24 Nisan 2015 Cuma

Barikatları özgürleştir, sınıf savaşımına güç ver!

Emperyalizm dünya kaynaklarını yağmalıyor, halkları köleliğe mahkûm etmek için olanca pervasızlığıyla saldırıyor ‘Demokrasi götürme’ ve ‘İnsani yardım’ adı altında işgaller yaşanıyor, aynı ‘Demokrasi’ oyunları ülkemizde de yaşanıyor, AKP ‘İleri demokrasi’ palavralarıyla hak arayan sendikalı işçilere, muhalif olan aydın ve yazarlara, emekten söz eden sanatçılara, AKP’nin gerici ve faşist burjuva hukukunu eleştiren devrimcilere, üniversite gençliğine saldırıyor.

Roboski’de halkların tepesine bomba yağdırıyor, savaşı sevmese de, sevmediği bir şeyi ısrarla isteyenine tanık olmuşluğumuzda yok ama ‘Demokrasinin gereklerinden biri’ diye, emperyalizmin çıkarları için Ortadoğu ile savaş ilan ediyor. 

Emperyalist Amerika’ya ve NATO’ya tapıyor: hem de Allahlarıymışçasına!

Devrimci avukatlara ve halkın sanatçılarına, halkın müzik gruplarına saldırıyor, bağlamalarda, gitarlarda parmak izi arıyor. Devrimcilerin resimlerini yırtıyor!

Bununla da kalmıyor, tahammülsüzlüğü üst sırada, sanala el atıyor: siber güç göstermeye yelteniyor, devrimci gruplara saldırıyor.

Biçiyor, tasfiye ediyor, biçimlendirmeye çalışıp susturmaya çalışıyor.

Ama tökezliyor!

Ekonomik ve siyasi krizlerin nedeni olan kapitalistler tüm faturayı emekçilere yüklüyor, işten çıkarmalar, esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma genelleşiyor. 'İMF’ye borç para veriyorlarmış' ama İMF halen analarını ağlatıyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik artarak büyüyor, üretilen değere asalak sınıf el koyarken işçi sınıfı her geçen gün daha fazla yoksulluğun pençesine sürükleniyor. Onurumuz, daha da ötesi yaşamlarımız sermayenin çıkarları söz konusu olduğunda önemsizleşiyor…

Sömürü, zorbalık, yozlaşma, gericilik…

AKP iktidarı, diğer yandan grev lafı eden işçiye deli gömleği giydirmek gerektiğini ilan ediyor. YGS rezaletine karşı sokaklara dökülen liseli gençleri, kara cübbeli çeteleriyle korkutmaya uğraşıyorlar. Diyarbakır’da çocuklar sokak ortasında öldürülüyor.

Emek örgütlerine saldırıyorlar, medyaya el koyuyorlar, örgütlenme özgürlüğünü ve düşünce açıklama hakkını yasaklıyorlar. Toplumsal yapının her yanına tarikatlar egemen oluyor…

İşsizlik ve yoksulluk yaygınlaşırken, taşeronlaştırmayla işçilere kuralsız ve güvencesiz çalışma dayatılıyor.

Toplumun her hücresi yozlaşıyor, doğa HES’lerle kapitalist işletmelere peşkeş çekiliyor, geleceğimiz tahrip edilmeye çalışılıyor. Ülke gericileşiyor, ama çaresiz değiliz!

Dünya proletaryası bütün coğrafyalarda mücadele veriyor. Çünkü dünyayı yok oluşun kıyısına getiren emperyalist kapitalist sistemden kurtulmak için isyandan başka yol yok. Latin Amerika, Ortadoğu halkları ‘İsyanın’ güncelliğini muhafaza ediyor, koruyor.

Ne emperyalist - kapitalist sistem ne de onun işbirlikçisi AKP yenilmez değildir!

Hele hele ABD’nin Valisi konumundaki gerici şef Recep Tayyip Erdoğan hiç değildir!

Naylondur, küçücük bir maşadır, yenilecektir - yenilmek zorundadır. Parçalanacaktır, adı bile anılmayacaktır.

Bu işi emperyalizm yapmadan önce isyanı örgütlemek için, halklar yapmalıdır.

İşçinin düşmanlarına, halkların katillerine, emperyalizme ve patron iktidarlarına son verebilmenin, açlığı, sömürüyü bitirmenin ve bir bütün olarak gezegenin yok edilmesini önlemenin tek yolu sosyalizmdir / devrimdir!

İlk görevimiz, ırk, mezhep, cinsiyet, soy / sop ayrımına bakmadan sınıf dayanışmasını yaşama geçirmektir. Bir araya gelip örgütlenmek, birleşebilmektir!

Sermaye nasıl uluslararası bir güçse, işçi sınıfının partisi de ‘Enternasyonal’ olmalıdır!

Enternasyonal’in örgütlenmesi, emperyalizmin siyasi ve askeri saldırısının hedefindeki bölgemiz açısından çok daha acil bir görevdir. Bölge coğrafyasının bütününde örgütlenen ve ulusal sapmalara karşı koyan güçlü bir işçi enternasyonali yaratılamadığı takdirde, daha pek çok milli ve dini boğazlaşmaya tanık olacağımız aşikârdır. Bu coğrafyada yaşanan acıların tek ilacı, emperyalizmi kovacak, burjuvaziyi mülksüzleştirecek bölgesel bir devrimdir!

Birleşik bir cephedir…

Umudumuz: kendi alternatiflerini yaratabilecek olanlardır. Tüm emek ve mücadele örgütlerinin, patron saldırılarına karşı ortak bir savunma cephesinde toplanması halinde, ülke ve bölge halkları için bir umut doğacaktır!

Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın proletaryanın burjuvaziye karşı savaşı!
Savaşarak birleşelim!
Barikatları ateşe verelim!
Sokakları özgürleştirelim!
Bijî Şoreş û Civakparêzî!
Bıjî yek gûlan!


FKBC | Faşizme Karşı Birleşik Cephe

Hiç yorum yok: