19 Haziran 2015 Cuma

Peki, şimdi ne olacak?

Aslında seçimin sonucunu öğrendiğimizden beri hepimiz aynı soruyu sormaktayız. Malumunuz üzere bu seçimlerde halk şımarık iktidarın tahtından indirilmesini uygun buldu ve sandıktan koalisyon çıktı. Lakin Türkiye siyasetinde alışılagelmemiş bir durum ile de karşı karşıya kaldık. Tabanda birbirine tamamen zıt iki parti olan HDP ve MHP de mecliste yerini aldı ve aynı zamanda oluşabilecek herhangi bir koalisyon da söz sahibi olabilecekler. Peki nasıl? Aslında HDP tarafı MHP'ye nazaran biraz ılımlı olsa da MHP asla HDP'nin yer alacağı bir masaya oturmaya yanaşmıyor. CHP tarafı ise AKP'ye tamamen kapıları kapatıp diğer 3 parti ile %60'lık bir blok oluşturmaya çalışıyor. Lakin bunun olmayacağı da açıkça ortaya çıkmakta.

Hükümetin kurulma süreci
Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Meclis'te en fazla sandalyeye sahip parti olan AKP'nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na 63. Hükümeti kurma yetkisi vermesinin ardından, yeni hükümetin 45 gün içinde kurması gerekiyor. Davutoğlu, partisinin seçimlerde 258 milletvekiline ulaşamaması nedeniyle, yeni hükümeti kurmak için diğer üç siyasi parti ile görüşmeler yapacak. Davutoğlu, hükümeti kuramazsa Cumhurbaşkanı yeni görevlendirme yapabilecek.

Bakanlar Kurulu'nun güvenoyu alamaması veya güvensizlik oyu ile düşürülmesi hallerinde 45 gün içinde, yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı ya da kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde, Cumhurbaşkanı TBMM Başkanı'na danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek.

Anayasa'ya göre seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilecek ve Cumhurbaşkanı, geçici Bakanlar Kurulu'nu kurmak üzere bir Başbakan atayacak. Geçici Bakanlar Kurulu'na, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarının, TBMM'deki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından oranlarına göre alınması öngörülüyor. Siyasi parti gruplarından alınacak üye sayısını TBMM Başkanı tespit ederek Başbakan’a bildirecek. Teklif edilen bakanlığı kabul etmeyen veya sonradan çekilen partililer yerine, TBMM içinden veya dışından bağımsızlar atanacak. Geçici Bakanlar Kurulu, yenilenme kararının Resmi Gazete’de ilanından itibaren 5 gün içinde kurulacak. Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyu aranmayacak. Geçici Bakanlar Kurulu, seçim süresince ve yeni Meclis toplanıncaya kadar görev yapacak.

Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen milletvekilinin, 45 gün içinde yeni oluşturacağı kabine üyelerini Cumhurbaşkanı'na sunmasının ardından belirlenecek bir günde TBMM Genel Kurulu'nda, oluşturulan hükümet için güvenoyu aranacak. Güven oylaması açık oyla yapılıyor. Başkanlık; 276 milletvekili güvensizlik oyu kullandığı takdirde Bakanlar Kurulu'na güvensizlik oyu verildiğini, aksi takdirde Bakanlar Kurulu'nun güvenoyu aldığını bildiriyor.

Bakanlar Kurulu'nun programı, Bakanlar Kurulu listesinin Cumhurbaşkanı'nca onaylandığı günden itibaren en geç bir hafta içinde görüşülecek. Programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra Bakanlar Kurulu programı görüşülecek, görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra güven oylaması yapılacak.

Türkiye'nin koalisyon geçmişi
Şimdi bizler Türkiye'nin koalisyon geçmişine bir göz atıp önceki siyasi partilerin nasıl ortaklık yaptığını gözden geçirelim.

İlk koalisyon hükümetini, 20 Kasım 1961 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet Partisi (AP) milletvekilleri oluşturdu. Bu koalisyonun ömrü yaklaşık 7 ay sürdü.

İkinci koalisyon hükümeti ise 25 Haziran 1962'de, CHP, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKPM) ve bağımsız milletvekilleri arasında kuruldu. Bu hükümet, 25 Aralık 1963 yılına kadar görevde kaldı.

Bir sonraki koalisyon hükümeti, 25 Aralık 1963'te CHP milletvekilleri ile bağımsız milletvekillerinin katılımıyla oluşturuldu. Hükümet yaklaşık 14 ay görev yaptı.

Daha sonra 20 Şubat 1965 tarihinde AP-YTP-CKMP-MP koalisyonu kuruldu. Koalisyon 8 ay görevde kaldı.

Türkiye'deki diğer bir koalisyon hükümeti de 1974 yılında CHP ile Milli Selamet Partisi (MSP) arasında kuruldu ve yaklaşık 2 yıl görevde kaldı.

Adalet Partisi (AP), Milli Selamet Partisi (MSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) ise 1975 yılında koalisyon hükümeti kurdu. Hükümetin ömrü 27 ay sürdü.

Diğer bir koalisyon, 21 Temmuz 1977 yılında AP, MSP ve MHP milletvekillerinden oluştu. Hükümet, 5 Ocak 1978 tarihine kadar, 6 ay görev yaptı.

CHP'nin 1978'de bağımsız milletvekilleriyle oluşturduğu hükümetin görev süresi yaklaşık 2 yıl sürdü.

Bir başka koalisyon hükümeti de 20 Kasım 1991 tarihinde, DYP ile SHP arasında kuruldu. Hükümet, 16 Mayıs 1993 tarihine kadar, 18 ay görevde kaldı.

DYP ve SHP, 1993 yılında yeniden koalisyon hükümeti oluşturdu. Hükümet bu kez 28 ay ülkeyi yönetti

DYP, 1995 yılında ise CHP ile koalisyon hükümeti kurdu. Hükümetin ömrü 4 ay sürdü.

Anavatan Partisi (ANAP) ile DYP'nin 1996 yılında kurduğu koalisyon hükümetinin görev süresi 3 aydı.

Ardından Refah Partisi ile DYP arasında koalisyon kuruldu. Bu hükümet de 1 yıl görevde kaldı.

Ülkede 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan koalisyon hükümeti ise ANAP-DSP-Demokrat Türkiye Partisi (DTP) milletvekillerinden oluştu. Bu hükümetin ömrü de yaklaşık 18 ay oldu.

DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti ise 28 Mayıs 1999 tarihinde kuruldu, 18 Kasım 2002 yılına kadar, 3,5 yıl görevde kaldı.

Necmettin Erbakan'ın başındaki RP-DYP hükümeti, 28 Şubat sürecinde, iki partinin yaptığı koalisyon protokolü çerçevesinde görevi, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e devretmek üzere istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdi. Ancak Demirel, hükümeti kurmak için Çiller yerine ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ı görevlendirdi.

Türkiye çok partili hayata geçtiği günden bu yana, en kısası 2 ay en uzunu ise 3,5 yıl süren koalisyon hükümetleri deneyimi yaşadı.

Bu deneyimlerden yola çıkarak halkımızın da dile getirdiği koalisyon hükumetlerinin kısa Süreli olmasının çok büyük bir dezavantaj olması.

Lakin gerek CHP'nin vaadi olan 17-25 Aralık yolsuzluk yargılamalarının yapılması ve diğer partilerde de olan asgari ücret vaatlerinin halkın beklentisi olduğu da çok açık. Yani halk bu 4 partiden de sadece emeklerinin karşılığının yükselmesini ve diktatörlüğün çöpe atılmasını istiyor. İleriki günlerde bu 4 parti arasında paslaşmalar olur mu bilinmez ama halkın beklentisi ve umudu gittikçe artıyor. Yani Türkiye'deki siyasi yapılanma tamamen bir restorasyondan geçiyor. Halk kalıplaşmış milliyetçilik söylemlerinden ve siyasal İslam'ın mağduriyet edebiyatından ziyade bir mozaik ile kutuplaşmadan çıkıp kardeşliği temin etmek istiyor. Aslında 13 yıllık diktatörlüğün yıkılması AKP'nin şımarık Politikaları ve yeni Osmanlı düşüncesi sayesinde meydana geldi. Ve aynı zamanda Suriye politikalarında da AKP'nin ikiyüzlü bir savaş ortağı haline gelmesi bu halkı çileden çıkaran bir hal aldı. Tabii ki Haziran Direnişi de Türkiye'deki dengeleri tamamen değiştirip AKP'nin iktidar pahasına ne kadar halka düşman olduğunu gözler önüne serdi.

Devrimcilerin bu süreçteki tutumu nasıl olmalı?
Aslında sürecin bize verdiği anahtarlar çok açık. Bu sistemin köhneleştiğini ve yıkılmaya yüz tutan bir hale geldiğini bizler açıkça görmekteyiz. Koalisyonlar ve iktidarlar ne kadar ılımlı olursa olsun hem Kürt ve Türk halkları arasındaki kalıcı barışı hem de işçilerin tutsaklığını asla sosyalist düzen dışında hiç bir oluşum açıklığa kavuşturamaz. Bu nedenle zaten bizler bir sosyalist devrimin sandıkla veya seçimle gelmediğini zaten biliyoruz. Kendi içimizde örgütlenme sorunumuz olsa da aslında istediğimiz tek şey eşit bir ülkeyi inşa etmektir. Bu yüzden gereksiz ve yersiz çatışmaları bir yana bırakarak bizler faşizme ve oligarşiye karşı mücadelemizi sürdürmeliyiz. İşçilerin ve köylülerin tek umudu bu işbirlikçi hükümetler ve kapitalizmin dayattığı yaşam şartları olmasın diye daha fazla çalışmalı, konuşmalı ve öğrenmeliyiz. Öncü güç olarak biz sosyalist devrimciler halkın özlem duyduğu bağımsız bir Anadolu gayesiyle hareket etmeliyiz. Bizleri kurtaracak olan yalnızca devrime olan inancımızı kaybetmememiz ve bu süreci daha çok örgütlenerek değerlendirmemizdir. Ancak bu şekilde şimdi ne olacak sorusuna rahatlıkla cevap verebiliriz.

Okan Marmara

Hiç yorum yok: