21 Kasım 2014 Cuma

İspanya devriminin cesur evladı: Durruti

İspanya İç Savaşı sürecinde çoğunlukla köylüler arasında arkadaşlarıyla birlikte Anarşist örgütlenme çalışmaları yapan, davasına aşırı bağlı, yürekli, inançlı bunun bedelini de canıyla ödemiş Anarşist liderdir Buenaventura Durruti.

Devrimci konumu nedeniyle ihraç edileceği UGT’nin militanı olarak 1917’de devrimci genel greve katıldı. 1922’de Joan García Oliver ve Francisco Ascaso ile birlikte “Los Solidarios” grubunu kurdu. Bu grup 1923’de Gijón’da “Banco de España” soygununu düzenledi. Ayrıca Kardinal Juan Soldevil” y Romero suikastini de düzenledikleri kabul edilir. Kardinal, Aragon’da önde gelen işçi liderlerini katleden “pistoleros blancos” çetelerini finanse eden isimler arasında önemli yer tutuyordu.

Durruti önce Arjantin’e ve sonra anarşist yoldaşları ile birlikte bu ülkede ilk saldırısını gerçekleştireceği Şili’ye geçti; saldırı İspanya’daki hapishanelerde tutulan yoldaşlarını kurtarmak üzere kaynak toplamak için gerçekleştirilen bir kampanyanın sonucuydu. Durruti yolculuğuna diğer Latin Amerika ve Avrupa ülkeri ile devam etti.

1931’de İspanya’ya döndü ve CNT'de faistalara (FAI yandaşları) katıldı – II. Cumhuriyet’le kavgalı olarak- 1932 ve 1933 isyanlarında yer aldı.

O’nun yaşamı - tıpkı binlerce yoldaşı gibi- bir direniş, iktidarın katliamcı yüzüne karşı cepheden verilen bir savaştı. Sömürünün her türlüsüne karşı takındığı cüretkâr tavrı yaratılacak yenidünyalara 1930’lardan tutulan bir aynaydı.


Durruti çocukluğunda, eşek üzerinde köy-köy dolaşan “ekmek-adalet-eşitlik” diyenlerden öğrenmişti çalışkanlığı, adanmışlığı. Ezilenlerin paylaşma ve dayanışma temelli örgütlü duruşunun korunması ve büyümesi gereğinin silahlı mücadeleyi kaçınılmaz kılması onu 10 ülkede aranan bir banka soyguncusu haline getirmişti. Katalan bozkırlarından Barcelona’nın daracık sokaklarına yine bu adanmışlığı ve devrime olan inancıydı faşizme karşı savaşı. Yoldaşlarının yarattığı özgür komünler Bueneventura’ya bitip tükenmeyecek bir enerji ve kırılmayacak bir cesaret sağlamıştı.

Durruti’yi var eden şey; dünyanın değişmesi gibi erteleyen-ertelenen hayaller değil, şimdi - şu anda yeni bir dünyanın yaratımıdır. Yaşamlarını iktidara doğrudan bir direniş haline getirenlerin öyküsünde hep bu yaratım gücü vardır.

Evet, 
Durruti bir geleneğin habercisi ve taşıyıcısıydı. Paris Komünü’nden geliyordu Bueneventura… Durruti Küba’nın, Bolivya’nın habercisiydi. 1960’larda Avrupa’nın metropollerinde yanan mülkiyetin kıvılcımında 1990’larda Chiapas’ta ‘Artık yeter’ diyen yüzlerini sadece dostlarına gösteren gülümsemelerde, 2008 Yunanistan’ında Alexis’in öfkesiyle yanan sokaklardaydı ve şimdi bizim inanç dolu genç yüreklerimizde!

Şöyle diyordu Bueneventura Durruti:

"Biz hep varoşlarda ve izbe duvarların içinde yaşadık. Bir süre için nasıl barınacağımızı bileceğiz. Şunu aklınızdan çıkarmayın, biz aynı zamanda inşa da edebiliriz. İspanya’da, Amerika’da, her yerde, sarayları ve şehirleri kuran biz işçileriz. Biz işçiler, onların yerini alacak başkalarını da yapabiliriz. Ve hatta daha iyilerini! Yıkıntılardan hiç korkmuyoruz. Biz dünyayı miras alacağız, bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Burjuvazi tarih sahnesinden çekilmeden önce kendi dünyasını yakıp yıkabilir. Yüreğimizde yeni bir dünya taşıyoruz, şimdi şu anda bu dünya büyümekte…"

Hiç yorum yok: