12 Ocak 2015 Pazartesi

9 Soruda PEGIDA: ‘Son Alman fenomeni’ hakkında bilmeniz gereken her şey

Almanya’nın son ‘fenomen’i PEGIDA… Çok değil sadece dört ay önce ortaya çıktı. Adını giderek daha fazla duyuran hareket bu akşam yeniden sokağa döküldü.

Peki, nerden çıktı PEGIDA? Liderleri neyi savunuyor, neye karşı? Uzmanlar ne diyor, siyasi partiler nasıl yaklaşıyor?

PEGIDA hakkında bilmeniz gereken her şey… 9 Soruda…

1. PEGIDA nedir?
Türkçe’siyle ‘Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar.’

Almanca’sı ‘Patriotische Europäer Gegen die Islamisierung des Abendlandes’in baş harflerinden oluşuyor adı.

Şu an için bir dernek gibi hareket ediyor.

Alman medyası, geçen hafta PEGIDA’nın, ‘kamu yararına faaliyet gösteren dernek statüsü’ almak üzere resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu.

2. Ne zaman, nasıl ortaya çıktı?
22 Aralık’taki gösteri.
İlk olarak Dresden’de, 20 Ekim 2014 Pazartesi akşamı, 300 civarında taraftarla gösteri yaptı. Daha sonra Noel hariç, her pazartesi Dresden’de daha fazla destekçi bularak toplanmayı sürdürdü.

24 Kasım 2014 ’te sayıları 5 bin 500’e, 22 Aralık 2014’te 17 bin 500’e ulaştı. Son olarak, 5 Ocak 2015’te ise Dresden’de 18 bin kişiyle boy gösterdi.

Liderlerinin söylediğine göre harekete geçmelerinde, Almanya’nın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne silah desteği verme kararı etkili oldu.

Kobane’de çatışmaların arttığı, Almanya’da da birçok kentte gösterilerin yapıldığı dönemde, Ezidi nüfusun görece fazla olduğu Hamburg ve Celle’deki gösterilerde radikal İslamcılar ile Kürtler arasında meydana gelen çatışmalar üzerine bir facebook grubu olarak örgütlendiler.

Ancak hemen belirtelim ki PEGIDA’nın, Almanya’nın silah desteğine itirazı hümanist sebeplerden değil. Krizleri artırıp Almanya’ya daha çok göçmen gelmesine yol açtığı için karşı silah yardımına.

Aynı sebepten Ukrayna-Rusya krizinde de Alman hükümetinin tutumunu sert biçimde eleştiriyor, Berlin’den Rusya’yı dışlayan tutumunu derhal sonlandırmasını talep ediyorlar.

3. Neyi savunuyor, neye karşı?
Pankartta, ‘Almanya’daki din savaşlarına karşı barışçıl şekilde birleşin’ yazıyor. 

Kasım ayında dağıttıkları bildirilerde PEGIDA’cılar, Kanada’daki gibi kontrollü, puanlı bir göç politikası, sıkı bir sınırdışı uygulaması, sıkı denetlenen bir seyahat politikası, suç işlemiş göçmenlere karşı sert bir tutum ve Hristiyan-Yahudi Batı kültürünün ve Alman kimliğinin korunması yönünde talepler dile getirdi.

Ayrıca, 2.Dünya Savaşı ve Nazi geçmişi nedeniyle yurtseverlik ve etnik kökenle gurur duyma kavramlarının olumsuz anlamlandırıldığı Almanya’da yurtseverlik olgusunun yeniden vurgulanmasından yana olduğunu bildirdi.

Gelen sert eleştirilerin ardından ve son haftalarda artan kitlesel desteği bir siyasi oluşuma dönüştürerek, güçlenme hedefinden olsa gerek, aralık ayında daha kapsamlı bir katalog hazırladı PEGIDA.

Buna göre, savundukları şunlar:

– Siyasi veya dini sebeplerle baskı altındaki mültecilerin kabul edilmesi insanlık görevidir. Ancak Mülteciler merkezi bir yerde toplanmasın, bütün Almanya’ya dağıtılsın ve insan onuruna yakışır biçimde yurtlarda kalsın.

– Ayrıca AB merkezi bir daire kurarak mültecileri tespit edip ülkelere göre dağıtsın.

– Almanya’da da mültecilerden sorumlu alanlara daha fazla bütçe ayrılsın ve başvuruları kısa sürede değerlendirilip sınırdışı edilecekler daha hızlı sınırdışı edilsin, edilmeyenler daha çabuk Almanya’ya uyum sağlayacak kurslara yönlendirilsin.

– Emniyet birimlerine daha fazla bütçe ayrılsın.

– Suç işleyen mülteciler ve göçmenler hızla sınır dışı edilsin.

– Kadın düşmanı ve şiddet yanlısı ideolojiler reddedilsin.

– Kanada, İsviçre, Güney Afrika modeli kontrollü göç politikası uygulansın.

– Halk önemli kararlara daha fazla dahil edilsin.

-Cinsel yönelim özgürlüğü tanınsın.

PEGIDA’nın şiddetle reddettiği konulara gelince:

– Gettolar, paralel toplum yapısı, şeriat polisi, şeriat mahkemesi vb…

– Dini veya siyasi radikalık.

– Hangi dinden olursa olsun nefret vaazı.

– Alman Anayasası’nın yasakladığı PKK gibi örgütlere silah yardımı.

4. Lideri kim, neonazilerle bağlantısı var mı?
Bachmann, mitinglerin de baş konuşmacısı.
Hareketin lideri konumundaki kişi, aynı zamanda gösterilerdeki baş konuşmacı Lutz Bachmann.

Geçmişi ilginç: Uyuşturucu, gasp ve hırsızlık vb. suçlarla dolu bir sabıka kaydı var. Hatta 90’ların sonunda hapis cezasına çarptırılması üzerine, sahte kimlikle Güney Afrika’ya kaçıp iki yıl kaçak kaldıktan sonra yakalanıp Almanya’ya iade edildi.

Hareketin başını aşırı sağcılar çekiyor. Destekçileri arasında da neonaziler ve sağcı holiganlar var.

PEGIDA’nın talepleri ve reddettiği noktalarda, İslam ve göç karşıtlığı dillendirilmese de gösterilerdeki pankartlarda İslam, terörle özdeşleştiriliyor.

Kullandığı dil açısından da birçok uzman PEGIDA’nın ırkçı bir olşum olduğu görüşünde.

İsminde Almanca Batı’yı tanımlayan eski bir kavram sayılan ‘Abendland’a yer vermesi ise etnik, dini, cinsel ve sosyal açıdan çok kültürlü toplumların oluştuğu günümüzde ayrımcılığa ve ötekileştirmeye yoruluyor.

Spiegel’in bu haftaki sayısında da hem hareketin 12 kişilik yönetim kadrosunda, hem de yerel gruplarında neonazi görüşlerin dillendirildiği belirtildi. Özellikle kapalı facebook grubunda, PEGIDA’nın başından beri ırkçı parolalar ve Hitler’den alıntılarla propaganda yaptığı bildiriliyor.

Örneğin, organizatörlerinden Siegfried Däbritz’in, Müslümanları aşağılayıcı, küfürlü, ırkçı kavramlar kullandığı, böylece mümkün olduğunca çok taraftar toplayıp harekete geçirmeye çalıştığı belirtiliyor. Däbritz’in, “Muhammedciler dışında Kürtlerin de Almanya ve Avrupa medeniyeti için büyük tehlike arz ettiğini” yazdığı kaydediliyor.

Yine organizasyon ekibinden Thomas Tallecker’in “Yüzde 90’ı eğitimsiz, Almanya’da sosyal yardımı sömüren mültecileri ne yapalım” diye Facebook’ta paylaşımda bulunduğu aktarılıyor. Badensee’deki bir bıçaklama vakasından sonra da, “Yine kesin karnı aç, oruçlu bir Türk’tür” ifadesini kullandığı aydediliyor.

Hareketin kentlerdeki alt oluşumlarındaki organizatörlerin de Pro NRW veya Pax Europa gibi ırkçı, İslam ve yabancı düşmanı yerel hareket veya partilerin liderleri olduğu dikkat çekiyor.

5. Niye pazartesileri toplanıyorlar?
1989/1990 yıllarında, Doğu Almanya’nın farklı kentlerinde rejimi eleştiren ve pazartesi günlerine denk getirilen protesto gösterileri yapılıyordu. ‘Biz halkız’ sloganlı bu gösterilerin ilgi gördüğü yerlerden biri de Dresden’di.

PEGIDA, Doğu Almanya rejiminin kansız biçimde sonlanıp iki Almanya’nın birleşmesinde önemli rol oynayan ve sembolik değeri yüksek bu geleneği kendi çıkarı için kullanıyor.
Zaten isimlerini de CDU‘nun 60’lı yıllardaki sloganından ilhamla koydukları belirtiliyor. CDU o zamanlar ‘Batı Kültürünü Kurtar‘ sloganıyla seçim kampanyası yürütmüştü.

6. Dresden dışında da destekçi buluyor mu?
Berlin’de geçen pazartesi düzenlenen PEGIDA karşıtı gösteriye
Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas da katılmıştı.
Dresden’deki kadar olmasa da evet.

Aralık ayında başta Bonn, Düsseldorf gibi bazı kentlerde ilk PEGIDA destekçileri toplanmaya başladı.

Dresden dışındaki destekçiler, kendilerini, eylem düzenledikleri kentlerin ilk iki harfini ilave ederek adlandırıyor. Bonn’da Bogida, Düsseldorf’ta Dügida, Köln’de Kögida vb.
Ancak Köln, Münster, Stuttgart, Hamburg ve daha bir çok kentte, PEGIDA’nın kolları sadece birkaç yüz kişi toplayabildi. Onlara karşı sokağa çıkan insanların sayısı ise binlerle anıldı. Hatta PEGIDA’nın gösteri yapmadığı kentlerde bile, mesela Münih’te binlerce insan çok kültürlü bir Almanya için karşıt gösteri düzenledi.

Birçok kentte düzenlenen PEGIDA karşıtı gösterilere siyasi partiler, sendikalar, kiliseler, STK’lar ve sanatçılar da destek veriyor.

Nüfusu 300 bin civarındaki Münster’de bir öğrencinin facebook çağrısıyla 5 Ocak 2015 Pazartesi günü 10 binden fazla PEGIDA karşıtı biraraya geldi. Köln’de bu sayı, polisin açıklamasına göre 7 bin 500’ü geçti.

Almanya’daki Müslüman cemaatler de PEGIDA’ya karşı ilk kez geçen hafta ortaklaşa bir bildiri yayınlayarak karşıt eylemlere katıldı.

PEGIDA’ya en güçlü tepki ise geçen cumartesi günü Dresden’de CDU’lu Saksonya Eyaleti Başbakanı Stanislaw Tillich ile yine CDU’lu Belediye Başkanı Helma Orosz’un çağrısıyla düzenlenen, Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ve daha birçok üst düzey temsilcinin de katıldığı karşıt gösteri oldu.

35 bin Dresdenli’nin katıldığı eyleme çok sayıda sanatçı da destek verdi. Şarkıların söylendiği, konuşmaların yapıldığı eylemle Dresden’in farklı kültürlere açık bir dünya şehri olduğu mesajı verildi.

7. PEGIDA’nın ileri sürdüğü gibi Almanya İslamlaşıyor mu?
PEGIDA’nın pankartı: ‘Avrupa’nın İslamlaşmasını durdurun!’ 
Yanıt için istatistiklere bakmak yeterli…

Almanya’da 2009 yılı itibariyle Müslüman ülkelerden gelmiş 4 milyon 250 bin civarında  göçmen vardı. 2011’deki son nüfus sayımında dini aidiyet bildirimi zorunlu olmadığından, halen Almanya’da ne kadar Müslüman yaşadığı kesin bilinmiyor. Tahminlere göre 4,5 milyon; bu da nüfusun yaklaşık yüzde 5’ine tekabül ediyor. Bu oranın 2030 yılında yüzde 7 civarında olacağı öngörülüyor.

PEGIDA’nın ortaya çıktığı 530 bin nüfuslu Dresden’deki Müslüman göçmen oranı ise binde 1. Dresden’in bulunduğu Saksonya eyaletinde de binde 7.

Saksonya’daki radikal İslamcı selefilerin sayının ise toplam 100 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Çok sayıda mülteci geldiği iddialarına karşı da rakamlar şöyle: Almanya’ya 2014 yılında 200 bin mülteci geldi. Her üç mülteciden birinin başvurusu reddedildi. Saksonya eyaleti 2014’te sadece 12 bin mülteci aldı. Başvuruların ise sadece %0,3’unu kabul ederek, kalmalarına izin verdi.

Yabancıların daha çok suç işlediği iddialarına gelince…

2012 yılında Almanya’da işlenen suçların yüzde 25’ini göçmen kökenlilerin işlediği kayda geçti. Ancak kriminalistler, göçmenlere, mültecilere ve yabancılara karşı daha sık şikayet başvurusu yapıldığından, bu rakamın somut durum hakkında iyi bir veri olmadığı görüşünde.

Yetişkin göçmen kökenliler arasındaki suç işleme oranı da düşük. Yani daha çok gençler arasındaki suç işleme oranı fazla görünüyor, ancak 2005-2013 yılları arasında göçmen kökenli gençler arasındaki suç işleme oranı da yarıya düştü. Mültecilerin ise suç işleme oranı ise Almanlardan farklı değil.

Ve nihayet mültecilerin Almanya’ya büyük yük olduğu iddiası… Her mülteciye aylık 362 avro (yaklaşık 1000 TL) cep harçlığı veriliyor. Kaldığı ev, yurt ve harçlığıyla bir mültecinin PEGIDA’nın ortaya çıktığı Saksonya eyaletindeki bir vatandaşa maliyeti yılda 16,30 avro (yaklaşık 50 TL).

8. Uzmanlar nasıl değerlendiriyor?
PEGIDA’nın eyleminde ‘Merkel gitmeli’ pankartı.
Dresden Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden, siyaset bilimci Prof. Dr. Werner Patzelt, Dresden ve çevresi dışında destekçi sayısı yüzlerde kalan PEGIDA’yı daha çok Almanya’nın doğusuna, eski Doğu Almanya topraklarına has bir fenomen olarak niteliyor.

Patzelt, göçmen sayısının çok olmadığı, Müslüman göçmen sayısının yok denecek kadar az olduğu bu bölgede bu tür gösteriler yaşanırken, PEGIDA’nın Köln, Münih, Düsseldorf  gibi göçmen sayısının yüksek olduğu kentlerde taraftar toplayamadığına, aksine çok kültürlülüğü savunan inisiyatiflerin eyleme başladığına işaret ediyor.

Kimi uzmanlara göreyse PEGIDA post-demokratik bir fenomen; küreselleşme ve mobiliteyle çok kültürlü toplumların oluşumunda kendine yer bulamayan milliyetçi azınlığın tepkiseliğini yansıtıyor.

Bir diğer uzman grubu ise PEGIDA’yı post-kapitalizmin bir sonucu diyor ve kapitalin siyasete ve topluma yön vermesiyle, dikkate alınmadığına inanan ve kimlik arayışına giren bazı grupların özlemini ifade ediş kanalı olarak da nitelenebileceğini savunuyor.

Bu noktada Almanya’da da kapitalin siyasi gücü bastıran bir yapıya dönüştüğü, Başbakan Angela Merkel’in de milliyetçi ve sağcı bir çizgiden çevre politikalarına ve asgari ücret gibi konulara yönelmesiyle bu milliyetçi grubun kendine merkez sağ partilerde yer bulamadığı belirtiliyor.

Kuzey Ren Vestfalya Yabancı Meclisleri Başkanı Tayfun Keltek, PEGIDA’nın ırkçı olduğunu ve bundan 10 yıl önce uyum sağlayamayan Türkler üzerinden ayrımcı söylemlerle ortaya çıkan bu ve benzeri grupların, ırkçılığı bu kez İslam düşmanlığı üzerinden dillendirdiği görüşünde.

9. Siyasi yaklaşımlar nasıl?
Berlin'deki PEGIDA karşıtı gösteri.
Merkel ve hükümeti de, Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da PEGIDA’yı sert biçimde eleştiriyor; Almanya’daki ifade özgürlüğünün böylesi kişilerin gösteri yapması anlamına gelmediğini vurgulayıp vatandaşı PEGIDA’dan uzak durmaya çağırıyor.

Nitekim PEGIDA bugün yaptığı gösteride, Paris’teki saldırılarda ölenleri de anacağını duyurunca Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas Paris’te öldürülen insanların, aşırı sağcı PEGIDA tarafından propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğu söyledi ve “Biraz görgü sahibiyseler kendiliğinden gösteriyi iptal ederler” diyerek sert çıktı.

Bir eleştiri de, şimdiye kadar PEGIDA’ya yönelik duruş sergilemeyen, iktidarın büyük ortağı Hristiyan Demokratik Birlik’in (CDU) Bavyera’daki temsilcisi, kardeş parti Hristiyan Sosyal Birlik’ten (CSU) geldi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile birlikte federal hükümetin üçüncü ortağı CSU’nun lideri Horst Seehofer, ‘en azından bütün dünyanın yasta ve şokta olduğu bir dönemde gösterilerine ara vermeleri gerektiğini’ söyledi.

Buna karşın, giderek daha fazla destekçi bulması üzerine, özellikle Dresden ve Dresden’i de kapsayan Saksonya eyaletindeki sağcı ve muhafazakar partilerin ilgisini çekiyor PEGIDA. Oy potansiyeli olarak görülüp iştah kabartıyor.

Örneğin, Avrupa karşıtı ve Kanada gibi kontrollü göçten yana popülist Almanya İçin Alternatif Parti (AfD), geçen hafta PEGIDA temsilcileriyle bir araya geldi.

Saksonya eyaletinde 2014 yılında düzenlenen eyalet parlamentosu seçimlerinde yüzde 9,7 oranında oy alan AfD, PEGIDA’yla aralarında birçok ortak nokta bulunduğunu açıkladıysa da birleşme hedefi gütmediğini duyurdu.

Öncesinde AfD’nin güçlü olduğu Brandenburg eyaletindeki başkanı, yıllarca CDU teşkilatında da çalışmış Alexander Gauland’ın PEG’DA’nın savunduğu ‘kontrollü göç’ü desteklemesi kafalara iki sağcı yapının güçlerini birleştirme olasılığını getirmişti. Gauland ayrıca, PEGIDA gibi “Sadece bizim kültürümüze uyan ve uyum sağlayan göçmenleri kabul etmeliyiz” görüşünü savunuyor.

Hiç yorum yok: