10 Eylül 2014 Çarşamba

Türkiye Komünist Partisi 94 yaşında

10 Eylül 1920'de Bakü'de Mustafa Suphi ve yoldaşlarınca kurulan
Türkiye Komünist Partisi'nin 94'üncü yılı: kutlu olsun!
10 Eylül 1920, Türkiye halkının eşitlik ve özgürlük özleminin en parlak işareti, sömürüden kurtuluş mücadelesinin en güçlü adımıdır. Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşu, yalnızca tarihsel bir olay değil, esasen ülkemizdeki devrim ve sosyalizm mücadelesinin değeri başka hiçbir şeyle ölçülemeyecek uğrağıdır.

Türkiye Komünist Partisi, bundan tam 94 yıl önce, 10 Eylül 1920’de kuruldu. Başta kurucusu Mustafa Suphi olmak üzere, TKP üyelerinin hepsi ülkemizin emekçi halkının kurtuluşunu sağlamak için mücadeleyi ilk sıraya yazmışlardı.

Türkiye Komünist Partisi’nin 94 yıllık varlığı burjuvazinin ağır baskı koşulları altında zaman zaman kesintiye uğradı, zaman zaman gizlilik içerisinde yürütülmek zorunda kalındı. Ancak hiçbir şey TKP’nin varlığını ve mücadelesini engelleyemedi. Türkiye’de eşitlik ve özgürlük bayrağı 94 yıldır komünistlerin ellerinde dalgalanmaya devam ediyor.

Mustafa Suphi’nin bolşevikleşmesi
Türkiye’deki siyasal faaliyetleri nedeniyle hakkında hapis cezası istenen Mustafa Suphi, 1915’te Sinop üzerinden Rusya’ya kaçarken, henüz bir komünist militan sayılmazdı. Rusya’da “savaş esiri” statüsüyle Urallar’da sürgüne gönderildi. Burada Bolşeviklerle tanışan Suphi, 1918’de Moskova’da Türkiyeli sosyalistler kongresinin düzenlenmesinde aktif olarak görev aldı. Ardından Müslüman Halklar Komiserliği’nde çalışmaya başlayan Suphi, Doğu Propaganda Dairesi Türk Seksiyonu’nun başkanlığını yürüttü. Mustafa Suphi, Komintern Kongresi’ne de Türkiye delegesi olarak katıldı.

Mustafa Suphi ve arkadaşları, Türkiye’de kurulacak bir komünist partinin hazırlıklarını ülkeye daha yakın bir noktadan organize edebilmek için Mayıs 1920’de Bakü’ye geldiler. Aynı günlerde Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın çalışmalarına da katılan Suphi, Eylül aylarının başlarında düzenlenen Doğu Halkları Kurultayı’nda partinin kuruluş çalışmalarının tamamlanmış olduğunu düşünüyordu. Nitekim, Kurultay’dan hemen sonra, 10 Eylül 1920’de toplanan heyet, Türkiye Komünist Teşkilatı Birinci Kongresi adıyla Türkiye Komünist Partisi'nin kuruluşunu gerçekleştirmiştir.

10 Eylül kongresi
TKP’nin kendisine biçtiği siyasal ve toplumsal öncülüğün en iyi ifadesi ise, yine Mustafa Suphi’nin “TKP, III. Enternasyonal’in üyesi olarak dünya devriminin bir müfrezesi olacak, aynı zamanda kendi programı ve bağımsız güçleriyle ulusal kurtuluş savaşına katılacaktır” sözlerindedir. TKP, bir yandan dünya komünist hareketine olan bağlılığını ilan ederken, bir yandan da Türkiye’nin kurtuluşu ve eşitlik, özgürlük mücadelesinin sahibi olma iddiasını duyuruyordu.

Kongrede alınan diğer kararlar gereği, Anadolu ve Rusya’da dağınık halde bulunan komünist grupların parti çatısı altında birleştirilmesine, ülkede sürmekte olan bağımsızlık savaşına destek olunmasına ve Türkiye’de işçi-köylü iktidarının kurulması için mücadele örgürlenmesine yönelik çalışmalar planlanmış, TKP’nin program ve tüzüğü de kabul edilmiştir. Ayrıca İstanbul’dan gelen Ethem Nejat ve Hilmioğlu Hakkı gibi komünistlerin katılımıyla Merkez Komitesi oluşturulmuştur. Fakat kongrenin en önemli kararı, siyasal görevlerinin yerine getirebilmek için TKP’nin Türkiye’ye taşınması gerektiği yönündeki karardır.

Türkiye’ye dönüş
Mustafa Suphi ve arkadaşları, hemen hazırlıklarını yapmış ve kısa süre sonra Türkiye’ye dönüş için harekete geçmişlerdi. Bu arada Ankara’da ve tüm ülkede komünist hücreler çalışmalarını hızlandırmış, partinin militanları örgütlenme çalışmalarını başlatmışlardı. Ancak Suphi ve yoldaşlarının ülkeye dönüş çabası, burjuvazinin katliamıyla yanıtlanacaktı.

Meclis içinde de etkisini hissettiren komünistlerin varlığı, Ankara hükümetini harekete geçirdi. Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Ankara hükümeti Suphi ve yoldaşlarının ülkeye sokulmaması için kesin talimat verdi. Suphi ve yoldaşları, ilk olarak Kars’a gelmişler ve Ankara hükümeti tarafından tertiplenmiş protesto gösterileriyle karşılanmışlardı. Bu protestoları bizzat tertipleyen Kazım Karabekir, Suphi ve arkadaşlarına ülkeden ayrılmalarının gerektiğini söyleyerek, onları Trabzon’a göndermişti.

Suphi ve arkadaşları yol boyunca benzer tertiplerle karşılaştıktan sonra, Trabzon’a ulaşmışlar, burada ise apar topar bir tekneye bindirilip Batum’a doğru denize açılmaya zorlanmışlardı. Ancak hemen arkalarından hareket eden ve başarında Yahya Kahya’nın olduğu bir çete, denizde Suphi’lere yetişmiş, teknedekileri vahşice öldürmüş ve 15’ler Karadeniz’in sularına gömülmüştür.

15’lerden bugüne mücadele sürüyor
Suphi ve yoldaşlarının katli, Türkiye Komünist Partisi ve eşitlik, özgürlük mücadelesi için telafisi imkansız bir boşluk, halkımız için tarifsiz bir kayıp olmuştur. Ancak ülkemizin kurtuluş umudu Parti, 94 yıldır mücadelesine devam etmektedir.

Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkımız, TKP nezdinde sadece bir partiye değil, aynı zamanda onurlu ve kararlı bir mücadele sürekliliğine, cesur ve sakınmasız bir devrimci eylem anlayışına, devrim ve sosyalizm hedefinin güncelliği bilincine kavuşmuştur.

94 yıllık yaşantısında, burjuvazinin her türlü baskısına ve şiddetine rağmen, Türkiye Komünist Partisi’nin varlığının devam etmesi, en başta bu sürekliliğin, anlayışın ve bilincin eseridir.

Suphi ve yoldaşlarının Türkiye işçi sınıfına ve emekçi halkımıza armağanı olan Türkiye Komünist Partisi, halkımızın bağrında yaşamaya, mücadele etmeye ve büyümeye devam ediyor.

Hiç yorum yok: