeşitli açıklama yapan, provokatörlük yapıp karşı-devrimin değirmenine su taşıyan ve bunlara sebep olan, ortalıkta istihbaratçılara özenen yetersiz tipleri, sosyal medyada her iki taraf adına birer hesap açarak ortalığı karıştıran ve ‘HDP ve Halk Cephesi çatışması başlığıyla’ giden bu çatışma ve gerilimde provokasyona tam gaz giderek kışkırtmayı körüklemiş kafasızları da hatırlatmak istiyoruz. Suçludurlar. 

Provokatörlere izin vermeyelim, sol içi çatışmayı mahkûm edelim…

Yaşasın sınıf savaşımı!
Yaşasın devrimci dayanışma!
FKBC | Faşizme Karşı Birleşik Cephe

Hiç yorum yok: